a
Ana SayfaHubab9. Bir zerre Şems-i Ezelî’nin tecellisine mazhar olur. Fakat Müessir-i Hakiki’ye zarf olamaz…

9. Bir zerre Şems-i Ezelî’nin tecellisine mazhar olur. Fakat Müessir-i Hakiki’ye zarf olamaz…

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Şu âlemi ziyalandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecelli ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân haricidir. Çünkü gözü patlatır.

Kezâlik, bir zerre, Şems-i Ezelî’nin tecellisine mazhar olur. Fakat Müessir-i Hakiki’ye zarf olamaz. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Risale-i Nurları okurken -daha fazla istifade edebilmek için- bir cümlenin kime ve niçin söylendiğini bulmaya çalışmalı ve meseleye o gözle bakmalıyız.

Okunup geçildiğinde pek de mana ifade etmeyen mezkûr bölüm, kime ve niçin söylendiği canibinden bakıldığında çok büyük manalar ifade etmekte ve elmas kıymeti taşımaktadır. Şöyle ki:

Selefiler Allah’ın Arş’ta olduğunu iddia etmektedirler. Onlara göre, Allahu Teâlâ Arş’ta oturmaktadır. Hatta Selefilerin imamlarından İbni Teymiye şöyle diyecek kadar ileri gider:

— Allah dilerse bir sivrisineğin sırtına yerleşir de sivrisinek O’nun kudreti ve rububiyetinin lütfu ile O’nu yüklenip kaldırır. Böyle iken, Allah Arş’ın üzerine nasıl yerleşmez?

Selefilerin Allah hakkındaki itikadı budur. Halbuki Ehl-i sünnet itikadına göre, Allahu Teâlâ mekândan münezzehtir.

İşte Üstad Hazretleri bu makamda Selefilere bir reddiye yapıyor ve diyor ki: Bir zerre, Şems-i Ezelî’nin tecellisine mazhar olur. Fakat Müessir-i Hakiki’ye zarf olamaz.

Yani eşya ancak Allahu Teâlâ’nın isimlerinin tecellisine mazhar ve ayna olabilir; Allahu Teâlâ isim ve sıfatlarıyla o aynada tecelli eder. Yoksa Allah’ı içine alıp ihata edemez.

Bu hakikati de şu misalle anlatıyor: Şu âlemi ziyalandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecelli ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân haricidir. Çünkü gözü patlatır.

Evet, şeffaf bir eşya güneşin tecellisine ayna olabilir. Güneş o eşyada yedi rengiyle ve diğer sıfatlarıyla tecelli eder.

O şeffaf eşya, temessül cihetiyle koca güneşi içine alabilirken, maddi cihetle güneşten bir kıvılcımı içine alamaz ve kıvılcıma mahal olamaz. Eğer güneşten bir kıvılcım o eşyaya girse onu yakar kül eder.

Aynen bunun gibi, Allahu Teâlâ da isim ve sıfatlarının tecellisi ile bir eşyada gözükür. Eşya bu isim ve sıfatların tecellisine mazhar ve ayna olur. Ancak Allah’ın zatına mahal ve makam olamaz; mahluk olan, hâlık olanı ihata edip içine alamaz.

Bu meseleyi “Arş’a İstiva” isimli eserimizde uzunca izah ettik. Dileyen kardeşlerimiz, sitemizin “Ehl-i Sünnet İtikadı” bölümüne girip bu eseri okuyabilir. Ve okumanızı ısrarla tavsiye ediyorum.

Bu dersimizde şu bölümü okuduk:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Şu âlemi ziyalandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecelli ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân haricidir. Çünkü gözü patlatır.

Kezâlik, bir zerre, Şems-i Ezelî’nin tecellisine mazhar olur. Fakat Müessir-i Hakiki’ye zarf olamaz. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin