a
Ana SayfaHubab41. Altıncısı: Hayvan-ı nâtık gibi bir mahiyet-i mücerredenin küçük ve büyük efradına nisbeti birdir.

41. Altıncısı: Hayvan-ı nâtık gibi bir mahiyet-i mücerredenin küçük ve büyük efradına nisbeti birdir.

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Altıncısı: Hayvan-ı nâtık gibi bir mahiyet-i mücerredenin küçük ve büyük efradına nisbeti birdir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Bu mesele 29. Söz’de şöyle geçmektedir.

Beşinci temsil: Tecerrüd sırrıdır. Mesela teşahhusattan mücerred bir mahiyet, bütün cüz’iyatına en küçüğünden en büyüğüne tenakus etmeden, tecezzi etmeden bir bakar, girer. Teşahhusat-ı zahiriye cihetindeki hususiyetler müdahale edip şaşırtmaz. O mahiyet-i mücerredenin nazarını tağyir etmez. Mesela iğne gibi bir balık, balina balığı gibi o mahiyet-i mücerredeye maliktir. Bir mikrop, bir gergedan gibi mahiyet-i hayvaniyeyi taşıyor. (29. Söz)

Varlıklara baktığımızda, “Bu insandır. Bu kedidir. Bu kuştur. Bu balıktır…” gibi sözler söyleriz. İnsan olmak, kedi olmak, kuş olmak, balık olmak ve diğer bir varlık olmak bir mahiyettir. Bu mahiyet mahluk değildir ve bir vücud-u haricisi yoktur. Müşahhas ve mücessem değildir, mücerrettir. Bu sebeple bu vasıflara mahiyet-i mücerrede denir. Yine bütün sıfatlar o varlığın birer mahiyet-i mücerredesidir.

Mesela bir balinayı ele alalım. Balinanın balık olması onun mahiyet-i mücerredesidir. Bu mahiyet-i mücerrede o balinada gözüktüğü gibi, aynı anda hadsiz balıkta da gözükür. Denizde olan milyarlarca varlığa balık denir. Büyük bir balık hangi sıfatları taşıyorsa ve hangi vasıflara sahipse -yani mahiyet-i mücerredesi neyse- küçük bir balık da aynı sıfatları taşır ve aynı özelliklere -yani mahiyet-i mücerredeye- sahiptir.

Yine bir gergedan hayvaniyet cihetiyle hangi sıfatlara sahipse ve mahiyet-i mücerredesi neyse, bir mikrop da hayvan olmak hasebiyle aynı sıfatlara ve aynı mahiyet-i mücerredeye sahiptir.

Mücerred mahiyetler ve sıfatlar bir nevin bütün fertlerinde bulunur. Birinde olması diğerinde olmasına mâni değildir; hepsinin aynı anda o özelliklere sahip olmasında bir zahmet ve zorluk yoktur.

Bu mahiyet-i mücerredenin hadsiz efradda aynı anda gözükmesinde nasıl bir zahmet ve zorluk yoksa, kudret-i İlahiyenin de hadsiz efradda aynı anda tecelli etmesinde bir zahmet ve zorluk yoktur. Çünkü kudret-i İlahiye de bir mahiyet-i mücerrede ve bir sıfat-ı Rabbaniyedir. Tecerrüd sırrıyla hadsiz efradda aynı anda işleyebilir ve onlarda tasarruf edebilir. Bir iş bir işe mâni olmaz ve hiçbir şey o kudret-i İlahiyeye zor gelmez.

Üstadımız mütalaasını yaptığımız cümlede, “Hayvan-ı nâtık gibi bir mahiyet-i mücerrede…” dedi. “Hayvan-ı nâtık” ifadesiyle şu mana kastedilmiş olabilir:

“Hayvan-ı nâtık” ifadesi Risale-i Nurlarda sadece iki yerde geçiyor. Birincisi mütalaasını yaptığımız cümlede, ikincisi de 31. Söz’deki şu cümlede:

— Hâlbuki fâni, âciz bir hayvan-ı nâtık, zeval ve firak sillesini daima yiyen biçare insana… (31. Söz)

Hayvan-ı nâtık “konuşan hayvan” manasında olup, felsefecilerin insana yaptığı bir tanımdır. İnsana manası itibarıyla bakılırsa “halife-i arz” olur; maddesi itibarıyla bakılırsa “hayvan-ı nâtık” olur.

Üstadımız burada “hayvan-ı nâtık” diyerek insanın mahiyet-i mücerredesi olan “insaniyet” cihetine dikkat çekmiş olabilir. Buna göre, mana şöyle olur:

— Bir mahiyet-i mücerrede olan “insan” kavramı -yani maddesi itibarıyla beşerin bir hayvan-ı nâtık olması- bütün insanlarda aynı anda gözükür. Her gün dünyaya gelen yaklaşık 400.000 bebek insan olma vasfını taşır ve hepsi maddesi itibarıyla bir hayvan-ı nâtıktır. Hayvan-ı nâtık gibi bir mahiyet-i mücerredenin küçük ve büyük efradına nisbeti birdir. Bu hakikat diğer mahiyet-i mücerredeler için de geçerlidir.

“Hayvan-ı nâtık” ifadesiyle başka bir mana da kastedilmiş olabilir. Bana bu kadar açıldı, bu kadar izah edebildim.

Mütalaasını yaptığımız cümleyi bir daha okuyalım ve dersimizi tamamlayalım:

Altıncısı: Hayvan-ı nâtık gibi bir mahiyet-i mücerredenin küçük ve büyük efradına nisbeti birdir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin