a
Ana SayfaLemaat24. Onuncu Lem’a: Kesretin vahdete isnadı, vahdetin kesrete isnadından daha kolaydır

24. Onuncu Lem’a: Kesretin vahdete isnadı, vahdetin kesrete isnadından daha kolaydır

اللمعة العاشرة

Onuncu Lem’a

فاذا رأيت  gördüğünde  ما أشرنا اليه  kendisine işaret ettiğimiz şeyleri  من بعض خواتم التوحيد  tevhidin bazı hâtemlerini  المضروبة  vurulmuş  على الجزء والجزئي والكلِّ والكلي وكلِّ العالمِ وعلى الحياة وذي الحياة والإحياء  cüz ve cüz’î üzerine, küll ve küllî üzerine, bütün âlem üzerine; hayatın, hayat sahiplerinin ve hayat vermenin üzerine…

Kendisine işaret ettiğimiz; cüz ve cüz’î üzerine, küll ve küllî üzerine, bütün âlem üzerine; hayatın, hayat sahiplerinin ve hayat vermenin üzerine vurulmuş tevhidin bazı hâtemlerini gördüysen…

İzah: Cüz, cüz’î, küll ve küllî kavramlarının manasını önceki derslerimizde izah etmiştik. Bu sebeple tekrar izaha gerek duymuyoruz.

Burada sekiz madde var: Cüz, cüz’î, küll, küllî, bütün âlem, hayat, hayat sahipleri ve hayat verme. Bu sekiz madde üzerine vurulan tevhid mühürlerini önceki derslerimizde mütalaa etmiştik.

فانظر  bak  الى سكةٍ واحدة  tek bir sikkeye  مما لا تُعد من سكات الوحدانية  sayısız vahdaniyet sikkelerinden  المضروبة على الانواع والكليات  nevler ve külliyat üzerine vurulmuş.

Sayısız vahdaniyet sikkelerinden nevler ve külliyat üzerine vurulmuş tek bir sikkeye bak!

نعم  evet  كما  nasıl ki  أن كميةَ كلفةِ تربيةِ الشجرة المثمرة  meyve veren bir ağacın terbiyesinin külfetinin miktarı  تُساوي  eşit oluyor  كلفةَ ثمرةٍ واحدة  tek bir meyvenin külfetine  في السهولة  kolaylıkta  لوحدة التربية واتحاد التدبير  terbiyenin vahdeti ve tedbirin birliğinden dolayı.

Evet, nasıl ki terbiyenin vahdeti ve tedbirin birliğinden dolayı, meyve veren bir ağacın terbiyesinin külfetinin miktarı, kolaylık cihetiyle tek bir meyvenin külfetine eşittir.

İzah: Bir incir ağacını düşünelim. Dallarında yüzlerce incir olsun…

— Eğer bu ağacın meyveleri daha az olsaydı, yaratılışında bir kolaylık olur muydu?

Hayır, olmazdı. Çünkü tek bir meyvenin yaratılışıyla ağacın bütün meyveleriyle birlikte yaratılışı aynı kolaylıktadır.

Yine bahar mevsimi geldiğinde yeryüzü çiçeklerle süslenir.

— Acaba daha az çiçek yaratılsaydı, yaratılışlarında bir kolaylık olur muydu?

Hayır, olmazdı. Çünkü bir çiçeğin yaratılışıyla bütün çiçeklerin ve bahar mevsiminin yaratılışı aynı kolaylıktadır.

Bu kolaylık, terbiyenin vahdeti ve tedbirin birliğinden çıkıyor. Nasıl ki bir askerin terbiye ve idaresi -eğer tek bir merkezden olursa- bin askerin terbiye ve idaresiyle aynıdır. Zira bir askere verilen komutla bin askere verilen komut arasında hiçbir fark yoktur. Bir askere “Arş” denildiğinde nasıl hareket ediyorsa, bin asker de aynı emirle hareket eder.

Aynen bunun gibi, -eğer tek bir merkezden olursa- bir sineğin terbiye ve tedbiriyle bütün sineklerin terbiye ve tedbiri aynıdır. Yine bir çiçeğin terbiye ve tedbiriyle yeryüzündeki bütün çiçeklerin terbiye ve tedbiri aynıdır. Bu sayede öyle bir kolaylık hasıl olur ki ağacın yaratılışı bir meyve kadar kolay, baharın icadı bir çiçek kadar suhuletli ve bir nevin icadı tek bir fert kadar kolay olur.

Ancak bu ifadeyi yanlış anlamayalım. Bunun manası: “Böyle olduğu için Allah kolay yaratıyor, -haşa- böyle olmasaydı kolay yaratamazdı.” değildir. Eğer Allah dileseydi, bir kökün içine bin kök koyar ve her bir meyveyi kendine özel kökle beslerdi. Yine Allah dileseydi, ağacı köksüz yaratır; havada muallakta durdururdu. Allah’ın kudretinde bir sınır yoktur ki Allah hakkında “Şöyle yapsaydı kolay olurdu, böyle yapsaydı zor olurdu.” gibi ifadeler kullanılabilsin. Allah’ın kudretine her şey müsavidir.

Üstadımızın burada anlatmak istediği şey tevhiddeki kolaylıktır. Bunu akla yaklaştırmak için de ağaç örneğini veriyor. Ağacın tek bir merkezden idare edilmesini, bütün meyvelerin aynı kanunlara tabi olmasını, terbiye ve tedbirlerinin bir olmasını gösterip birlikteki kolaylığa pencere açıyor; bununla da tevhidi ispat ediyor.

إذ  çünkü  لِاتّحاد المركز ووحدةِ القانون ووحدانيةِ التربية  merkezin ittihadı, kanunun birliği ve terbiyenin vahdaniyetinden dolayı  تخففتِ  hafifledi (hafifler)  الكلفةُ والمشقة والمصرف  külfet, meşakkat ve masraf. 

Çünkü merkezin ittihadı, kanunun birliği ve terbiyenin vahdaniyetinden dolayı külfet, meşakkat ve masraf hafifler.

وتسهّلت بدرجةٍ  ve bir derece kolaylaştı (kolaylaşır)  لا فرقَ  hiçbir fark yoktur  بين الشجرة ذاتِ الثمرات الغير المعدودة  sayısız meyveleri olan bir ağaç arasında  وهي في يد الوحدة  o ağaç tek bir elde olduğunda  وبين الثمرة الواحدة  ve tek bir meyve arasında  وهي في يد الكثْرة  o meyve çok ellerde olduğunda.

Ve öyle bir derece kolaylaşır ki sayısız meyveleri olan bir ağaç ile -o ağaç tek bir elde olduğunda- tek bir meyve arasında -o meyve çok ellerde olduğunda- hiçbir fark yoktur.

İzah: Merkezin bir oluşu yani tek elden idare edilmesi, kanunun birliği yani aynı kanunlara tabi olmaları, terbiyenin vahdaniyeti yani aynı şekilde idare edilmeleri sayesinde külfet, meşakkat ve masraf azalır. Tam tersi olup, merkez farklı olsa, kanun farklı olsa, terbiye farklı ellerden yapılsa, o zaman nihayetsiz bir zorluk olur.

Şu âlemde her vakit milyonlarca eşyanın böyle kolaylıkla yaratılması bir Vahid-i Ehad’ın icadı olduğu içindir. Eğer sebepler işe karışsaydı, o zaman tek bir çiçeğin yaratılışı kâinatın yaratılışı kadar zor olurdu.

فالشَّرِكةُ والكثرة وتعدد المركزِ  ortaklık, çokluk ve merkezin taaddüdü  تحتاج  ihtiyaç duyar  لتربيةِ ثمرةٍ واحدة  tek bir meyvenin terbiyesi için  الى كل ما يحتاج اليه  ihtiyaç duyduğu şeylerin tamamına  تمامُ الشجرة بأثمارها  ağacın tamamının meyveleriyle birlikte  من جهة كمية الجهازات  cihazatın miktarı cihetinden  ولا فرق الا في الكيفية  ancak keyfiyette fark vardır.

Ortaklık, çokluk ve merkezin taaddüdü, tek bir meyvenin terbiyesi için, cihazatın miktarı cihetinden, ağacın tamamının meyveleriyle birlikte ihtiyaç duyduğu şeylerin tamamına ihtiyaç duyar. Ancak keyfiyette fark vardır.

