a
Ana SayfaHubab90. Bir nimetin umumi ve herkese şamil olması, kıymetinin azlığına ve ehemmiyetsizliğine delalet etmez…

90. Bir nimetin umumi ve herkese şamil olması, kıymetinin azlığına ve ehemmiyetsizliğine delalet etmez…

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Bir nimetin umumi ve herkese şamil olması, kıymetinin azlığına ve ehemmiyetsizliğine delalet etmez. Ve o nimetin bir kasd ve iradeden gelmemesine emare olamaz. Mesela göz nimetinin bütün hayvanlarda bulunması, senin göze olan şiddet-i ihtiyacını tahfif etmediği gibi, gözün kıymetini tenkis etmeye de sebep olamaz. Ve keza, hususi ve tek bir nimetin tesadüfü mümkün olsa bile, umumi bir nimet behemehâl bir mün’imin eser-i kasd ve iradesidir. (Mesnevi-i Nuriye)

Üstad Hazetleri Şule Risalesi’nde şöyle diyor:

Sem, basar, hava, su gibi umumi nimetler daha ehemmiyetli, daha kıymetli olduklarına nazaran, hususi, şahsi nimetlerden kat kat fazla şükre istihkak ve liyakatleri vardır. Binaenaleyh, o gibi umumi nimetlere karşı nankörlük edip şükran etmemek en büyük küfran-ı nimet sayılır. Hâl bu merkezde iken, bazı insanlar şahıslarına ait hususi nimetlere karşı Allah’a şükrederlerse de şu umumi nimetler onlara şümulü yokmuş gibi fikirlerine bile gelmiyor. (Şule Risalesi)

Mesele üzerine biraz mütalaa yapalım:

İnsana verilen nimetler iki türlüdür:

1. Hususi nimetler

2. Umumi nimetler

Mesela insanın sofrasındaki yemek hususi bir nimettir. Evladı hususi bir nimettir. Giydiği elbise hususi bir nimettir. Bu nimetler ona has kılınmış ve bütün menfaati ona tahsis edilmiştir.

Bir de umumi nimetler vardır. Bu umumi nimetlerden ben de istifade ederim. Ancak başkalarının da istifadesi vardır veya bana verilenin aynısı başkasına da verilmiştir.

Mesela güneş umumi bir nimettir. Faydası sadece bana mahsus değildir. Beni ısıtıp aydınlattığı gibi, bütün mahlukatı da ısıtır ve aydınlatır. Yine hava umumi bir nimettir. Ben teneffüs ederim, hayatımın devamını sağlar. Ama sadece bana ait değildir. Bütün zihayat ondan faydalanır. Yine su umumi bir nimettir. Ben suyu içerim, beni hayata bağlar. Ancak yağmurun yağdırılması sadece benim için değildir. Bütün insanların hatta hayvanat ve nebatatın onda menfaati vardır.

Bir de hepimizde bulunan umumi nimetler var. Mesela hepimizin gözü var, kulağı var; aklı, hafızası, iradesi vs. var. Bu gibi cihazlar ve duygular, hepimize verilmiş umumi nimetlerdendir.

Hususi nimetlere karşı nasıl şükretmek gerekiyorsa, umumi nimetlere de öyle şükretmek gerekir. Umumun ondan faydalanması veya o nimetin herkeste olması onu nimet olmaktan çıkarmaz.

Demek, umumi nimetlere karşı şükürsüzlük büyük bir küfran-ı nimettir, nimetin kadrini ve kıymetini bilmemektir.

Şimdi hem nefsime hem de sizlere soruyorum:

— Bugün güneşe şükreden var mı?

— Havaya şükreden var mı?

— Aya şükreden, denize şükreden, dağlara şükreden var mı?

— Ya da hiç gün içinde gözümüzden, dilimizden, aklımızdan ve diğer cihazlarımızdan dolayı şükrettik mi?

Bir lokmayı ağzımıza attığımızda şükrediyoruz. Peki, bu şükrü umumi nimetlere karşı niçin yapmıyoruz? Hâlbuki umumi nimetler daha büyük olduğu için daha büyük bir şükür ister.

Evet, güneş bize soba ve lamba yapılmış; Ay kandilimiz, yıldızlar dünya evimizin mumları olmuş. Ancak bunlara şükretmek aklımıza gelmiyor.

Yeryüzü bize bir beşik yapılmış; gökyüzü evimizin damı olmuş. Buna şükretmek aklımıza gelmiyor.

İnekler, keçiler, koyunlar süt fabrikası olmuş. Buna şükretmek aklımıza gelmiyor.

Zehirli bir böcek bizim için balı yapıyor; elsiz böcek ipeği dokuyor. Buna şükretmek aklımıza gelmiyor.

Ağaçların dalı adeta rahmetin eli olmuş; toprak kaynamış kazan olmuş, içinde her türlü bitki pişmiş. Buna şükretmek aklımıza gelmiyor.

— Neden aklımıza gelmiyor?

Çünkü bu nimetler umumidir.

— Peki, umumi diye hesaba çekilmeyecek miyiz?

Vallahi çekileceğiz. Sadece hususi nimetlerden değil, umumi nimetlerden de hesaba çekileceğiz. Öyleyse fırsat varken şükrünü eda etmeye çalışalım.

Metni bir daha okuyalım:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Bir nimetin umumi ve herkese şamil olması, kıymetinin azlığına ve ehemmiyetsizliğine delalet etmez. Ve o nimetin bir kasd ve iradeden gelmemesine emare olamaz. Mesela göz nimetinin bütün hayvanlarda bulunması, senin göze olan şiddet-i ihtiyacını tahfif etmediği gibi, gözün kıymetini tenkis etmeye de sebep olamaz. Ve keza, hususi ve tek bir nimetin tesadüfü mümkün olsa bile, umumi bir nimet behemehâl bir mün’imin eser-i kasd ve iradesidir. (Mesnevi-i Nuriye)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin