79. Mevhum bir şey hakikat-i hariciyeye mebde olamaz…
Soru: Nokta Risalesi’nin dördüncü burhanındaki, “Mevhum bir şey hakikat-i hariciyeye mebde olamaz…” diye başlayan kısmı izah edebilir misiniz?
Elcevab: Üstadımız orada şöyle diyor: “Mevhum bir şey hakikat-i hariciyeye mebde olamaz. Fıtrat ve vicdanda nokta-i istinad ile nokta-i istimdad iki hakikat-i zaruriyedir.”
Mevhum: Gerçekte olmadığı hâlde var gibi düşünülen, kuruntuya dayanan ve vehmedilen şeydir. Mevhum bir şey hakikat-i hariciyeye mebde olamaz. Mesela insanlarda Noel Baba’dan yardım dilemek gibi bir duygu yoktur. Noel Baba mevhum olduğu için, ondan yardım dilemek gibi bir hakikat-i hariciyeye mebde olamamıştır. Fıtrat-ı insanîde ondan yardım istemek gibi bir duygu yoktur.
Yine mesela hiç kimse denizkızına âşık olmamıştır. Denizkızı mevhum bir şey olduğundan aşk gibi bir hakikat-i hariciyeye mebde olamamıştır.
Yine kalb-i insanîde ejderhadan korkmak gibi bir duygu yoktur. Ejderha mevhum bir şey olduğundan korku gibi bir hakikat-i hariciyeye mebde olamamıştır.
İnsana baktığımızda ise insanın fıtratında ve vicdanında nokta-i istinad ve nokta-i istimdad vardır. Nokta-i istinad, Allah’a dayanma ve güvenme; nokta-i istimdad ise Allah’tan yardım isteme ve imdada çağırma duygusudur. Bu iki duygu kâfirlerde dahi vardır. Eğer Allahu Teâlâ’nın varlığı mevhum olsaydı, “Mevhum bir şey hakikat-i hariciyeye mebde olamaz.” kaidesince, fıtrat-ı insanîde nokta-i istinad ile nokta-i istimdad bulunmazdı. Madem bulunuyor, o hâlde Allah’ın varlığı mevhum değil hakikattir. Hakikattir ki nokta-i istinad ve nokta-i istimdad gibi iki hakikat-i hariciyeye mebde olmuştur.
Herhâlde mesele anlaşılmıştır. Dua eder, dua bekleriz.
Yazar: Sinan Yılmaz