12. Dördüncü Lem’a – 2. Ders: Eşyanın icadını izah edebileceğimiz iki yol
Dördüncü Lem’anın mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
بل hatta لا بُدَّ gerekir أنْ تُوجِد icat etmesi في كل جُزءٍ her bir cüzünde من التراب والماء والهواء toprağın, suyun ve havanın.
Hatta toprağın, suyun ve havanın her bir cüzünde icat etmesi gerekir…
Yani fail-i hakiki olarak tabiat kabul edilirse, tabiatın her bir cüzde -toprağın, suyun ve havanın her bir cüzünde- icat etmesi gerekir.
— Neyi icat etmesi gerekir?
إمّا ya ملايينَ مَطْبعاتٍ معنويةٍ milyonlar manevi matbaaları وماكيناتٍ مُسْتَتِرَةٍ فيه ve onda (o cüzde) gizli makineleri حتى بعدد الازهار والأثمار çiçeklerin ve meyvelerin adedi kadar…
Ya milyonlar manevi matbaaları ve çiçeklerin ve meyvelerin adedi kadar onda (o cüzde) gizli makineleri (icat etmesi gerekir)…
لِيُمكنَ mümkün olması için تشكُّلُ هاتيك الأزاهيرِ والثمراتِ şu çiçeklerin ve meyvelerin teşekkülünün المتخالفةِ الجهازاتِ والماهياتِ cihazları ve mahiyetleri birbirinden farklı olan…
Cihazları ve mahiyetleri birbirinden farklı olan şu çiçeklerin ve meyvelerin teşekkülünün mümkün olması için…
Yani tabiat ancak toprağın, suyun ve havanın her bir cüzünde milyonlar manevi matbaaları ve gizli makineleri icat ederek bu çiçekleri ve meyveleri yaratabilir. Başka türlü mümkün olmaz.
Toplu mana: Hatta cihazları ve mahiyetleri birbirinden farklı olan şu çiçeklerin ve meyvelerin teşekkülünün mümkün olması için, toprağın, suyun ve havanın her bir cüzünde, ya milyonlar manevi matbaaları ve çiçeklerin ve meyvelerin adedi kadar onda (o cüzde) gizli makineleri icat etmesi gerekir…
İzah: Üstad Hazretleri bu delile kitap örneğiyle başlamış ve kâinatı bir kitaba benzetmişti. Her bir mahluk da bu kitabın bir kelimesi veya harfiydi. Eğer bu kitabı sebepler yazdıysa yani eşyayı sebepler yaratıyorsa -ki bu sebepler de toprak, hava ve sudur- bu durumda, toprağın, havanın ve suyun her bir cüzünde bitkiler adedince manevi matbaalar lazımdır.
Nasıl ki bir kitabı basmak için bir matbaa lazım. Ve bin farklı kitabı basmak için ya bin matbaa ya da bir matbaada bin farklı dizgi lazım. Aynen öyle de eğer eşyayı toprak, hava ve su yaratıyorsa, bu durumda, bunların her bir cüzünün içinde, yaratılan varlıklar adedince matbaalar veya farklı dizgiler lazım.
Mesela toprağa bir elma ağacı diktiniz. Ağaç büyüdü, çiçek ve meyve verdi. Ağacın ne yaprakları birbirinin tamamen aynı ne çiçekleri aynı ne de meyveleri aynı… Eğer bu ağacı toprak, hava ve su yaratmışsa; bu durumda, bir saksı kadar toprak içinde ağacın dal, yaprak, çiçek ve meyveleri adedince maddi kalıplar lazım.
— Niçin maddi kalıplar lazım?
Sebebi şu:
Mesela siz bir pinpon topu yapmak isteseniz, ilk önce onun kalıbını yapmak zorundasınız. Kalıp olmadan pinpon topunu üretemezsiniz. Bu, bütün eşya için geçerlidir. Bir şeyi üretecekseniz, ilk önce onun kalıbını yapmalısınız.
Eğer elma ağacını, üzerindeki yaprağı, çiçeği ve meyveyi toprak, hava ve su yaratmışsa; bu durumda, toprağın, havanın ve suyun her bir cüzünde elma ağacının dalları, yaprakları, çiçek ve meyveleri adedince maddi kalıplar olması lazım.
İş bununla da bitmiyor. Biz o saksının içine başka bir şey diksek diktiğimiz şey bitiyor. Bu durumda, o saksının içinde, onda biten nebatat adedince; o nebatatın dalları, yaprakları, çiçekleri, meyveleri ve diğer cüzleri adedince maddi kalıpların olduğunu kabul etmek lazım gelir. Ancak bu durumda toprak, hava ve su o nebatatı bitirebilir. Eğer küçücük saksının içinde, dünya kadar maddi kalıpların olduğunu kabul eden varsa Allah’ı inkâr etsin ve “Nebatatı toprak, hava ve su yapıyor.” desin.
