44. İkinci Nokta: Hayat, vücud ve nurun, dışları gibi içleri de şeffaf olduğundan…
Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
İkinci Nokta: Hayat, vücud ve nurun, dışları gibi içleri de şeffaf olduğundan kesif perdeler hükmünde olan esbab vazedilmemiştir. Yalnız pek ince, nazik perdeleri andıran vesait varsa da altında dest-i kudret görünür. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Esbabın vazedilmesindeki bir hikmet de yersiz şikâyetlerin Allahu Teâlâ’ya ulaşmaması ve sebeplerde takılıp kalmasıdır. Üstad Hazretleri bu hakikati Lem’alar Risalesi’nde şöyle beyan ediyor:
— Evet, nasıl ki hastalıklar perdedir, ecelde tevehhüm olunan fenalıklara mercidirler. Ve kabz-ı ervahta hakiki olarak hikmet ve güzellik Hazreti Azrail (a.s.)’ın vazifesine mütealliktir. Öyle de Hazreti Azrail (a.s.) da bir perdedir. Kabz-ı ervahta zahiren merhametsiz görünen ve rahmetin kemaline münasip düşmeyen bazı hâlâta merci olmak için, o memuriyete bir nazır ve kudret-i İlahîyeye bir perdedir. (Mesnevi-i Nuriye, Lem’alar)
Perde içinde perde var. Hastalıklar ve musibetler Hazreti Azrail’e perde olmuş; ta kullar ondan küsmesin. Hazreti Azrail de Allah’a perde olmuş; ta kullar Allah’tan şikâyet etmesin.
Meseleyi biraz daha açalım:
Cenab-ı Hak hastalıkları, depremi, yangını ve bunlar gibi birçok musibeti ölüme sebep yapmış. Cahil ve gafil olanlar hastalıktan ölen kişi hakkında şöyle der:
— Hasta oldu ve öldü.
Aslında doğru söz şudur:
— Eceli geldi, bu sebeple hasta oldu.
Yani hastalık ölümün faili değil, perdesidir. Kime perde oldu? Azrail (a.s.)’a perde oldu. Kullar ona küsmesin, ona buğzetmesin diye Allahu Teâlâ hastalığı ölümün sebebi yaptı. Hasta olduğu için ölmedi, öleceği için hasta oldu.
Hastalıklar ve musibetler Azrail (a.s.)’a perde olduğu gibi, Hazreti Azrail de Allah’a perde oldu. Ola ki kul hastalık perdesini yırtarsa, o perdenin arkasından hemen Allah’ı görmesin; ikinci perde olan Hazreti Azrail’e takılsın, ona kızsın, ona küssün, ondan şikâyet etsin.
Demek, en büyük bir sebep olan Hazreti Azrail’in ölüm hadisesinde hiçbir müdahalesi ve hiçbir tesiri yoktur. Sadece bir seyircidir ve yersiz şikâyetlere hedef olmak için bir perdedir.
Âlemdeki bütün sebeplere bu cihetten bakmalıyız. Sebepler, hadiselerin üzerindeki güzelliği ve hikmeti göremeyen gafil insanların Allah’tan şikâyet etmemesi ve Allah’a küsmemesi için vazedilen bir takım vasıtalardır. Hepsi bu.
Üstadımız burada dedi ki: Hayat, vücud ve nurun, dışları gibi içleri de şeffaf olduğundan kesif perdeler hükmünde olan esbab vazedilmemiştir. Yalnız pek ince, nazik perdeleri andıran vesait varsa da altında dest-i kudret görünür.
Hayatın, vücudun ve nurun içleri gibi dışları da şeffaftır ve her cihetleri güzeldir. Hem zahirleri hem bâtınları güzel olduğu için insanlar bunlardan şikâyet etmez. Bilakis bunları sever hatta âşıktır. Bunlar yersiz şikâyetlere mahal olmayacağı için Allahu Teâlâ bunlarda esbabı vazetmemiştir. Çünkü esbab kesif bir perde hükmündedir ve arkasındaki fail-i hakikiyi saklamak içindir. O fail saklanmalı ki yersiz şikâyetlere mahal olmasın. Hayat, vücud ve nurda ise böyle bir durum söz konusu değildir. Bu sebeple, Allahu Teâlâ bunlarda perdeyi (yani esbabı) yırtmış, sadece basit bir vasıta koymuş. Bu vasıta da şeffaf bir perde gibi olmuş ve arkasındaki dest-i kudreti cam gibi göstermiş.
Mesela üzüme bakalım: O bal gibi şurup tulumbacıkları kupkuru dallara asılmış; parmak gibi ince çubuklara takılmış… Şimdi üzümün lezzetine, güzelliğine, şekline ve diğer evsafına bakın; bir de vasıtası hükmündeki kuru dala bakın… Perde ne kadar ince değil mi? Arkasında dest-i kudret görünüyor.
Yine mesela bal arısına bakalım: Zehirli bir böceğin küçücük karnında ve zehrinin yanında bal gibi bir gıda pişiriliyor… Şimdi bir bala bakın, bir de bal arısına… Zehirli bir böceğin bu balı kendi başına yapması mümkün müdür? Perde ne kadar ince değil mi? Arkasında dest-i kudret görünüyor.
Yine mesela bir civcive bakalım: Civciv yumurtadan çıkıyor. Tavuk, yumurtasının üzerinde kuluçkaya yatmazsa yumurtayı alıp afiyetle yiyoruz. Eğer üzerinde kuluçkaya yatarsa yumurtadan civciv çıkıyor… Tavuğun kuluçkasıyla civciv arasında hiçbir münasebet yoktur. Tavuğun yumurtaya biraz sıcaklık vermesi civcivin varlığının hakiki sebebi olamaz. Burada da perde ne kadar ince değil mi? Arkasında dest-i kudret görünüyor.
Bir örnek de nurdan verelim:
Karanlık bir odanın duvarında küçücük bir delik açsanız ya da karanlık bir odada bir kibrit yaksanız oda birden aydınlanır… Küçücük bir delikten giren ışığın ya da bir kibritin bütün odayı aydınlatması mümkün değildir. Odayı hakikatte aydınlatan Allahu Teâlâ’dır. Nurun her ciheti güzel olduğu için Allahu Teâlâ nurani işlerde perdeyi gayet ince yapmıştır; ta ki arkasında dest-i kudret gözüke.
Şimdi, ağaçların dallarına asılan meyvelere, toprağın kazan olup kaynamasına ve içinde nebatatın pişmesine, ipek böceğinin dokuduğu ipeğe, ineklerin ve koyunların birer süt fabrikası olmasına, bulutlardan yağan yağmura ve hayatın, vücudun ve nurun diğer tecellilerine bakalım, üzerlerinde tefekkür edelim. Esbabın ne kadar şeffaf ve ne kadar ince olduğunu hakkalyakin görüp, arkasında gözüken dest-i kudretin haşmeti karşısında secde edelim.
Mütalaa ettiğimiz kısmı bir daha okuyalım:
İkinci Nokta: Hayat, vücud ve nurun, dışları gibi içleri de şeffaf olduğundan kesif perdeler hükmünde olan esbab vazedilmemiştir. Yalnız pek ince, nazik perdeleri andıran vesait varsa da altında dest-i kudret görünür. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Yazar: Sinan Yılmaz