a
Ana SayfaOn Dördüncü Lem'a İkinci Makam31. Evet, salavatın manası rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete, rahmet duası olan salavat ise…

31. Evet, salavatın manası rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete, rahmet duası olan salavat ise…

On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamını mütalaa ediyoruz. Kaldığımız yerden devam edelim:

“Evet, salavatın manası rahmettir.” (14. Lem’a 2. Makam)

Salavat lafzı “salât” kelimesinin çoğuludur. “Dua, tazim, rahmet” gibi manalara gelir. Ahzab suresinde şöyle buyrulmuştur:

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab 56)

İbni Kesir şöyle der: “Allahu Teâlâ’nın Hazreti Peygamber (a.s.m.)’a salât etmesi, ona rahmet edip ondan razı olmasıdır. Meleklerin salât etmesi ise ona dua edip onun için mağfiret dilemeleridir.” (İbni Kesîr, c. 3, 110)

Üstad Hazretleri, “Salavatın manası rahmettir.” buyurdu. Yani Peygamberimiz (a.s.m.)’a salavat getirmek, Allah’tan onun için rahmet talep etmek ve rahmet-i İlahiyeyi onun üzerine celbetmektir.

“Ve o zîhayat mücessem rahmete, rahmet duası olan salavat ise o Rahmeten li’l-âlemîn’in vusulüne vesiledir.” (14. Lem’a 2. Makam)

(Zîhayat: Hayat sahibi / Mücessem: Cisimleşmiş / Rahmeten li’l-âlemîn: Âlemler için rahmet olan (Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselâm) / Vusul: Kavuşma)

Mücessem rahmet: “Cisim hâline gelmiş rahmet” demektir.

Zîhayat mücessem rahmet: “Rahmetin, kendisinde tecessüm etmiş olduğu hayat sahibi” demektir.

Bununla Peygamberimiz (a.s.m.) kastedilmiştir. Soyut bir kavram olan rahmeti tecessüm ettirip ona hayat versek Hazreti Muhammed (a.s.m.) olurdu. Peygamberimiz (a.s.m.) rahmetin tecessüm etmiş hâlidir, zîhayat mücessem bir rahmettir.

İşte bu zîhayat mücessem rahmete salavat getirmek ona vusule vesiledir.

Biraz “vusul” üzerine konuşalım:

Sözlükte “ulaşmak, erişmek, sevdiğine kavuşmak” manasındadır. Ehl-i tarikat, bütün mahlukattan uzaklaşıp hakiki sevgili olan Hakk’a kavuşmayı ve O’nu müşahede etmeyi vasl, vusul ve visal, O’nunla birlikte olmayı ittisal, O’ndan ayrı kalmayı da firkat ve hicran hâli olarak yorumlar.

Peygamberimiz (a.s.m.)’a vusul: Manen ona yaklaşmak, kavuşmak, manevi huzuruna ulaşmak, fenâ fi’r-resul makamına çıkıp onda fâni olmak gibi manalardır. Dünyada bu vusulü gerçekleştirenler ahirette de ona vasıl ve yakın olacaklardır.

“Öyle ise sen salavatı kendine, o Rahmeten li’l-âlemîn’e vesile yap ve o zatı da rahmet-i Rahman’a vesile ittihaz et.” (14. Lem’a 2. Makam)

Üstad Hazretleri, Peygamberimiz (a.s.m.)’a ve Allah’a vusulün yolunu bir daha gösterdi. Âlemlere rahmet olan Peygamberimiz (a.s.m.)’a vasıl olmanın vesilesi salavat; rahmet-i Rahman’a vasıl olmanın vesilesi ise Peygamberimiz (a.s.m.)’dır.

Bu manaları daha önce mütalaa ettiğimizden sözü uzatmıyor, tefekkürünü sizlere havale ediyoruz.

Mütalaasını yaptığımız metni bir daha okuyalım:

Evet, salavatın manası rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete, rahmet duası olan salavat ise o Rahmeten li’l-âlemîn’in vusulüne vesiledir. Öyle ise sen salavatı kendine, o Rahmeten li’l-âlemîn’e vesile yap ve o zatı da rahmet-i Rahman’a vesile ittihaz et. (14. Lem’a 2. Makam)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin