74. Cenab-ı Hakk’ın sana in’am ettiği vücud ile vücuda lazım olan şeyler temlik suretiyle değildir…
Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Cenab-ı Hakk’ın sana in’am ettiği vücud ile vücuda lazım olan şeyler temlik suretiyle değildir. Yani senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak o gibi nimetlerde, Allah’ın rızasına muvafık tasarruf edilebilir.
Evet, bir misafir, ev sahibinin iznine ve rızasına muvafık olmayacak derecede, yemeklerde ve sair şeylerde israf edemez. (Mesnevi-i Nuriye)
Metin açık olduğu için şerhe ihtiyaç yok. Ancak şerhe ihtiyaç olmaması, okuyup geçelim manasında değildir. Böyle metinlerde yapılması gereken şey; metni iyice anlamak, sonra boynu büküp enfüse dönmek, nefsimizi karşımıza alarak onunla konuşmak ve üzerinde en az on dakika tefekkür yapmaktır. Bu yapılmadan okumaya devam edilirse hakiki fayda sağlanamaz.
Dilerseniz, ben kendi tefekkürümün bir kısmını yazayım. Sizlere de örnek olsun:
— Ey nefsim! Bu göz senin midir? Sen mi yaptın ya da yolda buldun da temellük mü ettin?
Hayır! Ne sen yaptın ne de yolda buldun! Sana bu gözü Allahu Teâlâ taktı. Ancak sana verilen bu göz temlik suretiyle değildir. Yani senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak o gözde Allah’ın rızasına muvafık tasarruf edebilirsin.
Öyleyse ey göz! İyi gör. Sakın harama bakma! Allah’ın sanatını gör ve o sanattaki esmanın nakışlarını seyreyle…
— Yine ey nefsim! Bu dil senin midir? Sen mi yaptın ya da yolda buldun da temellük mü ettin?
Hayır, senin değildir. Ne sen yaptın ne de yolda buldun. O dili sana rahmeti sonsuz Rabb-i Kerim’in verdi. Ancak sana verilen bu dil temlik suretiyle değildir. Yani senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak o dilde Allah’ın rızasına muvafık tasarruf edebilirsin.
Öyleyse ey dil! Hayrı konuş; zikirle ve şükürle meşgul ol. Hakkı anlat ve hakka davet et. Sakın yalana, gıybete ve malayaniye girme… Yine sadece helali tat; sakın haramı tatma. Çünkü izin yoktur.
Ey nefsim! Dil senin mülkün değildir; belki sende bir emanettir. Eğer haddi aşarsan emanete hıyanet eder ve hainler defterine kaydolursun.
— Yine ey nefsim! Bu ayaklar senin midir? Sen mi yaptın ya da yolda buldun da temellük mü ettin?
Hayır! Ne sen yaptın ne de yolda buldun. O ayakları sana Rabb-i Rahîm’in verdi. Ancak sana verilen bu ayaklar temlik suretiyle değildir. Yani senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak o ayaklarda Allah’ın rızasına muvafık tasarruf edebilirsin. Yani Allah’ın “Git.” dediği yere gidebilir, “Gitme.” dediği yere gidemezsin. Eğer gidersen emanete hıyanet etmiş olursun. Bunun da cezası var. Bu cezaya dayanabilir misin?
Yine ey nefsim! Sana verilen akıl, muhabbet, hayal, korku gibi duygular senin malın olmayıp, hepsi sana Allahu Teâlâ tarafından ihsan edilmiştir. Her birinin bir vazifesi ve kendine mahsus bir ibadeti vardır. Onları vazifelerinde çalıştır. Onların sana verilmesi temlik suretiyle değildir. Yani senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak o gibi nimetlerde, Allah’ın rızasına muvafık tasarruf edebilirsin.
Ey nefsim! Sen bir misafirsin. Bir misafir, ev sahibinin iznine ve rızasına muvafık olmayacak derecede, yemeklerde ve sair şeylerde israf edemez. Madem misafirsin, öyleyse misafirhane sahibinin izni dairesinde hareket et; onu razı et. Selametle kabir kapısını açıp, saadet-i ebediyeye gir…
Ben tefekkürümün ve nefsimle konuşmamın bir kısmını yazdım. Sizler de buna benzer bir tefekkürü mutlaka yapmalı ve nefsinizi karşınızı alarak onunla konuşmalısınız. Mesele okumak değil, hakikate ulaşmaktır. Bunun yolu da tefekkür ve nefsi sigaya çekmektir.
Metni bir daha okuyalım:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Cenab-ı Hakk’ın sana in’am ettiği vücud ile vücuda lazım olan şeyler temlik suretiyle değildir. Yani senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak o gibi nimetlerde, Allah’ın rızasına muvafık tasarruf edilebilir.
Evet, bir misafir, ev sahibinin iznine ve rızasına muvafık olmayacak derecede, yemeklerde ve sair şeylerde israf edemez. (Mesnevi-i Nuriye)
Yazar: Sinan Yılmaz