a
Ana SayfaHubab8. Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına numunedir. Tevhid ve ibadette lazım olduğu gibi…

8. Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına numunedir. Tevhid ve ibadette lazım olduğu gibi…

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına numunedir. Tevhid ve ibadette lazım olduğu gibi, dua eden kimse de kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenab-ı Hak işitir, deyip kâdir olduğuna itikad etmelidir. Bu itikad, Allah’ın her şeyi bilir ve her şeye kâdir olduğunu istilzam eder. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Dua eden kimse duasına şu sözlerle başlar:

اَللَّهُمَّ  Ey Allah’ımız…

يَا رَبَّنَا  Ey Rabbimiz…

يَا رَبِّي  Ey Rabbim…

يَا اِلهِي  Ey İlahım…

Böyle diyerek duaya başlar ve doğrudan Allah’a nida edip ona seslenir. Bu seslenmek de ispat eder ki dua eden kimse:

– Allah’ın, sesini işittiğini,

– Kendisini gördüğünü,

– Hâlinden haberdar olduğunu,

– Kalbinde dolaşan istek ve arzuları bildiğini,

– Bu istek ve arzuları kendisine vermeye kâdir olduğunu bilir ve buna itikad eder.

Duanın mayasında ve ruhunda bu itikad vardır. Hatta bazen duasında bu manaları açık ederek şöyle der:

اللهم انت تسمع كلامي وترى مكاني وتعلم سري وعلانيتي لا يخفى عليك شيء من أمري

Ey Allah’ımız! Sen sesimi işitiyorsun; hâlimi görüyorsun; gizlediklerimi ve açıkladıklarımı biliyorsun. İşlerimden hiçbir şey sana gizli değildir…

İşte duadaki bu itikad aynı zamanda tevhid ve ibadetin de ruhudur. Dolayısıyla dualar, tevhid ve ibadetin esrarına numunedir.

Bu itikad tevhid ve ibadette lazım olduğu gibi, dua eden kimse için de lazımdır. Dua bu ruh ve samimiyetle yapılmalı; dua eden kimse Allah’ın kendisini işittiğini ve bildiğini düşünmeli, gücünün her şeye yettiğine itikad etmeli ve buna göre boyun bükmelidir.

Üstadımız bu manayı 24. Mektup’ta şöyle beyan ediyor:

DÖRDÜNCÜ NÜKTE: Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki: Birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerîm zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını defedebilir bir zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah bir inşirah duyup dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp  اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ  der.

BEŞİNCİ NÜKTE: Dua, ubudiyetin ruhudur ve halis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her hâlimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.

İşte duanın verdiği halis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak,  قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ  sırrını anla ve  وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي اَسْتَجِبْ لَكُمْ  fermanını dinle…  اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ  denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi. (24. Mektup)

Cenab-ı Mevla cümlemize duayı sevdirsin ve ruhuna intikal ederek dua etmeyi nasip etsin.

Haydi dostlar, bugün de dua günümüz olun. Açalım ellerimizi, Rabb-i Rahîmimizden isteyelim. O her sesimizi işitir ve her matlubumuzu bize musahhar eder.

Bu dersimizde şu bölümü mütalaa yaptık:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına numunedir. Tevhid ve ibadette lazım olduğu gibi, dua eden kimse de kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenab-ı Hak işitir, deyip kâdir olduğuna itikad etmelidir. Bu itikad, Allah’ın her şeyi bilir ve her şeye kâdir olduğunu istilzam eder. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin