a
Ana SayfaHubab83. Öyleyse bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neşet etmesi…

83. Öyleyse bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neşet etmesi…

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Öyleyse bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neşet etmesi ve bu eşyanın semeratı sel gibi akıp ittifakı ve tesadüfün eline havalesi muhaldir. (Mesnevi-i Nuriye)

Ehl-i dalalet, şu göz önündeki ziyafet-i âmmenin ve feyz-i âmmın illeti olarak üç şeyi gösteriyor:

1. Kör kuvvet: Bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neşet etmesi…

2. İttifak: Bu eşyanın semeratı sel gibi akıp ittifakı…

3. Tesadüf: Tesadüfün eline havalesi…

Eğer Allahu Teâlâ kabul edilmezse, eşyanın icadı kör kuvvete, esbabın ittifakına ve tesadüfe havale edilmek zorundadır. Bu ise içinde binler muhali bulunduran bir mugalatadır. Bu meseleyi önceki derslerimizde çokça izah ettiğimizden burada mütalaaya gerek görmüyor; mütalaasını önceki derslere havale ediyoruz.

Metne devam edelim:

Çünkü o eşyanın intizamlı hakîmâne teşahhusatı ve şuurkârâne muhkem hususiyatı, kör tesadüf ve ittifakı reddediyor. (Mesnevi-i Nuriye)

Teşahhus: Şahıslanma, belirlenme ve hüviyet kazanma manalarına gelir. Her bir eşya -bahusus zihayat- kendisinde tecelli eden esmâ-i hüsna cihetiyle bir teşahhusa mazhardır. Bu teşahhus da gayet intizamlı ve hakîmânedir. Yani her bir varlığın teşahhusatı olan vücudu, azaları, cihazları vs. son derece intizamlı ve hikmetlidir.

Yine her bir eşyanın bahusus zihayatın şuurkârâne muhkem hususiyatı vardır. Buradaki “hususiyat” ile ona takılan vasıflar ve özellikler kastedilmiştir. Bu hususiyat son derece muhkem (sağlam) olup, bir şuur ve iradenin izini göstermektedir.

İşte bu intizamlı hakîmâne teşahhus ve şuurkârâne muhkem hususiyat, kör tesadüfü ve ittifakı faillik makamından tardeder. Böyle bir teşahhusu ve hususiyatı ancak irade sahibi, kudret sahibi, hikmet sahibi bir zat onlara verebilir ki bu da Allahu Teâlâ’dır.

Metne devam edelim:

Öyle de o sofra-i rahmetteki ucuzluk ve kolaylık ve çokluk o eşyanın bir Cevad-ı Mutlaktan, bir Hakîm-i Mutlaktan, bir Kadîr-i Mutlaktan geldiğini gösteren şahitlerdir. (Mesnevi-i Nuriye)

Yine yeryüzü sofrasındaki nimetlerde hadsiz bir ucuzluk, icadında kolaylık ve sayısında çokluk vardır. Bütün bunlar kör kuvveti ve esbabı faillik makamından tardedip, bu işlerin faili olarak bir Cevad-ı Mutlakı, bir Hakîm-i Mutlakı, bir Kadîr-i Mutlakı ispat eder. Her nimet onun hazinesinden çıkar ve yine ona döner.

Okuduğumuz bu bölüm müthiş bir iman dersidir. Bu hakikatlerin mütalaasını önceki derslerimizde uzunca yaptığımızdan burada sözü kısa kestik.

Şunu da hatırlatalım: Daha önce mütalaa etmiş olsak dahi hakikatler üzerinde tefekkür etmeli ve imanımızın inkişafına çalışmalıyız.

Şimdi metni bir daha okuyalım ve üzerinde tefekkür edelim:

Öyleyse bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neşet etmesi ve bu eşyanın semeratı sel gibi akıp ittifakı ve tesadüfün eline havalesi muhaldir.

Çünkü o eşyanın intizamlı hakîmâne teşahhusatı ve şuurkârâne muhkem hususiyatı, kör tesadüf ve ittifakı reddediyor. Öyle de o sofra-i rahmetteki ucuzluk ve kolaylık ve çokluk o eşyanın bir Cevad-ı Mutlaktan, bir Hakîm-i Mutlaktan, bir Kadîr-i Mutlaktan geldiğini gösteren şahitlerdir. (Mesnevi-i Nuriye)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin