2. Ey daire-i esbabdan zuhur eden işleri, hadiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil!
Lem’alar mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
Ey daire-i esbabdan zuhur eden işleri, hadiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil! (Mesnevi-i Nuriye, Lem’alar)
(Esbab: Sebepler / Daire-i esbab: Sebepler dairesi / Zuhur etmek: Gözükmek)
Üstad Hazretleri hadiseleri esbaba isnad edenlere “gafil, cahil” dedi. Gafil olmak, hadisatın üzerinde Allah’ın izini görememek ve hadisata gafletle bakmaktır. Gafil kişi, hadisatı yaratanın Allah olduğunu bilir ancak bundan gaflet içindedir; hadisata ve eşyaya bu gözle bakamaz. Mesela nimette in’amı (nimet verme fiilini) göremez; in’amı göremediğinden de Mün’im-i Hakiki olan Allahu Teâlâ’ya intikal edemez. Nimetleri gafletle tüketir; aklına bir defa bile şükretmek gelmez.
Cahil olmak ise hadisatı ve eşyayı esbaba isnad etmektir. Kim ki “Hadisatı esbap yapıyor ve varlıkları sebepler yaratıyor.” derse ve neticeleri esbabtan bilirse, işte bu kişi cahilin ta kendisidir. Zira âciz ve fakir esbabı eşyanın hâlıkı ve maliki zannetmek ancak kişinin cehaletindendir.
Biraz da “daire-i esbab” ifadesi üzerine konuşalım:
– Bal arısı sebeptir, bal netice.
– Tavuk sebeptir, yumurta netice.
– Bulut sebeptir, yağmur netice.
– İnek sebeptir, süt netice.
– Ağaç sebeptir, meyve netice.
– İpek böceği sebeptir, ipek netice.
Bunlar gibi, Allahu Teâlâ her neticeyi bir sebeple yaratmaktadır. Bütün sebeplere birden “daire-i esbab” yani sebepler dairesi denilir.
Aslında her bir eşya bir cihetten sebep iken, diğer cihetten netice olmaktadır. Mesela yumurta sebep, tavuk neticedir. Çünkü tavuk yumurtadan çıkmaktadır. Başka bir cihetten baksak: Tavuk sebep, yumurta netice olur. Çünkü tavuktan da yumurta çıkmaktadır.
Yine elma çekirdeği sebep, elma ağacı neticedir. Çünkü elma ağacı elma çekirdeğinden çıkmaktadır. Başka bir cihetten baksak: Elma ağacı sebep, elma netice olur. Çünkü elma, elma ağacının meyvesidir.
Yine bulut sebep, yağmur neticedir. Çünkü yağmur buluttan çıkmaktadır. Başka bir cihetten baksak: Yağmur sebep, yeryüzünün dirilmesi netice olur. Yağmur buluta kıyasla netice olurken, yeryüzünün dirilmesine kıyasla sebep olmaktadır.
Hülasa: Her bir eşya bir cihetten sebep iken, diğer bir cihetten netice olmaktadır.
Şimdi sorumuz şu: Gafil ve cahil insanlar neticeleri niçin sebeplerden biliyor? Niçin sebepleri fail ve yaratıcı zannediyor?
Bu sorunun cevabı şudur: Çünkü Allahu Teâlâ her vakit neticeyi bir sebeple yaratmakta ve sebep olmadığında netice ortaya çıkmamaktadır.
Mesela inek yoksa süt de yoktur. Ağaç yoksa meyve de yoktur. Tavuk yoksa yumurta da yoktur. İşte bunlar gibi, bütün neticelerin sebeplere takılması ve neticenin bir sebebin eliyle verilmesi ehl-i gafleti aldatmakta; neticelerin sebeplerden meydana geldiğini zannettirmektedir.
Neticelerin sebeplerle birlikte gözükmesine “iktiran” denir. İktiran yakınlık demektir. İşte ehl-i gafleti aldatan bu yakınlıktır. Ehl-i gaflet iktiranı illet ile karıştırmış, iktiranı illet zannetmiştir. İllet kudret-i İlahîyedir. Eşyanın varlığının sebebi bu kudrettir. İktiran ise sebeple neticenin bir arada bulunmasıdır.
Biz sakın iktiranla illeti birbirine karıştıran cahil ve gafillerden olmayalım!
Bu dersimize bir cümlenin mütalaası sığdı. Derslerin kolay okunması için kısa olmasına dikkat ediyoruz. Şimdi, izahını yapmaya çalıştığımız cümleyi bir daha okuyalım. Yaptığımız izahla cümleye bakmaya çalışın:
Ey daire-i esbabdan zuhur eden işleri, hadiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil! (Mesnevi-i Nuriye, Lem’alar)
Yazar: Sinan Yılmaz