7. Hazreti Yakup (a.s.)’ın gömlek ile tevessülü
Tevessülün caiz olduğuna dair göstereceğimiz yedinci delil Hazreti Yakup (a.s.)’ın yaptığı tevessüldür. Yusuf suresinde zikredilen kıssanın özeti şu şekildedir:
Yakup (a.s.) evladı olan Hazreti Yusuf (a.s.)’dan ayrı kalmanın üzüntüsüyle görme yetisini kaybeder. Mısır’a aziz olan Hazreti Yusuf (a.s.) yıllar sonra kardeşlerini bulur ve babasının bu durumunu onlardan öğrenir. Bunun üzerine Yusuf (a.s.) kardeşlerine şöyle der:
اذْهَبُوا بِقَمِيصِي هَـذَا فَأَلْقُوهُ عَلَى وَجْهِ أَبِي يَأْتِ بَصِيرًا
“Bu gömleğimi götürün ve babamın yüzü üzerine koyun; gözü açılır.” (Yusuf 93)
Hazreti Yusuf’un kardeşleri gömleği alarak babalarına dönerler. Kur’an bu sahneyi şöyle anlatır:
فَلَمَّا أَن جَاء الْبَشِيرُ أَلْقَاهُ عَلَى وَجْهِهِ فَارْتَدَّ بَصِيرًا
“Ne zaman ki müjdeci geldi ve gömleği babasının yüzü üzerine koydu; gözleri birden açılıverdi.” (Yusuf 96)
Şimdi bu ayet-i kerimeler üzerinde biraz tahlil yapalım:
Hazreti Yusuf (a.s.) babasının âmâ olduğunu öğrenince ona gömleğini gönderiyor ve gömleği yüzüne sürmesini istiyor.
Başka bir ifadeyle: Hazreti Yusuf (a.s.) babasından -şifa niyetiyle- gömleğine tevessül etmesini istiyor. Gömleğini göndermesinin manası budur. Zira tevessül, kişinin kendi ile Allah arasına bir vesile koymasıdır.
Hazreti Yakup (a.s.) da bu tevessülü kabul ediyor ve şifasına vesile olması için Allah ile kendi arasına Hazreti Yusuf’un gömleğini koyuyor.
Şimdi, tevessülü inkâr edenlere soruyoruz:
— Gömlek ile gözlerin açılması arasında fiziki bir bağ var mıdır?
Hayır, hiçbir fiziki bağ yoktur! Yani gömlek göze görme yetisini verebilecek bir kabiliyete sahip değildir.
— O hâlde Hazreti Yusuf (a.s.) bu gömleği niçin göndermiş?
Gömleği göndereceğine sadece ellerini açıp babası için dua etseydi ya!
— Niçin gömleği vesile yapıyor ve babasından gömleğine tevessül etmesini istiyor?
— Tevessül şirk ise Hazreti Yusuf (a.s.) babasını -haşa- şirke mi davet ediyor?
Peki, ya Hazreti Yakup (a.s.)… O da gömleği alıp yüzüne sürüyor. Yani şifa için gömleğe tevessül ediyor. Tevessül caiz olmasaydı Hazreti Yakup (a.s.) şöyle demez miydi:
— Ben şifa için başka bir şeye tevessül etmem. Bu şirktir. Ben sadece dua ederim; şifa için vesile aramam…
Bunun gibi şeyler demesi lazım gelmez miydi? Ama dememiş ve gömleğe tevessül etmiş. Demek tevessül caizdir. Zaten tevessül, neticeyi Cenab-ı Hak’tan bilerek bir sebebe yapışmaktır. Nasıl ki insan bir doktora gider; onun doktora gitmesi Allah’ın şifa vermesi için fiilî bir duadır. Yine doktorun verdiği ilacı şifa niyetiyle içer; bu içiş yine fiilî bir duadır. Yani kişi doktora giderken ve ilacı içerken şöyle düşünür:
— Ya Rabbi! Şifa ancak senden gelir ve Şâfi ancak sensin. Doktora gitmem ve bu ilacı içmem, senin bana sebeplere yapışmamı emretmenden dolayıdır. Ben doktora gitmekle ve bu ilacı içmekle ancak senin emrine uydum. Yoksa tabip de ilaç da bana şifa vermekten âcizdir. Şifa ancak senin hazinenden çıkar…
İşte nasıl ki doktora giden ve ilaç içen kişi böyle itikad ederse ve böyle itikad etmeliyse, Hazreti Yakup (a.s.) da böyle itikad ederek tevessül etmiş ve şöyle düşünmüştür:
— Ya Rabbi! Gözümü kapatan sensin, onu açacak olan da ancak sensin. Dünyanın bütün tabipleri toplansa, senin iznin ve inayetin olmadan gözümü açamaz. Ben, katında makbul olan Hazreti Yusuf’un gömleğine tevessül ediyor ve bu tevessülümle senden gözüme şifa vermeni istiyorum…
İşte Hazreti Yakup (a.s.)’ın niyeti budur. Zira tevessül eden, yardımı tevessül ettiği eşyadan ya da zattan bilmez. O eşya ve zatı ancak Allah’ın yardımına bir perde ve bir vesile bilir. Zaten tevessülü inkâr edenlerin anlayamadığı şey de budur.
Yani mesela birisi, “Yetiş ya Hazreti Hamza!” dese bununla şu manayı kasteder:
— Ey Rabbim, senden yardım istiyorum. Sen yardımını -sebepler dünyasında olduğumuzdan dolayı- bir vasıta ile yaparsın. Bazen bir meleğini gönderir, bazen salih bir kulunu gönderir, bazen de ordularından başka birini gönderirsin. Benim yardımıma, kullarından hem şehit hem de yiğit olan Hamza kulunu gönder. Onun eliyle bana yardım et…
İşte “Yetiş Ya Hamza” diyen kimse bu manayı kastederek böyle der. Sözü fazla uzatmaz, çünkü Allah’ın, niyetini bildiğini bilir.
Yok, eğer birisi Hazreti Hamza’ya tevessül edip ondan yardım istediğinde, Hazreti Hamza’nın kendi başına, Allah’ın izni ve haberi olmadan yardımına koştuğuna inanıyorsa bu yanlıştır, hem de çok yanlıştır. Ancak buradaki çözüm tevessülü inkâr etmek değil, bu kişiye doğru tevessülü öğretmektir. Hem bu kişinin tek problemi yanlış tevessül etmek de değildir. Bu kişinin asıl problemi tevhidi anlayamamaktır. Bunun çözümü de ona tevhid dersini vermektir. Yoksa tevessülü ona yasak ederek onun itikadını düzeltemezsiniz.
Velhasılıkelam: Bu başlıkta, Hazreti Yakup (a.s.)’ın Hazreti Yusuf (a.s.)’ın gömleğine şifa niyetiyle tevessül etmesini tahlil ettik. Herhâlde Hazreti Yakup (a.s.) gibi bir peygamber neyin şirk neyin tevhid olduğunu bizden çok daha iyi bilir. Madem o tevessül etmiştir, o hâlde tevessül caizdir. Bunun başka hiçbir izahı yoktur.
Yazar: Sinan Yılmaz