a
Ana SayfaHubab35. Her bir zerrenin hem hâkim hem mahkûm olması lazım gelir.

35. Her bir zerrenin hem hâkim hem mahkûm olması lazım gelir.

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

3. Her bir zerrenin hem hâkim hem mahkûm olması lazım gelir. Kubbeli binalarda birbirine dayanmakla düşmekten kurtulan taşlar gibi. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Allah’ın varlığına iman edilmez ve -haşa- Allah inkâr edilirse her bir zerrenin hem hâkim hem mahkûm olması lazım gelir. Hâkimlik ve mahkûmluğun bir fertte bulunması ise mümkün değildir. Şöyle ki:

Nasıl ki bir binayı meydana getiren taşlar bir ustaya isnat edilmez ve kendiliğinden oluştuğuna itikat edilirse, her bir taşın hem hâkim hem mahkûm olması lazım gelir. Hâkimdir, çünkü bir araya gelerek bir bina yapmaya karar vermişler ve binayı yapmışlardır. Aynı zamanda mahkûmdur, çünkü bu kararlarından vazgeçip binayı terk edemezler.

Aynen bunu gibi, eğer bir varlığı Cenab-ı Hak değil de atomlar yaratmışsa, vücuttaki atomlar bu kusursuz organları meydana getirmek için bir araya gelmiş ve bu organları yapmaya karar vererek hâkim vasfını kazanmışlardır. Mesela bir araya gelmişler ve kalbi yapmaya karar vermişlerdir. Bu karar bir hükümdür; bu kararı veren hâkim olur. Daha sonra da koydukları bu kanuna itaat ederek kendilerini mahkûm etmişlerdir. Zira hiçbir zerre meydana getirdiği organı terk edememektedir. Bu da bir mahkûmiyettir.

Başka bir bakışla: Bir atom diğer atomları emrine itaat ettirip hâkim olmuş; başka atomların emri altına girerek de mahkûm olmuştur.

Hâlbuki hâkimiyet ve mahkûmiyetin bir şahısta toplanması muhaldir. Dünyada hem hâkim hem de mahkûm olan kimse görülmemiştir. Hâkim başkadır, mahkûm başkadır.

Netice: Allah’ı inkâr edebilmek için, vücuttaki hadsiz zerre ve hücrelerde bu iki sıfatın bulunduğunu, hem hâkim hem de mahkûm olduklarını kabul etmek gerekir.

İşte küfrün içinde böyle bir muhali kabul bulunur!

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin