84. Bil ki sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle teçhizi…
Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
İ’lem ey esbaba müptela insan! Bil ki sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle teçhizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsavi olan zatın “Kün” emriyle müsebbebi halk etmesinden daha kolay daha ekmel daha a’lâ değildir. (Mesnevi-i Nuriye)
İlk önce “sebep” ve “müsebbeb” kavramları üzerinde duralım:
Sebep: Neticenin yaratılmasına vasıta olan şeydir.
Müsebbeb: Sebeplere takılan neticelerdir.
Mesela:
– Bal arısı sebeptir, bal müsebbeb.
– Tavuk sebeptir, yumurta müsebbeb.
– Bulut sebeptir, yağmur müsebbeb.
– İnek sebeptir, süt müsebbeb.
– Ağaç sebeptir, meyve müsebbeb.
– İpek böceği sebeptir, ipek müsebbeb.
Bunlar gibi, Cenab-ı Hak her müsebbebi bir sebeple yaratmaktadır.
Üstadımız dedi ki: Sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle teçhizi…
Mesela bal arısı sebep, bal ise müsebbebtir. Bal arısı balın sebebi olarak takdir edilmiş ve bal için lazım olan cihazlarla teçhiz edilmiştir.
Yine inek sebep, süt müsebbebtir. İnek sütün sebebi olarak takdir edilmiş ve süt için lazım olan cihazlarla teçhiz edilmiştir.
Sonra Üstadımız dedi ki: …kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsavi olan zatın “Kün” emriyle müsebbebi halk etmesinden daha kolay… değildir.
Yani hem sebebin halkı hem sebebiyetinin takdiri hem de müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle teçhizi, Allah’ın müsebbebi halk etmesinden daha kolay değildir.
Buradaki mana şudur: Hadi faraza müsebbebi sebepler yaptı diyelim. Peki, sebepleri kim yaptı?
1. Sebeplerin halkı
2. Sebebiyetinin takdiri
3. Müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle teçhizi
Bu üç şey, müsebbebin yaratılmasından daha kolay değildir ki sebepleri tesadüfe havale edebilelim. Yani hadi faraza meyveyi ağaç yaptı diyelim. Peki, ağacı kim yaptı? Ağacın halkı meyvenin halkından daha mı kolaydır? Kolay olduğu için mi tesadüfe havale ediliyor?
Yok, hayır! Hiç de öyle kolay değildir.
İşte Üstadımız bu manayı nazara vermek için, “Bil ki sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle teçhizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsavi olan zatın “Kün” emriyle müsebbebi halk etmesinde daha kolay… değildir.” dedi.
Sonra işin başka bir cihetine dikkat çekerek şöyle buyurdu: …daha ekmel daha a’lâ değildir.
Yani sebepler müsebbeblerden daha mükemmel ve daha üstün değildir. Mesela yumurta sebep, tavus kuşu ise müsebbebtir. Sebep olan yumurta, müsebbeb olan tavus kuşundan daha ekmel ve daha a’lâ değildir. Bu durumda, daha basit olan sebep, daha ekmel ve daha güzel olan müsebbebi nasıl yaratmakta ve kendinde olmayan kemal ve cemali ona nasıl vermektedir?
İşte küfrün içinde böyle binler muhal vardır. Kabul edene ne diyelim, Allah hidayet etsin!
Metni bir daha okuyalım:
İ’lem ey esbaba müptela insan! Bil ki sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle teçhizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsavi olan zatın “Kün” emriyle müsebbebi halk etmesinden daha kolay daha ekmel daha a’lâ değildir. (Mesnevi-i Nuriye)
Yazar: Sinan Yılmaz