a
Ana SayfaTevessül21. Yemame Savaşı’nda sahabelerin, “Ey Muhammed, imdadımıza yetiş!” diyerek tevessül etmeleri

21. Yemame Savaşı’nda sahabelerin, “Ey Muhammed, imdadımıza yetiş!” diyerek tevessül etmeleri

Sahabe Efendilerimizin tevessülüne dair beşinci örneği İbni Teymiye’nin bir talebesi olan büyük müfessir İbni Kesir’den dinleyeceğiz. Hafız İbni Kesir’in naklettiğine göre:

Yemame Savaşı’nda Müslümanların şiarı  يَا مُحَمَّدَاهُ  sözü idi. Bu söz, “Ey Muhammed, imdadımıza yetiş!” manasındadır. Halid İbni Velid Hazretleri de bu sözü söyleyenlerdendir. Bu söz hem tevessüldür hem de istigâse yani “doğrudan yardım istemek”tir.

Tevessülü inkâr edenler: “Sahabeler tevessül etmemiştir.” diyorlar. Alın size sahabe tevessülü… Hem de bir kişi değil, bir ordu tevessül ediyor… Bu ordunun içinde Halid b. Velid de var… Hem sadece tevessül de değil, aynı zamanda istigâse yani doğrudan yardım isteme.

Bu haberi nakleden zat da sizin en çok kabul ettiğiniz âlimlerden İbni Kesir. İmamınız olan İbni Teymiye’nin talebesi Hafız İbni Kesir!

Şimdi, biraz Arapça bilenler için  يَا مُحَمَّدَاهُ  sözünü tahlil edelim:

يَا مُحَمَّدَاهُ  sözündeki  يَا  harfi nida olup “Ey!” demektir.  مُحَمَّدَ  kelimesi münâdâdır yani kendisine seslenilen kişidir. Münâdâdan sonra gelen elif ise “elif-i istigâse” yani yardım isteme elif’idir.

Buna göre,  يَا مُحَمَّدَاهُ  sözünden çıkan mana “Ey Muhammed, imdadımıza yetiş; bize yardım et!” şeklinde olur.

Sizleri biraz tebessüm ettirecek bir şey nakledeyim:

Tevessülü inkâr edenler, Yemame Savaşı’na katılan Müslümanların, “İmdadımıza yetiş Ey Muhammed!” manasındaki  يَا مُحَمَّدَاهُ  sözleri karşısında söyleyecek bir şey bulamayınca saçmalamaya başladılar ve dediler ki:

—  يَا مُحَمَّدَاهُ  sözünü sahabeler parola olarak kullanıyordu. Yoksa Resulullah’tan yardım istemiyorlardı.

Onların bu komik sözlerine cevap olarak deriz ki:

— Size göre şirk olan bir kelimeyi sahabeler parola olarak mı kullanıyordu?

— Sahabe şirk olan bir kelimeyi nasıl parola olarak kullanır?

Hem bunun parolayla ne ilgisi var? Parola karşılıklıdır. Mesela birisi “güneş” der, diğeri “ay”. İnsanlar parolayı birbirlerini tanımak için kullanırlar.

— “Yetiş Ey Muhammed!” manasındaki  يَا مُحَمَّدَاهُ  sözünü nasıl parola kabul edersiniz?

Yahu hadi hiç ilminiz yok, iyi de aklınızda mı yok! Sahabelerin birbirlerini tanımak için şirk olan bir sözü kullanabileceğine nasıl ihtimal veriyorsunuz? O hâlde size göre, yine parola olarak “Yetiş ya Uzza, yetiş ya Menat!” gibi sözler de söylenebilir ve putlardan medet istenebilir. Bunu kabul ediyor musunuz?

Aklınızı başınıza alın! “Yetiş Ey Muhammed!” manasındaki  يَا مُحَمَّدَاهُ  sözü bir parola değil, bir tevessül ve istigâsedir. Ve bu sözü bütün bir ordu söylemiştir.

Bütün bu izahlardan sonra şimdi, tevessülü inkâr edenlere şu soruları sormak istiyoruz:

— Halid b. Velid dâhil Yemame Savaşı’na katılan bütün Müslümanlar şirke mi düştü, müşrik mi oldu?

— Onlar nasıl olur da bütün ömürlerini Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ile geçirmelerine rağmen tevessülün şirk olduğunu öğrenememişler?

— Halid b. Velid gibi bir İslam kahramanı nasıl müşrik olur?

— Onlar mı müşrik oldu yoksa siz mi yanılıyorsunuz?

Gelin, sahabeye müşrik demekten vazgeçin! Bizden uyarması!

Sevgili kardeşlerim, eserimizin bu bölümüne kadar, tevessülün caiz olduğunu önce Kur’an’ın ayetleriyle, sonra hadis-i şeriflerle, daha sonra da sahabelerin uygulamasıyla ispat ettik. Daha gösterebileceğimiz başka sahabe uygulamaları da var. Ancak bu bölümü daha fazla uzatmaya gerek duymuyoruz.

Bir sonraki bölümde, başta dört mezhep imamı olarak, âlimlerin bu konudaki icmaını göstereceğiz. İnayet ve tevfik Allah’tandır.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin