a
Ana SayfaOn Birinci Lem'a32. Elbette o zatın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir…

32. Elbette o zatın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir…

11. Lem’a mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Elbette o zatın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki bu ittiba-ı sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen tembellik ederse hasaret-i azîme, ehemmiyetsiz görürse cinayet-i azîme, tekzibini işmam eden tenkit ise dalalet-i azîmedir. (11. Lem’a)

(İktida edilecek: Uyulacak / İttiba-ı sünnet: Sünnete tabi olmak / İşmam eden: Hissettiren )

Üstadımız bu neticeye, daha önceki derslerde mütalaa ettiğimiz altı cümleyle ulaştı. Bu cümleler:

– Madem dost ve düşmanın ittifakıyla, Zat-ı Ahmediye (a.s.m.) mehasin-i ahlakın en yüksek mertebelerine mazhardır.

– Ve madem bi’l-ittifak nev-i beşer içinde en meşhur ve mümtaz bir şahsiyettir.

– Ve madem binler mucizatın delaletiyle,

– Ve teşkil ettiği âlem-i İslamiyet’in ve kemalâtının şehadetiyle,

– Ve mübelliğ ve tercüman olduğu Kur’an-ı Hakîm’in hakaikinin tasdikiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir.

– Ve madem semere-i ittibaıyla milyonlar ehl-i kemal, meratib-i kemalâtta terakki edip saadet-i dâreyne vasıl olmuşlardır.

Bu altı cümlenin mütalaasını önceki üç derste yapmıştık. Üstad Hazretleri bu altı cümleyi -başta kaydettiğimiz- şu neticeye bağladı:

Elbette o zatın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki bu ittiba-ı sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen tembellik ederse hasaret-i azîme, ehemmiyetsiz görürse cinayet-i azîme, tekzibini işmam eden tenkit ise dalalet-i azîmedir. (11. Lem’a)

Şimdi bu metni cümle cümle mütalaa edelim:

Elbette o zatın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. (11. Lem’a)

Bu cümleyi, şu ayet-i kerime üzerinden mütalaa edebiliriz:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ  Andolsun ki şüphesiz sizler için vardır  فِي رَسُولِ اللَّهِ  Allah’ın resulünde  أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ  güzel bir örnek  لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّهَ وَالْيَوْمَ الْاخِرَ  Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar için  وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا  ve Allah’ı çokça zikredenler için. (Ahzab 21)

Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Ayet-i kerimenin başında şöyle buyrulmuş: Andolsun ki Allah’ın resulünde sizler için güzel bir örnek vardır.

Yani Allah’ın resulü (a.s.m.) müminler için bir numune ve güzel bir örnektir. Müminler yaşantılarında Resulullah (a.s.m.)’ı örnek almalı ve ona benzemeye çalışmalıdır.

— Peki, kimler Peygamberimiz (a.s.m.)’ı kendilerine güzel bir örnek yapar?

Ayetin devamı sorumuza cevap veriyor:

لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّهَ وَالْيَوْمَ الْاخِرَ  Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar  وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا  ve Allah’ı çokça zikredenler.

Ayet-i kerime diyor ki: Kim Allah’a ve ahirete kavuşmayı umuyor ve Allah’ı çokça zikrediyorsa, Resulullah (a.s.m.)’ı kendine örnek ve numune yapar. Yok, örnek yapmıyorsa, onun Allah ve ahiret inancında bir problem vardır. Ve yine o, Allah’ı çokça zikretmiyordur.

Demek Peygamberimiz (a.s.m.)’ın sünnetine uymak ve onu örnek ve numune kabul etmek kişinin imanıyla ve ibadetiyle alakadardır. Allah’a ve ahirete imanda problem yaşayanlar ve başta zikir olarak ibadette kusurlu olanlar, Peygamberimiz (a.s.m.)’ı kendilerine güzel bir örnek yapmazlar ve yapamazlar. Bu nimet onlara ihsan edilmez. Onlar bu nimetten mahrum kalırlar.

Metindeki ikinci cümle şuydu:

Bahtiyar odur ki bu ittiba-ı sünnette hissesi ziyade ola. (11. Lem’a)

Evet, bu dünyada en bahtiyar kişi sünnet-i seniyyeden hissesi en ziyade olandır. Hakikat bu iken, maalesef bizler yolumuzu şaşırmışız. Zira biz en bahtiyarı, en zengin olan veya şöhreti bulunan ya da yüksek makamı olan kişiler zannediyor ve bu kişilere gıpta ediyoruz. Hâlbuki en bahtiyarımız, Allah’a en yakın olanımızdır. Allah’a en yakın olanımız da sünnet-i seniyyeden en ziyade hissedar olanımızdır.

Metindeki üçüncü cümle de şuydu:

Sünnete ittiba etmeyen tembellik ederse hasaret-i azîme, ehemmiyetsiz görürse cinayet-i azîme, tekzibini işmam eden tenkit ise dalalet-i azîmedir. (11. Lem’a)

Şimdi ben nefsime soruyorum:

— Ey nefsim! Sen hasaret-i azîme içinde misin? Yoksa cinayet-i azîme içinde misin? Ya da dalalet-i azîme içinde misin?

Bil ki ey nefsim! Sünneti seniyyeyi kabulle birlikte, eğer ittiba noktasında tembellik ediyorsan hasaret-i azîme içindesin. Eğer sünneti ehemmiyetsiz görüyorsan cinayet-i azîme içindesin. Yok, eğer sünneti tenkit ediyor ve beğenmiyorsan dalalet-i azîme içindesin. Artık gerisini sen düşün!

Bu dersimizde şu kısmın mütalaasını yaptık:

Elbette o zatın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki bu ittiba-ı sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen tembellik ederse hasaret-i azîme, ehemmiyetsiz görürse cinayet-i azîme, tekzibini işmam eden tenkit ise dalalet-i azîmedir. (11. Lem’a)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin