22. Kâfirlerin medeniyeti ile müminlerin medeniyeti arasındaki fark…
Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Kâfirlerin medeniyeti ile müminlerin medeniyeti arasındaki fark:
Birincisi, medeniyet libasını giymiş korkunç bir vahşettir. Zahiri parlıyor, bâtını da yakıyor. Dışı süs, içi pis; sureti menus, sîreti mâkûs bir şeytandır.
İkincisi, bâtını nur, zahiri rahmet; içi muhabbet, dışı uhuvvet; sureti muavenet, sîreti şefkat, cazibedar bir melektir.
Evet mümin olan kimse, iman ve tevhid iktizasıyla, kâinata bir mehd-i uhuvvet nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlukatı, bilhassa insanları, bilhassa İslamları birbiriyle bağlayan ip de ancak uhuvvettir. Çünkü iman bütün müminleri bir babanın cenah-ı şefkati altında yaşayan kardeşler gibi kardeş addediyor.
Küfür ise öyle bir bürudettir ki kardeşleri bile kardeşlikten çıkarır. Ve bütün eşyada bir nevi ecnebilik tohumunu ekiyor. Ve her şeyi her şeye düşman yapıyor. Evet, hamiyet-i milliyelerinde bir uhuvvet varsa da muvakkattır. Ve ezelî, ebedî iftirak ve firak ile muttasıl ve mahduddur.
Amma kâfirlerin medeniyetinde görülen mehasin ve yüksek terakkiyat-ı sanayi, bunlar tamamen medeniyet-i İslamiyeden, Kur’an’ın irşadatından, edyan-ı semaviyeden in’ikas ve iktibas edildiği “Lemaat” ile “Sünuhat” eserlerimde istenildiği gibi izah ve ispat edilmiştir. رَاجِعْهُمَا تَرٰى اَمْرًا عَظٖيمًا غَفَلَ عَنْهُ النَّاسُ (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
(Menus: Alışılmış, alışık / Sîret: İç hâli / Makûs: Tersine dönmüş, uğursuz / Muavenet: Yardımlaşma / Mehd-i uhuvvet: Kardeşlik beşiği / Cenah-ı şefkat: Şefkat kanadı / Bürudet: Soğukluk / Muttasıl: Bitişik / Mahdut: Sınırlı / Edyan-ı semaviye: Semavi dinler)
(Arapça meal: Onlara müracaat et; orada insanların gaflet ettikleri büyük bir hakikat bulacaksın.)
Böyle mukayeseli metinleri anlamanın ve konuyu ihata etmenin en kolay yolu kıyaslı bir tablo hazırlamaktır. Bu sayede metnin bütününe kolayca bakabiliriz. Şöyle bir tablo:
|
KÂFİRLERİN MEDENİYETİ |
MÜSLÜMANLARIN MEDENİYETİ |
|
Medeniyet libasını giymiş korkunç bir vahşettir. |
— |
|
Zahiri parlıyor |
Zahiri rahmet |
|
Bâtını yakıyor |
Bâtını nur |
|
Dışı süs |
Dışı uhuvvet |
|
İçi pis |
İçi muhabbet |
|
Sureti menus |
Sureti muavenet |
|
Sîreti mâkûs bir şeytan |
Sîreti şefkat, cazibedar bir melek |
|
Öyle bir bürudettir ki kardeşleri bile kardeşlikten çıkarır. Bütün eşyada bir nevi ecnebilik tohumunu ekiyor. Her şeyi her şeye düşman yapıyor. |
Kâinata bir mehd-i uhuvvet nazarıyla bakıyor. |
|
Hamiyet-i milliyelerinde bir uhuvvet varsa da muvakkattır. Ezelî, ebedî iftirak ve firak ile muttasıl ve mahduddur. |
Bütün müminleri bir babanın cenah-ı şefkati altında yaşayan kardeşler gibi kardeş addeder. |
| Medeniyetinde görünen mehasin ve terakkiyat-ı sanayisi; medeniyet-i İslamiyeden, Kur’an’ın irşadatından ve edyan-ı semaviyeden iktibastır. |
Medeniyetindeki mehasin kendi malıdır. (Lakin buna sahip çıkamamıştır.) Bu hakikatin izahı için “Lemaat” ile “Sünuhat” eserlerine bakılabilir. |
Metni bu şekilde tabloya döktükten sonra üzerinde mütalaa yapmak daha kolaylaşacaktır. Cümlelerin manası açık olduğundan şerhine girişmiyorum. Sizler üzerinde tefekkürünü yapar ve hakikati nefsinize kabul ettirirsiniz.
Yazar: Sinan Yılmaz