a
Ana SayfaHubab32. Ve bir şeyin icadında gayrimütenahi esbabın iştiraki lazımdır. Mesela bal arısı…

32. Ve bir şeyin icadında gayrimütenahi esbabın iştiraki lazımdır. Mesela bal arısı…

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve bir şeyin icadında gayrimütenahi esbabın iştiraki lazımdır. Mesela bal arısı her şeyle alakadar olduğundan eğer icadı esbaba isnad edilirse semavat ve arzın iştirakleri lazımdır. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Eğer eşya esbaba havale edilir ve “Sebepler yarattı.” denilirse, bu durumda, bütün sebeplerin iştiraki lazımdır. Yani bir eşyanın vücuda gelmesi için ne kadar sebebe ihtiyaç varsa, bütün bu sebeplerin yan yana gelmesi, ortak hareket etmesi ve birbirine yardım etmesi gerekir. Ayrıca eşyanın icadında hazır olmaları da gerekir. Bunun sebebi şudur:

Esbab maddi olduğu için uzaktan iş göremez ve eşyaya tesir edemez. Eşyaya tesir edebilmesi için yanında olması ve fiziki bir teması lazımdır. Bu durumda, mesela bal arısını esbab icad ettiyse, bütün esbabın bal arısının vücuduna girmesi ve vücudunda çalışması gerekir. Böyle bir iştirak ve maddi temas olmadan bal arısını yaratmaları mümkün değildir.

Diğer esbabtan sarfınazar edip sadece güneşi ele alsak; “Bal arısını esbab yaptı.” diyen kimse, kocaman güneşin bal arısının küçücük vücuduna sığdığını ve orada bir usta gibi çalıştığını kabul etmesi lazım gelir. Bunu kabul edeni de biz küfrüyle baş başa bırakırız.

Üstadımız muhallere şöyle devam ediyor:

Maahâzâ, kesretin vâhidden sudûru, vâhidin kesretten sudûru kadar zahmet değildir, daha kolaydır. Mesela bir kumandanın efrad-ı kesîreye verdiği intizam ve yaptırdığı işleri; o efrad-ı kesîre, kendi başlarına büyük bir müşkülattan sonra yapabilirler. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Malumdur ki bir kumandanın yüz askeri idare etmesi, yüz kumandanın bir askeri idare etmesinden daha kolaydır. Bir de ortada kumandan olmayıp askerler birbirlerini idare etmeye ve intizam vermeye çalışsalar, iş, içinden çıkılamaz bir hâl alır. Üstadımız bu hakikati Lem’alar Risalesi’nde şöyle beyan ediyor:

— Evet, kesret vahdete isnad edilmediği takdirde, vahdeti kesrete isnad etmek mecburiyeti hasıl olur. Demek, dağınık bir nevin icadındaki suhulet-i harika, vahdet ve tevhid sırrına bağlıdır.

Yani yol ikidir: Ya kesret (âlem ve içindeki eşya) vahdete (bir olan Allah’a) isnad edilecek ya da vahdet (her bir eşya) kesrete (sebeplere) isnad edilecek. Vahdetin kesrete isnadında (bir eşyanın çok esbaba isnad edilmesinde) bin müşkülat ve muhal vardır. Kesretin vahdete isnadı (âlem ve içindeki eşyanın Allah’a isnadı) ise gayet makul ve kolaydır. İcadda gözüken şu suhulet-i mutlaka vahdetten (bir olan Allah’ın yaratmasından) gelmektedir.

Üstad Hazretleri, esbabın fail-i hakiki olamayacağını metnin devamında farklı cihetlerle ispat ediyor. Bu cihetlerin mütalaasını sonraki derse havale edelim ve dersimizi burada noktalayalım:

Metni bir daha okuyalım:

Ve bir şeyin icadında gayrimütenahi esbabın iştiraki lazımdır. Mesela bal arısı her şeyle alakadar olduğundan eğer icadı esbaba isnad edilirse semavat ve arzın iştirakleri lazımdır.

Maahâzâ, kesretin vâhidden sudûru, vâhidin kesretten sudûru kadar zahmet değildir, daha kolaydır. Mesela bir kumandanın efrad-ı kesîreye verdiği intizam ve yaptırdığı işleri; o efrad-ı kesîre, kendi başlarına büyük bir müşkülattan sonra yapabilirler. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin