21. Sekizinci Lem’a: Rızık verme delili
اللمعة الثامنة
Sekizinci Lem’a
انظر bak إنّ ما يُشاهَد şüphesiz müşahede edilen من الرزق الْمُوَزَّع dağıtılan rızık على الْمُرْتَزِقِين rızıklananlara على قدْر حاجاتهم ihtiyaçları nispetinde بطرزٍ يناسِب كلَّ واحدٍ واحدٍ منهم onlardan her birine münasip bir tarz iledir.
Bak! Şüphesiz müşahede edilen -o müşahede edilen de rızıklananlara ihtiyaçları nispetinde dağıtılan rızıktır- onlardan her birine münasip bir tarz iledir.
Ya da: Bak! Rızıklananlara ihtiyaçları nispetinde dağıtılan rızıkta müşahede edilen, şüphesiz onlardan her birine münasip bir tarz iledir.
Not: Metne bağlı kalmaya çalışınca tercüme böyle oluyor. Metne bağlı kalmaya çalışılmasa daha güzel bir tercüme yapılabilir. Ancak Arapçasını geliştirmek isteyenler için metne bağlı kalmak daha faydalıdır. Bizler Arapçasını geliştirmeye çalışanları düşünerek tercümelerde metne bağlı kalmaya çalışıyoruz.
Not: ما ism-i mevsulü إنّ nin ismi, بطرزٍ ise إنّ nin haberidir. Yine من harf-i ceri ما nın beyanıdır.
İzah: Üstadımız bu 8. Lem’ada rızık verme delilini işliyor. Rızıkların belirli zamanlarda yetişmesini ve ihtiyaç anında sevk edilmesini Allah’ın varlığına delil yapıyor.
Risaleler Kur’an’dan süzülmüştür ve Kur’an’ın bir mucize-i maneviyesidir. Bu delil Kur’an’ın da birçok ayetinde geçmektedir. Mesela Ankebut suresinde şöyle geçer:
وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ Nice canlılar vardır ki لاَ تَحْمِلُ رِزْقَهَا rızıklarını taşımazlar اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ onları da sizi de Allah rızıklandırıyor. (Ankebut 60)
Başka bir ayet:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ Ey insanlar! اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın! هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللَّهِ يَرْزُقُكُم مِنَ السَّمَاء وَالْأَرْضِ Sizi semadan ve yerden rızıklandıracak, Allah’tan başka bir yaratıcı var mı? لاَ إِلهَ إِلاَّ هُوَ O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. (Fatır 3)
Başka bir ayet:
أَمَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ (Allah’a ortak koştukları şeyler mi hayırlı) Yoksa gökleri ve yeryüzünü yaratan وَأَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً ve size semadan su indiren mi daha hayırlı? فَأَنبَتْنَا بِهِ حَدَائِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍ Biz o suyla güzel bahçeler bitirdik. مَا كَانَ لَكُمْ أَنْ تُنبِتُوا شَجَرَهَا Siz o bahçenin bir ağacını bile bitirmezsiniz. أَإِلَهٌ مَعَ اللَّهِ Allah ile beraber başka bir ilah mı var? (Neml 60)
Evet, değil gücümüz yeryüzündeki bahçeleri bitirmeye, bir ağacı bile bitirip ondan meyve çıkarmaya yetmez. İşte Kur’an bunlar gibi onlarca ayetiyle rızık verme delilini işliyor.
وهذا الرزقُ العامّ bu umumi rızık في هذه الرحمة bu rahmet içindeki الواسعةِ geniş olan المشهودة görünen المتضمنة içeren للتَّوَدُّد والتعرُّف kendini sevdirmeyi ve tanıtmayı…
Geniş olan, görünen ve kendini sevdirmeyi ve tanıtmayı içeren bu rahmet içindeki bu umumi rızık…
وهذه الرحمةُ الواسعة ve bu geniş rahmet في هذه العناية bu inayet içindeki التامةِ eksiksiz olan المتضمنة للتلطيف والاكرام taltif ve ikramı içeren…
Eksiksiz olan ve taltif ve ikramı içeren bu inayet içindeki bu geniş rahmet…
وهذه العنايةُ المشهودة ve bu görünen inayet في هذه الحكمة bu hikmet içindeki العامّةِ umumi olan المتضمنة للقصد والشعور kast ve şuuru içeren…
Umumi olan ve kast ve şuuru içeren bu hikmet içindeki bu görünen inayet…
وهذه الحكمةُ المشهودة ve bu görünen hikmet في هذا الانتظامِ المشهود görünen intizam içindeki…
Bu görünen intizam içindeki bu görünen hikmet…
وهذا الانتظامُ ve bu intizam في ضمن içindeki هذه المسحريَّةِ المشهودة bu görünen musahhariyet…
Bu görünen musahhariyet içindeki bu intizam…
وهذه المسخريةُ ve bu musahhariyet في ضمن içindeki هذا التعانقِ bu kucaklaşma مع التجاوب cevaplaşmak ile beraber…
Cevaplaşmak ile beraber bu kucaklaşma içindeki bu musahhariyet…
وفي ضمن هذا التساندِ bu tesanüd içinde مع التعاونِ teavün ile beraber فيما بين arasındaki أجزاء الكائنات kâinatın cüzleri…
Ve kâinatın cüzleri arasındaki teavün ile beraber bu tesanüd içinde…
خاتمٌ خاصّ has bir hâtem vardır بمن هو ربُّ كل شئ her şeyin rabbine ومربِّي کل شی ve her şeyin mürebbisine ومدبرُ كل شي ve her şeyin müdebbirine.
(Üstten beri bütün saydıklarımızda) Her şeyin rabbine ve her şeyin mürebbisine ve her şeyin müdebbirine has bir hâtem vardır.
وسكةٌ مخصوصة ve mahsus bir sikke vardır بمن o Zata الشمسُ والقمر والنجوم şems, kamer ve yıldızlar مسخراتٌ بأمره emrine musahhar olan.
Ve şems, kamer ve yıldızlar, emrine musahhar olan Zata mahsus bir sikke vardır.
الذي أحسن كل شي خلقه
O ki yarattığı her şeyi en güzel yapandır. (Secde 7)
إذا أراد شيئًا ان يقول له كن فيكون
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri yalnızca “Ol” demesidir. O da hemen oluverir. (Yasin 82)
İzah: Yukarıda geçen cümlelerin manası açık olduğundan izaha gerek duymadık. Ancak her cümle üzerinde tefekkür etmeli ve manayı kalbe, akla ve letaife işletmeye çalışmalıyız.
Yazar: Sinan Yılmaz