4. Bir küll ne şeye muhtaç ise cüzü de o şeye muhtaçtır…
Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Bir küll ne şeye muhtaç ise cüzü de o şeye muhtaçtır. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
(Küll: Bütün)
Üstad Hazretleri Lem’alar Risalesi’nde şöyle diyor:
— Bir ordu askere yapılan elbise tedariki için ne kadar âlât, edevat ve makine lazımdır; bir neferin elbisesi için de o kadar âlât ve edevat lazımdır.
Şimdi, bir asker için nelerin lazım olduğunu düşünelim:
Elbise lazım, bot lazım, silah lazım, karavana lazım, eğitilmesi lazım ve bunlar gibi pek çok şeyler lazım. Bunları temin etmek için elbisenin dokunacağı bir fabrika lazım, botun üretileceği bir tezgâh lazım, karavana için mutfak lazım, silah için bir fabrika lazım, askeri eğitecek komutanlar lazım ve hakeza…
Yani bir ordu için ne lazımsa bir asker için de aynı şey lazımdır. Demek, bir küll ne şeye muhtaç ise cüzü de o şeye muhtaçtır.
Yine bir kitap düşünelim:
Bu kitabın tamamını basmak için ne lazımsa bir sayfasını basmak için de aynı şey lazımdır. Bir sayfayı basmak için gereken şeyleri temin ettiğinizde bir kitabı da aynı kolaylıkla basabilirsiniz.
Ya da başka bir ifadeyle: Bir kitabı basmak için lazım olan şeyleri tedarik etmeden, kitabın bir sayfasını hatta bir satırını basamazsınız. Çünkü küll olan kitap neye muhtaçsa cüzü olan sayfa ve satır da aynı şeye muhtaçtır.
Üstadımız bu hakikate şu misali veriyor:
Mesela bir şecerenin meydana gelmesi için ne lazım ise bir semerenin vücuduna da lazımdır. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Bir ağaç yaratılacak diyelim:
Bu ağacın vücut bulması için toprak lazım, hava lazım, su lazım, güneş lazım, elementler lazım… Yine kendisi ve meyveleri üzerinde bir terbiye lazım. Yani boyanacak, tat verilecek, bir şekle sokulacak, vazifesi öğretilecek ve hakeza…
Bunlar bir ağacın yaratılması için lazım olan şeyler.
Şimdi de bir meyvenin yaratılması için lazım olan şeyleri sayalım:
Yine toprak lazım, hava lazım, su lazım, güneş lazım, elementler lazım… Üzerinde bir terbiye lazım. Yani boyanacak, tat verilecek, şekil verilecek ve hakeza…
Bakın, ağaca ne lazımsa tek bir meyveye de aynı şey lazım. Bundan da şu netice çıkar:
Öyle ise semerenin hâlıkı, şecerenin de hâlıkı o oluyor. Hatta arzın ve şecere-i hilkatin de hâlıkı, o hâlık olacaktır. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Madem bir meyveyi yaratmak ağacı yaratmak kadar zahmetlidir ve meyveyi yaratabilmek için ağacı yaratabilecek bir kudrete malik olmak lazım; öyleyse meyveyi kim yaratmışsa ağacı da o yaratmıştır ve ağacı yaratmaya gücü yetmeyen, meyveye sahiplik iddiasında bulunamaz. Zira meyve, ağacın misal-i musaggarıdır. Ağacı küçültsek meyve olur; meyveyi büyütsek ağaç olur. Bu durumda, yaratılış bakımından ikisi için de aynı kudret lazımdır. Bu da ispat eder ki: Cüze sahip olabilmek için küll’e hâlık olmak gerekir; küll’e hâlık olmayan, cüze sahip olamaz.
Şimdi meseleyi şu cihetten tefekkür edelim:
Kâinat da bir ağaçtır. Her bir galaksi bu ağacın bir dalıdır. Evrende kaç galaksi olduğu tam bilinmemekle birlikte, 200 milyar ile 2 trilyon arasında bir galaksinin olabileceği söyleniyor. Hadi biz en azını aldık, 200 milyar dedik. Demek, bu kâinat ağacının 200 milyar dalı var.
Her bir yıldızı bir meyveye benzetsek, demek her dalda yaklaşık 200-300 milyar arası bir meyve var. Dünyamız ise 200 milyar daldan bir dal olan Samanyolu Galaksisi’nin, 300 milyar meyvesinden tek bir meyvedir. Bizler de bu meyvede yaşayan mahlukatız.
Kaidemiz şuydu: Bir küll ne şeye muhtaç ise cüzü de o şeye muhtaçtır.
Bu kaideyi şu misal üzerinde tefekkür ettik: Bir şecerenin meydana gelmesi için ne lazım ise bir semerenin vücuduna da lazımdır.
Bundan da şu neticeye ulaştık: Öyle ise semerenin hâlıkı, şecerenin de hâlıkı o oluyor.
Sonra da neticeyi büyüttük: Hatta arzın ve şecere-i hilkatin de hâlıkı, o hâlık olacaktır.
Demek, kâinat ağacının bir dalı olan Samanyolu Galaksisi’ne sahip olabilmek için ağacın tamamına sahip olmak gerekir. Ağacın tamamına sahip olamayan, bir dalı hükmünde olan Samanyolu Galaksisi’ne sahip olamaz.
Dünyaya sahip olabilmek için de dala -yani Samanyolu Galaksisi’ne- sahip olmak gerekir. Çünkü dünya meyvesi bu dalda asılıdır. Dala sahip olmayan, meyveye sahip olamaz.
Bu meyvedeki mahlukata sahip olabilmek için de meyveye -yani dünyaya- sahip olmak gerekir. Çünkü bu mahlukat bu meyvede yaşar.
Netice: Tek bir sineğe sahip olabilmek için kâinatın maliki ve hâlıkı olmak gerekir. Kâinata sahip olamayan, en küçük bir cüzün hâlıkı olamaz.
Bu dersimizde şu bölümü mütalaa ettik:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Bir küll ne şeye muhtaç ise cüzü de o şeye muhtaçtır. Mesela bir şecerenin meydana gelmesi için ne lazım ise bir semerenin vücuduna da lazımdır. Öyle ise semerenin hâlıkı, şecerenin de hâlıkı o oluyor. Hatta arzın ve şecere-i hilkatin de hâlıkı, o hâlık olacaktır. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Yazar: Sinan Yılmaz