İzah: Bir ağaç yapılacak diyelim… Bu ağacın yapılabilmesi için toprak lazım, hava lazım, su lazım, güneş lazım. Meyveleri üzerinde bir terbiye lazım. Yani boyanacak, tat verilecek, vazifesi öğretilecek ve hakeza… Bunlar bir ağacın yapılması için lazım olan şeyler.

Şimdi de bir meyvenin yapılması için lazım olan şeyleri sayalım: Yine toprak lazım, hava lazım, su lazım, güneş lazım. Üzerinde bir terbiye lazım. Yani boyanacak, tat verilecek, vazifesi öğretilecek ve hakeza…

Bakın, ağaca ne lazımsa tek bir meyveye de o lazım. O zaman diyebiliriz ki: Eğer ağaç tek bir merkezden yapılsa, bir ağaç bir meyve kadar kolay olur. Eğer merkezler farklı olsa, ağacın icadında, meyveleri adedince zahmetler ve meşakkatler olur.

كما  nasıl ki  أن كلَّ الفابريقات والماكينات التي تعمل  çalışan fabrikalar ve makineler  لِاستحصال الجهازات العسكرية للجيش العظيم  büyük bir ordunun askerî cihazatını üretmek için  تلزم بتمامها  bitamamiha gerekir  لتجهيزات نفرٍ واحد  tek bir neferin cihazatı için  والفرقُ في الكيفية فقط  fark sadece keyfiyettedir.

Nasıl ki büyük bir ordunun askerî cihazatını üretmek için çalışan fabrikalar ve makineler, tek bir neferin cihazatı için bitamamiha gerekir. Fark sadece keyfiyettedir.

İzah: Şimdi, bir asker için ne lazım olduğunu düşünelim:

Elbise lazım, bot lazım, silah lazım, karavana lazım, eğitilmesi lazım ve bunlar gibi pek çok şeyler lazım. Tek bir askere bunları temin edebilmek için; elbisenin dokunduğu fabrika lazım, botun üretileceği tezgâh lazım, karavana için mutfak lazım, silah için bir fabrika lazım, askeri eğitecek komutanlar lazım ve hakeza…

Bir asker için bunları yaptınız mı bin askeri de aynı şekilde tedbir ve terbiye edebilirsiniz. Bu durumda, bin askerin idaresi bir asker kadar kolay olur.

Eğer böyle yapmayıp, her bir askeri farklı merkezlere havale edersek, bu durumda, her bir asker için, orduya lazım olan fabrikalar ve tezgâhlar lazımdır. Bu durumda da bir askerin idaresi ve terbiyesi, bir ordunun idaresi ve terbiyesi kadar zor olur. İşte tevhiddeki kolaylık ve kesretteki zorluk!

وكما  ve nasıl ki  أن أُجرةَ طبْعِ ألوفِ نسخةٍ  binler nüshanın tabının ücreti  في المطبعة التي طبعت كتابَك  senin kitabını basan matbaada  تساوي  eşit oluyor  بل أقل  hatta daha az  من الاجرة التي أعطيتَها  verdiğin ücrete  لطبع نسخةٍ واحدة  tek bir nüshanın tabı için.

Nasıl ki senin kitabını basan matbaada binler nüshanın tabının ücreti, tek bir nüshanın tabı için verdiğin ücrete müsavidir hatta daha azdır.

Not:  بل أقل  ifadesi iki şekilde olabilir:

1. Mahzuf bir mübteda olabilir. Bu durumda  أقل  haber olup merfudur. Takdiri:

…التي طبعت كتابَك تساوي بل هي أقلُّ من الاجرة

2. Diğer bir kitapta cümle şöyle yazılmış:

  …التي طبعت كتابَك تساوي الاُجرةَ التي أعطيتَها لطبع نسخةٍ واحدة بل أقلَّ منها

Bu durumda  بل  atıf harfi olup,  أقلَّ  lafzı  الاُجرةَ  ye atfolur ve mensup olur.

واذا تركتَ المطبعةَ الواحدة وذهبتَ الى الكثرة  tek bir matbaayı terk edip kesrete gittiğinde  اضطررتَ  mecbur olursun  الى اِعطاءِ ألوفِ أجرةٍ  binler ücret vermeye.

Tek bir matbaayı terk edip kesrete gittiğinde, binler ücret vermeye mecbur olursun.

