23. Birincisi: Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir…
Hubab mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Mesail-i diniyeden olan içtihad kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye altı mâni vardır. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
İçtihad: Nassın lafız ve manasından hareketle -nassın bulunmadığında konularda ise çeşitli istinbat metotlarıyla- şer’î hüküm hakkında zanni bilgiye ulaşma çabasının genel adıdır.
Daha basit bir ifadeyle: İçtihad, Kur’an ve sünnetten hüküm çıkarmadır. Bu işi yapana da müçtehid denir.
Üstad Hazretleri bu i’lemde, içtihad kapısının açık olduğunu ancak bu zamanda içtihad yapmanın altı mânisinin bulunduğunu beyan ediyor. Bu mânileri çok iyi öğrenmeli ve içtihad heveslilerine bu mânileri mukni bir tarzda anlatmalıyız.
Üstadımız birinci mâniyi şöyle izah ediyor:
Birincisi: Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir; yeni kapıları açmak hiçbir cihetle kâr-ı akıl değil. Hem nasıl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak gark olmaya vesiledir. Öyle de şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecânibin istilası anında ve bid’aların kesreti vaktinde ve dalaletin tahribatı hengâmında, içtihad namıyla, kasr-ı İslamiyet’ten yeni kapılar açıp, duvarlarından muharriplerin girmesine vesile olacak delikler açmak, İslamiyet’e cinayettir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Şimdi bu mâniyi biraz açalım:
Kış mevsiminde, fırtınaların şiddetli olduğu bir hengâmda dar delikler dahi kapatılır ki fırtınanın zararından muhafaza olunabilsin. Böyle bir durumda yeni kapılar açmak, fırtınanın yapacağı tahribatı kolaylaştıracak ve zararını çoğaltacaktır.
Bu âlem de manevi kışını yaşamaktadır. Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın gelmesiyle başlayan asr-ı saadet baharı, yerini ahir zaman kışına bırakmış; bahar mevsiminin güzelliği kaybolup, şiddetli manevi fırtınalar ortaya çıkmış. Ateizm, materyalizm, komünizm ve Darwinizm gibi onlarca belki yüzlerce farklı izimler, felsefi akımlar ve batıl ideolojiler -âdeta birer kasırga ve manevi fırtına olarak- iman ve İslam kalesini kuşatmaya ve bu kaleye sığınmış ehl-i imana zarar vermeye çalışmaktadır. Hatta bu batıl ideolojilerden bir kısmı devlet eliyle insanlara zorla kabul ettirilmiş ve o batıl fikirler ta okul kitaplarına kadar girmiştir.
Böyle bir zamanda onların ehl-i imana ilişmesini önlemek için, İslam kalesinin bütün deliklerini kapamak ve onların saldırdığı yerlere yığınak yapmak gerekirken, hiçbir fayda ve ihtiyaç olmadığı hâlde içtihad namıyla yeni kapılar açmak ve ehl-i küfür ve dalaletin İslam kalesine saldırısını kolaylaştırmak, İslam’a karşı bir cinayet değil de nedir?
Hem nasıl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlara delikler açmak boğulmaya vesiledir. Böyle bir zamanda yapılması gereken tek iş, bütün delikleri tıkamak olmalıdır.
Şu zamanda her yerde işlenen günahlar, sefahatler, bidatlar ve haramlar âdeta sel olmuş, ehl-i imanı boğmaya ve onu manen öldürmeye çalışıyor. Eski kavimlerin helakine sebep olan günahların tamamı neredeyse bir mekânda ve bir gecede işleniyor. Günahlar âdeta mıknatıs gibi insanları kendine çekiyor; insanlar iradesi elinden alınmış gibi o günahlara koşuyor.
İşte böyle bir zamanda bu manevi selden kurtulmanın yolu: İslam kalesinin bütün deliklerini kapamak ile mümkündür. Açılacak yeni delikler, ehl-i imanın boğulmasına sebep olur. Ve maalesef içtihad namıyla bu delikleri açmaya çalışanlar, ilk önce kendilerini boğmuş ve daha sonra da kendilerini takip edenleri aynı kötü akıbete uğratmış. Bizler bu eserin nezahetine hürmeten bu isimleri burada zikretmiyoruz. Zaten ehlince bu kişiler malumdur.
Bu durumda, bu zamanda yapılacak en ehemmiyetli iş: Küfür ve dalalet gibi fırtınaların tahribatından, sefahat ve bidat gibi sellerin zararından ehl-i imanı kurtarmak için, delik açmak yerine, fırtınanın ve selin geliş yollarına barikatlar kurmaktır. Madem tehlike iman hakikatlerinin inkârı yönünden geliyor, o hâlde kuvveti buraya vermeli ve delinmesi mümkün olmayan duvarlarda fıkhi yeni içtihatlar ile delikler açılmamalıdır.
Mütalaasını yaptığımız metni bir daha okuyalım:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Mesail-i diniyeden olan içtihad kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye altı mâni vardır.
Birincisi: Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir; yeni kapıları açmak hiçbir cihetle kâr-ı akıl değil. Hem nasıl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak gark olmaya vesiledir. Öyle de şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecânibin istilası anında ve bid’aların kesreti vaktinde ve dalaletin tahribatı hengâmında, içtihad namıyla, kasr-ı İslamiyet’ten yeni kapılar açıp, duvarlarından muharriplerin girmesine vesile olacak delikler açmak, İslamiyet’e cinayettir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Yazar: Sinan Yılmaz