— Peki, eşyanın yaratılışını izah edebilecekleri başka bir yol var mı?
Evet, var. O yol da şu:
وإمّا yahut فرْضُ وجودِ قُدرةِ قادرةٍ kadir bir kudretin varlığının farzı (gerekir) على تَصْنيع جميعِ النباتات bütün nebatatın tasniine (bütün nebatatı yapmaya)...
Yahut bütün nebatatın tasniine kadir bir kudretin varlığının farzı (gerekir)…
ووجودِ علمٍ بلا نهايةٍ ve nihayetsiz bir ilmin varlığının (farzı gerekir) محيطٍ muhit olan (kuşatan) بتفاصيلِ جميعِ خواصِّ bütün özelliklerinin detaylarına جميعِ الاشجارِ bütün ağaçların والْمُتَزَهِّرَات ve çiçeklenmişlerin (çiçek açmışların) وجِهازاتها وموازينِها ve onların cihazat ve ölçülerinin…
Bütün ağaçların ve çiçeklenmişlerin (çiçek açmışların), onların cihazat ve ölçülerinin, bütün özelliklerinin detaylarına muhit olan (kuşatan) nihayetsiz bir ilmin varlığının (farzı gerekir)…
في كل جزء her bir cüzünde من التراب والماء والهواء toprağın, suyun ve havanın.
Toprağın, suyun ve havanın her bir cüzünde (bu kudretin ve ilmin varlığının farzı gerekir).
اذْ çünkü كلُّ جزء her bir cüzü من جميع هذه الثلاثة bu üçünün tamamının يَصلَح uygun oluyor أنْ يصير مَنْشأً menşe olmaya لِتَشَكُّلِ teşekkülüne كلِّ النباتات او اكثرِها bütün nebatatın veya ekserisinin
Çünkü bu üçünün tamamının (toprak, hava ve suyun) her bir cüzü, bütün nebatatın veya ekserisinin teşekkülüne menşe olmaya uygundur.
İzah: Eşyayı esbaba havale ettiğimizde, eşyanın icadını izah edebileceğimiz ikinci yol bu: Toprak, hava ve suyun nihayetsiz bir ilmi ve sonsuz bir kudreti olmalı… İlmiyle bütün ağaçların yapraklarını, çiçeklerini, meyvelerini ve bütün özelliklerini bilmeli; kudretiyle de bunları icat etmeli.
Meseleyi biraz daha açalım:
Topraktan çıkan nebatat; çiçeğiyle, meyvesiyle ve yaprağıyla bir kalıptan çıkmış gibi gayet mizanlı ve dengeli yaratılıyor. Böyle bir kalıptan çıkmış gibi düzgün olabilmek için iki şeyden biri lazımdır.
– Ya maddi bir kalıp olmalı ve eşya o maddi kalıbın içinde şekil almalı.
– Ya da manevi bir kalıp olmalı. Kudret sahibi bir zat atomları kudretiyle hareket ettirmeli ve manevi kalıbın içine sokmalı.
Eşyanın icadını izah edebileceğimiz başka bir yol yok.
Bu durumda, eğer nebatatı toprak, hava ve su icat etmişse; bu üçünün içinde ya bitkiler adedince, onların yaprakları, çiçekleri, meyveleri adedince maddi kalıplar olmalı; eşyayı bu maddi kalıplara sokarak icat etmiş olmalılar. Ya da eşya adedince manevi kalıpları olmalı. Manevi kalıplar için de nihayetsiz bir ilimleri olmalı. Ayrıca sonsuz bir kudretleri olmalı ki atomları bu ilmî ve manevi kalıpların içine girmeye zorlayabilsinler.
Şimdi sorumuz şu:
— Eğer toprak, hava ve suyun içinde eşya adedince maddi kalıplar yoksa, nihayetsiz ilimleri olmadığı için manevi kalıpları da yoksa, kudretleri olmadığı için atomları sevk ve idare de edemiyorlarsa; bu ağaçlar, çiçekler ve meyveler nasıl yaratılıyor? Nebatat nasıl icat ediliyor?
İş “Allah yok.” demekle bitmiyor. Bize eşyanın nasıl yaratıldığını izah etmek zorundalar. Hadi etsinler de görelim. Ya diyecekler ki:
— Bir saksı kadar toprağın içinde yüz milyonlar maddi kalıp var.
Ya da diyecekler ki:
— Bu toprak, hava ve suyun nihayetsiz ilimleri var. İlimlerinde nihayetsiz manevi kalıpları var. Sonsuz kudretleriyle atomları bu kalıplara girmeye mecbur ediyorlar.
Bu iki şıktan birini kabul edemeyen, Allah’ı kabul etmek zorundadır.
Yazar: Sinan Yılmaz