İzah: Bir kitabı basmak için birçok alet ve edevat lazımdır. Bunları temin ettikten sonra bin kitabı da aynı kolaylıkla basabilirsiniz. Böyle yapmayıp her bir kitabı farklı bir merkeze havale ederseniz, bir kitap bin kitap kadar zor olur. Hatta bazen tek bir nüshanın tabı daha fazla bir ücrete tabi tutulur.

Eğer “Bu nasıl olur? Tek bir nüsha nasıl bin nüshadan daha pahalı olabilir?” derseniz, bunun cevabı şudur: Yüksek kaliteyle basılacak tek bir kitap, aşağı kaliteyle basılmış bin kitaptan daha pahalı olabilir. Hele bir kitabı antika bir sanatla basmak isterseniz, on bin kitaptan daha fazla ücret vermek zorunda kalabilirsiniz.

Bu misalden şu hakikate bir pencere açılır: Her bir ferdi bir kitap kabul etsek, tek bir insan kitabı, mesela sineklerden milyarlar kitaba bedeldir; çiçeklerden trilyonlar kitaptan daha pahalıdır. Ve hakeza…

الحاصل  el-hasıl  اذا تركت إسنادَ الكثرةِ الغير المحدودة الى الواحد  sınırsız çokluğun Vahid’e isnadını terk ettiğinde  فمع أنك تضطر لِإِسناد شئٍ واحد الى الكثرة الغير المحدودة  tek bir şeyin sınırsız çokluğa isnadına muztar olmana rağmen  تتزايد الكلفةُ بعدد الافراد  külfet fertler adedince çoğalır.

El-hasıl: Sınırsız çokluğun Vahid’e isnadını terk ettiğinde -tek bir şeyin sınırsız çokluğa isnadına muztar olmana rağmen- külfet fertler adedince çoğalır.

İzah: Sınırsız çokluğun Vahid’e isnadını terk ettiğinde: Yani hadsiz eşyayı, Vahid olan Allah’a isnat etmediğinde… Eşyanın tek bir Allah tarafından yaratıldığını inkâr ettiğinde…

Tek bir şeyin sınırsız çokluğa isnadına muztar olmana rağmen: Hadsiz eşyayı bir olan Allah’a isnat etmediğinde geriye tek seçenek kalır; o da tek bir şeyi sınırsız çokluğa yani esbaba havale etmektir. Şöyle ki:

Eşyayı ya Allahu Teâlâ yaratmıştır ya da esbab yaratmıştır. “Allah yarattı.” diyenler, hadsiz eşyayı Vahid-i Ehad olan Allah’a isnat ederler. Allah’ı inkâr edenler ise tek bir eşyayı kesrete yani esbaba isnat etmek zorundadır. Çünkü başka bir seçenek yoktur. Bütün eşya ya tek bir elden çıkmıştır ya da hadsiz esbab tarafından yaratılmıştır.

Dolayısıyla bütün eşyayı Vahid’e isnat etmeyenler, tek bir eşyayı kesrete isnat etmek zorundadır. Bu zorunluluğa rağmen bu yola süluk edenlere Üstadımız dedi ki: Külfet fertler adedince çoğalır.

فما يشَاهد  müşahade edilen şey  في إنشاءِ كلِّ نوعٍ منتشِرٍ  dağınık (yeryüzüne dağılmış) her bir nevin inşasında  من السهولة الخارقة  suhulet-i harika  فانما هي  o ancak  من يُسرِ الوحدة والتوحيد  vahdet ve tevhidin kolaylığındandır.

Dağınık (yeryüzüne dağılmış) her bir nevin inşasında müşahade edilen suhulet-i harika, o ancak vahdet ve tevhidin kolaylığındandır.

İzah: Malumdur ki bir kumandanın on askeri idare etmesi, on kumandanın bir askeri idare etmesinden daha kolaydır. Eğer kâinat esbaba havale edilirse, bu durumda, tek bir çiçeğin yaratılması bahar kadar zor olur. Bir meyvenin icadı ağacın icadı kadar zahmetli olur. Bir ferdin yaratılması nevi kadar müşkil olur. Âlemde gördüğümüz kolaylık, tek bir Zatın icadı olduğundan ve Onun sonsuz kudretinden dolayıdır. Âmennâ ve saddeknâ.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin