a
Ana SayfaHubab76. Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın her bir suresi, bütün Kur’an’ın münderecatını icmalen ihtiva ettiği gibi…

76. Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın her bir suresi, bütün Kur’an’ın münderecatını icmalen ihtiva ettiği gibi…

Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın her bir suresi, bütün Kur’an’ın münderecatını icmalen ihtiva ettiği gibi, sair surelerde zikredilen makasıd ve mühim kıssaları da tazammun etmiştir. (Mesnevi-i Nuriye)

Üstad Hazretleri İşârâtü’l-İ’caz’da şöyle diyor:

— Kur’an’daki anasır-ı esasiye ve Kur’an’ın takip ettiği maksatlar; tevhid, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet olmak üzere dörttür.

Bu dört maksat Kur’an’ın bütün surelerinde hatta ayetlerinde mevcuttur.

– Her bir sure tevhidden bahseder; tevhidi ilan ve ispat eder.

– Nübüvvetten bahseder. Bununla da sadece Peygamberimiz (a.s.m.)’ın nübüvvetini değil, diğer peygamberlerin de nübüvvetini ispat eder.

– Haşirden bahseder. Kıyametin kopmasından, insanların ölümden sonra dirilmesinden; hesaptan, cennetten ve cehennemden haber verir. Bunların hak ve hakikat olduğunu bildirir.

– Adalet ve ibadetten bahseder. Şeriatıyla adaleti tesis eder, ibadete ait emirleriyle de insanın netice-i hilkatini gösterir.

Bundan başka, her bir sure, sair surelerde zikredilen makasıd ve mühim kıssaları da tazammun etmiştir. Mesela Hazreti Musa (a.s.)’ın kıssası birçok surede zikredilmiştir. Üstadımız bunun bir sebebini şöyle izah ediyor:

Bundaki hikmet, Kur’an’ı tamamen okumaya vakti müsait olmayan veya ancak bir kısmını veya bir suresini okuyabilen insanlar, Kur’an’ın hepsini okumaktan hasıl olan sevaptan mahrum kalmamasıdır. (Mesnevi-i Nuriye)

Her bir uzun süre neredeyse bir Kur’an hükmüne geçmiştir. Kur’an’da zikredilen makasıd ve mühim kıssalar onda zikredilmiş ve küçük bir Kur’an olmuştur. Bundaki bir hikmet, Kur’an’ın tamamını okumaya vakti müsait olmayanların, o makasıd ve mühim kıssaları okumaları ve sevabına nail olmalarıdır.

Üstadımız meseleyi şöyle açıyor:

Evet, mükellefîn arasında bulunan ümmiler ancak bir sureyi okuyabilirler. İ’caz-ı Kur’an onları da tam sevap kazanmaktan mahrum etmemek için bu nükte-i i’caziyeyi takip ederek bir sureyi tam Kur’an hükmünde kılmıştır. (Mesnevi-i Nuriye)

Bu da Allah’ın, kullarına olan bir rahmeti ve ihsanıdır. Tabii Kur’an’daki tekrarların tek hikmeti bu değildir. Daha birçok hikmeti vardır. Mesela Üstad Hazretleri İşârâtü’l-İ’caz’da şöyle diyor:

Sual: Îcaz ile i’caz sıfatlarını hâvi Kur’an-ı Azîmüşşan’da  بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ  ve  فَبِأَيِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  vوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ  gibi pek çok ayetler tekerrür etmektedir. Hâlbuki bu tekrarlar belagata münafidir, usanç veriyor?

Cevap: Ey arkadaş! Her parlayan şey yakıcı ateş değildir. Evet, tekrar ve tekerrür bazen usanç veriyor fakat umumi değildir. Her yere, her kelama ve her kitaba şamil değildir. Usanç verici addedilen pek çok zahirî tekrarlar, belagatça istihsan ve takdir edilmektedir.

Evet, insanın yediği yemekler; biri gıda diğeri tefekküh (meyve) olmak üzere iki kısımdır. Birinci kısım tekerrür ettikçe memnuniyet verir, kuvvet verir, kat kat teşekkürlere sebep olur. İkinci kısmın tekerrüründe usanç, teceddüdünde lezzet vardır.

Kezâlik, kelamlar da iki kısımdır. Bir kısmı ruhlara kut, fikirlere kuvvet verici hakikatlerdir ki tekerrür ettikçe güneşin ziyası gibi ruhlara, fikirlere hayat verir. Meyve kabilinden iştihayı açan kısımda tekerrür makbul değildir, istihsan edilmez.

Buna binaen, Kur’an heyet-i mecmuasıyla kalplere kut ve kuvvet olup tekrarı usanç değil, halavet ve lezzet verdiği gibi, Kur’an’ın ayetlerinde de öyle bir kısım vardır ki o kuvvetin ruhu hükmünde olup tekerrür ettikçe daha ziyade parlar, hak ve hakikat nurlarını saçar. (İşârâtü’l-İ’caz)

Bu metnin ve devamının mütalaasını İşârâtü’l-İ’caz’da yapmıştık. Dileyenler, sitemizdeki İşârâtü’l-İ’caz linkinden “Bakara suresi 1-5” kategorisine girerek ilk üç dersi okuyabilirler. Okumanızı ısrarla tavsiye ediyorum.

Metni bir daha okuyalım ve mütalaamızı tamamlayalım:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın her bir suresi, bütün Kur’an’ın münderecatını icmalen ihtiva ettiği gibi, sair surelerde zikredilen makasıd ve mühim kıssaları da tazammun etmiştir.

Bundaki hikmet, Kur’an’ı tamamen okumaya vakti müsait olmayan veya ancak bir kısmını veya bir suresini okuyabilen insanlar, Kur’an’ın hepsini okumaktan hasıl olan sevaptan mahrum kalmamasıdır.

Evet, mükellefîn arasında bulunan ümmiler ancak bir sureyi okuyabilirler. İ’caz-ı Kur’an onları da tam sevap kazanmaktan mahrum etmemek için bu nükte-i i’caziyeyi takip ederek bir sureyi tam Kur’an hükmünde kılmıştır. (Mesnevi-i Nuriye)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin