38. İkincisi: Mukabele sırrına binaen, merkezdeki bir lambanın daireyi teşkil eden âyinelere…
Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
İkincisi: Mukabele sırrına binaen, merkezdeki bir lambanın daireyi teşkil eden âyinelere nisbet-i in’ikası birdir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Üstad Hazretleri, kudret-i İlahiyenin her şeye aynı anda taalluk etmesine ve bunda hiçbir zahmetin olmamasına mukabele sırrını misal veriyor. Şöyle ki:
Ortaya bir lamba koyup etrafını daire şeklinde binler aynayla donatsak, lamba bütün aynalarda aynı anda gözükür; bir aynada gözükmesi başka bir aynada gözükmesine mâni olmaz ve bunda hiçbir zahmet bulunmaz.
Aynen bunun gibi, kudret-i ezeliye de lamba gibi latif, nur ve nurların nurudur. Eşyanın hakikati, mahiyeti ve melekûtiyet ciheti ise lamba gibi şeffaf olup, kudret-i İlahiyeye mukabildir. Mukabele sırrıyla, kudret-i ezeliye hadsiz eşyada aynı anda tasarrufta bulunabilir; tedbir ve icad edebilir. Bir iş bir işe mâni olmaz ve hiçbir zahmet bulunmaz.
Tabii bütün bu misaller (şeffafiyet, nuraniyet, mukabele ve diğer misaller) hakikati akla yaklaştırmak için sönük birer dürbün ve kudret-i İlahiyenin nihayetsizliğini anlamak için basit birer misaldir. Yoksa bizler o kudret-i İlahiyenin mahiyetini anlamaktan ve nihayetsizliğini kavramaktan son derece âciziz. Âciz olduğumuz için de hakikate ancak misallerle bakabiliyoruz.
Üstadımız üçüncü misali şöyle beyan ediyor:
Üçüncüsü: Nurdan veya nurani bir şeyden tenevvür etmek ve ziya almak hususunda bir ile bin birdir. Nuraninin iktizası öyledir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Şeffafiyet, nuraniyet ve mukabele sırları birbiri içine girmiş üç hakikattir. Mesela mukabele sırrında şöyle denmişti: Mukabele sırrına binaen, merkezdeki bir lambanın daireyi teşkil eden âyinelere nisbet-i in’ikası birdir.
Bu misale lamba odaklı baksak “nuraniyet” sırrına misal olur. Aynadaki akis odaklı baksak “şeffafiyet” sırrına misal olur. Aynaların lambaya yüzlerini dönmeleri ve ona mukabil olmaları odaklı baksak “mukabele” sırrına misal olur.
Bu üç sır da şu hakikate misal olur: Kudret-i ezeliye nur ve nuranidir. Eşyanın mahiyeti ve hakikati ise ayna gibi şeffaf olup, kudret-i ezeliyeye mukabil ve müteveccihtir. Nuraniyet, şeffafiyet ve mukabele sırlarından ötürü kudret-i ezeliye hadsiz eşyayı aynı anda yaratabilir; onlarda tedbir ve tasarruf edebilir; bir iş bir işe mâni olmaz.
Mütalaasını yaptığımız cümleleri bir daha okuyalım:
İkincisi: Mukabele sırrına binaen, merkezdeki bir lambanın daireyi teşkil eden âyinelere nisbet-i in’ikası birdir.
Üçüncüsü: Nurdan veya nurani bir şeyden tenevvür etmek ve ziya almak hususunda bir ile bin birdir. Nuraninin iktizası öyledir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Yazar: Sinan Yılmaz