25. Bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi…
On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamını mütalaa ediyoruz. Kaldığımız yerden devam edelim:
“Evet, bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerratı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zat-ı Akdes-i İlahî’nin şeriki, naziri, zıddı, niddi olmadığı gibi, لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ sırrıyla sureti, misli, misali, şebihi dahi olamaz.” (14. Lem’a 2. Makam)
(Zat-ı Akdes-i İlahî: Her türlü kusur ve noksandan sonsuz derece uzak olan zat (Allah) / Şerik: Ortak / Nazir: Benzer / Nidd: Denk, eş / Şebih: Benzer)
Ayet meali: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.” (Şûrâ 53)
Üstad Hazretlerinin tarz-ı beyanı çok acip… Mesela mezkûr metne bedel, “Allah’ın ortağı ve benzeri yoktur.” deseydi, bu ifade manayı yine karşılardı. Çünkü metinde anlatılmak istenen hakikat bu..
Ancak Üstad Hazretleri “Allah” diyeceğine Allah’ı vasfediyor; ders içinde bir marifetullah dersi yapıyor. Allah hakkında diyor ki:
– Bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden,
– Yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren,
– Zerratı muntazam memurlar gibi istihdam eden.
Allah’ı böyle vasfettikten sonra da Allah’ı “Zat-ı Akdes-i İlahî” olarak tesmiye ediyor.
Hem sadece “Şeriki ve benzeri yoktur.” dese mana tamamlanacak iken, tekit için saymaya başlıyor: “Şeriki, naziri, zıddı, niddi olmadığı gibi; sureti, misli, misali, şebihi dahi olamaz.”
Sonra da bu beyanlarına ayetten delil getiriyor ve diyor ki: لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ sırrıyla…
Meseleyi nasıl dokumuş değil mi? İlmik ilmik, nakış nakış dokumuş…
Metnin manası açık olduğundan ben şerhine girişmiyorum. Ancak mananın açık olması, “Bir çırpıda okuyup geçelim.” manasına gelmez. Mezkûr metin üzerinde tefekkür etmeli ve hakikatleri kalbimize nakşetmeye çalışmalıyız. Bu tefekkürümüzün maddeleri şunlardır:
1. Allahu Teâlâ’nın, bütün kâinatı bir saray ve bir ev gibi muntazam idare etmesi.
2. Yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolayca çevirmesi ve gezdirmesi.
3. Zerratı muntazam memurlar gibi istihdam etmesi.
4. Allah’ın Zat-ı Akdes olması, yani hiçbir kusur ve noksanlığının bulunmaması.
5. Bu icraatların sahibi olan Zatın şeriki, naziri, zıddı ve niddi olamayacağı.
6. Yine “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.” ayetinin sırrıyla suretinin, mislinin, misalinin ve şebihinin dahi olamayacağı.
Bu maddeler teker teker tefekkür edilmeli. Tefekkürünüz bitince sonraki derse geçebilirsiniz.
Yazar: Sinan Yılmaz