a
Ana SayfaHubab10. Ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir zafiyet, acz, fakirlik…

10. Ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir zafiyet, acz, fakirlik…

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

İ’lem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Üstad Hazretleri nefsi böyle vasfediyor: Mağrur, mütekebbir ve mütemerrid!

Evet, terbiye olmayan nefis son derece kibirli ve inatçıdır. Kendini her şeyden büyük bilir, kendine güvenir hatta kendini ilah ittihaz eder.

Üstadımız bu nefse şöyle diyor:

Sen öyle bir zafiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hâllere mahalsin ki ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

İnsan son derece âciz, fakir ve zayıf bir mahluktur. Gözsüz bir akrep insanı mağlup eder; ayaksız bir yılan insanı helak eder. Gözle görülemeyen bir mikrop insanın vücuduna girer de onu hasta eder. İnsan bir mikropla bile başa çıkamaz. Bu kadar âcizdir, bu kadar fakirdir.

Lakin sen gel gör ki bu âciz insan kendini bu kâinatın sahibi zanneder. Hatta kâinatın sahibine meydan okur. Allah’ın zatı hakkında, dini hakkında, kitabı hakkında öyle sözler söyler ki o sözden dağlar titrer. Zanneder ki sözü yanına kâr kalacak; amelinden hesaba çekilmeyecek.

İşte Üstad Hazretleri bu nefse diyor ki: Ey kibirli, inatçı nefis! Bir kuvvetine kudretine bak. Sende öyle bir âcizlik, zayıflık, fakirlik ve miskinlik var ki bir mikropla bile başa çıkamazsın. Hâl böyle iken, neyine güvenerek Allah’a meydan okuyorsun!

Bir vakit âlim bir hocamıza birisi şöyle demiş:

— Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Hocamız şöyle cevap vermiş:

— Evet, biliyorum. Sen evvelde pis bir suydun. Hatta elbiseye bulaşsan namaza mâni idin. Sonunda da kabre girip çürüyüp yok olacaksın. Âcizlik, fakirlik ve zayıflık ciğerlerine kadar işlemiş. İşte sen busun…

Allahu Teâlâ aczimizi anlamayı, fakrımızı idrak etmeyi, zaafımızı bilmeyi nasip etsin. Bizi, fakirliğimizi bilmekle zenginleştirsin; kendini zengin zannetmekle fakirleştirmesin.

Kardeşlerim, Risale-i Nurları okurken cümleler üzerinde çok düşünmeli ve nefsimizi hesaba çeke çeke okumalıyız. Kemal bulmak ve hâlimizi ıslah etmek bu okuma usulüne bağlıdır. Eğer sadece malumat sahibi olmak için okursak beklenen faydayı göremez; okur okur ama hâlâ çiğ oluruz.

Şimdi önümüzde bir ders var. Nefsin mahiyetini anlatan bir ders… Boynumuzu bükmeli, gözümüzü kapatmalı ve nefsimizi hayalen karşımıza alarak onunla konuşmalıyız. Kibrini kırmaya, benliğini öldürmeye ve haddini bildirmeye çalışmalıyız. Bu tefekkür nefis silahını bırakıp, “Teslim oldum.” deyinceye kadar devam etmelidir. Allah yar ve yardımcımız olsun!

Bu derste şu bölümü mütalaa ettik:

İ’lem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir zafiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hâllere mahalsin ki ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin