a
Ana SayfaLemaat17. Altıncı Lem’a – 3. Ders: Haşrin ispatına dair iki misal

17. Altıncı Lem’a – 3. Ders: Haşrin ispatına dair iki misal

Altıncı Lem’anın mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

فمَثلُك  senin hâlin  في اسْتِبعادِك الانكاريِّ  inkârî olan istib’adında  كمثل من يرى  gören kimsenin hâli gibidir  ذاتًا  bir zatı  ذا معجزاتٍ  mucizeler sahibi…

İnkârî olan istib’adında (yani inkâra dayanan, haşri akıldan uzak görmende) senin hâlin, mucizeler sahibi bir zatı gören kimsenin hâli gibidir…

يكتب  yazıyor  في آنٍ واحدٍ  bir anda  في صحيفةٍ واحدة  tek bir sayfada  كتبًا كثيرةً مُندرِسةً  silinmiş çok kitapları  بَقِيَتْ في حافظته  hafızasında kalan  او يؤلفها  veya onları (o kitapları) telif ediyor  جديدةً  yeni olarak  امثالَ المندرسةِ  silinmişlerin emsali olarak.

(O mucizeler sahibi zat) hafızasında kalan, silinmiş çok kitapları, bir anda, tek bir sayfada yazıyor veya o kitapları yeni olarak, silinmişlerin emsali olarak telif ediyor.

Not: بَقِيَتْ في حافظته  cümlesi  كتبًا lafzının sıfatıdır. Nekra isimden sonra gelen cümle sıfat; marife isimden sonra gelen cümle ise (genellikle) hâldir. Yine sıfat cümlesi (genellikle) mazi, hâl cümlesi ise muzari gelir.

Toplu mana: İnkârî olan istib’adında senin hâlin; hafızasında kalan, silinmiş çok kitapları, bir anda, tek bir sayfada yazan veya o kitapları, yeni olarak ve silinmişlerin emsali olarak telif eden mucizeler sahibi bir zatı gören kimsenin hâli gibidir.

فقيل له  ona denildi ki  سيكتب هذا الكاتبُ كتابَك  bu kâtip senin kitabını yazacak  الذي  o kitap ki  هو ألَّفه  onu o yazmıştır  فمحاه الماءُ  ve su onu mahvetmiştir  في صحيفة  bir sahifede  في طرفة عين  göz açıp kapayıncaya kadar…

Ona denildi ki: Bu kâtip, kendi yazdığı ve suyun mahvettiği senin kitabını, bir sahifede, göz açıp kapayıncaya kadar yazacak…

فقال  o dedi  كلاَّ  hayır  كيف يمكن  nasıl mümkün olur  كتابةُ  yazmak  كلِّ ما  o şeyin (kitabın) tamamını  انْدرس من حروفاته  harfleri silinmiş  في آنٍ واحد  bir anda.

O dedi: Hayır, harfleri silinmiş o şeyin (kitabın) tamamını bir anda yazmak nasıl mümkün olur?

فقاس  ve kıyas etti  الكاتبَ الحفيظ القدير ذا الاعجاز  hafiz, kadîr, i’caz sahibi kâtibi  على نفسه الجاهلةِ العاجزة  cahil ve âciz nefsine.

Ve hafiz, kadîr, i’caz sahibi kâtibi, cahil ve âciz nefsine kıyas etti. (İşte hâlin bu kimseye benzer.)

İzah: Metin açık olmakla birlikte, yine de üzerinde biraz konuşalım:

Üç yüz bin kitap var. Bu kitapların sayfaları yırtılmış, harfleri silinmiş, paramparça olmuşlar. Sonra bir baktık, bir kâtip bu üç yüz bin kitabı bir anda ve tek bir sayfada yazıyor.

Sonra bize denildi ki: Bu kâtip senin suya düşmüş ve mahvolmuş kitabını aynı kolaylıkla bir anda yazacak. Zaten senin kitabını başta yine o yazmıştı.

Biz desek ki: Yok, yazamaz, buna gücü yetmez.

Bu söz ne derece bir ahmaklıktır; ahmak olanlar dahi anlar!

Misalin hakikati şudur: Her nev bir kitaptır. Yeryüzü ise bir sayfadır. Kışın yırtılan üç yüz bin kitap birkaç hafta zarfında, yeryüzü sayfasında -hadsiz efradıyla birlikte- noksansız yazılmakta yani yaratılmaktadır.

Bu kitapları böyle mucizâne yazan Zata, bizim kitabımızı yeniden yazmak yani bizi yeniden yaratmak zor gelir mi? Hâşâ ve kellâ! Zira kitabımızı en başta yoktan yazan, yani bizi en başta yoktan icad eden Odur! Kitabımızı sıfırdan yazan ve bizi yoktan icat eden Zat, bizi bir daha niçin yaratamasın ve hesap için bizi huzuruna niçin alamasın?

ومن  ve (inkârî olan istib’adındaki hâlin) o kimsenin hâli gibidir  يقول لمن  o zat için (zat hakkında) diyor  يرفع الجبالَ  dağları kaldıran  بالاشارة  bir işaretle  لإظهار عظمتِه او سَلطنتِه  azametinin veya saltanatının izharı için…

Ve (inkârî olan istib’adındaki hâlin) o kimsenin hâli gibidir: (O kimse) azametinin veya saltanatının izharı için bir işaretle dağları kaldıran zat için (zat hakkında) diyor…

Ya da şöyle mana verebiliriz: (İnkârî olan istib’adındaki hâlin) azametinin ve saltanatının izharı için bir işaretle dağları kaldıran zat için (zat hakkında) (şöyle) diyen kimsenin hâli gibidir… (Ne diyor?)

هو  لا يرفع هذه الصخرةَ العظيمة  bu büyük kayayı kaldıramaz  التي سدَّتِ الطريقَ  yolu kapayan  على المسافرين الذين دعاهم  davet ettiği misafirlere  الى بُستان نِعَمِه  nimetlerinin bostanına.

O (dağları kaldıran o zat), nimetlerinin bostanına davet ettiği misafirlere yolu kapayan bu büyük kayayı kaldıramaz.

Toplu mana: (İnkârî olan istib’adındaki hâlin) azametinin ve saltanatının izharı için bir işaretle dağları kaldıran zat hakkında, “O (dağları kaldıran o zat), nimetlerinin bostanına davet ettiği misafirlere yolu kapayan bu büyük kayayı kaldıramaz.” diyen kimsenin hâli gibidir.

ما هو  o değildir  الا مجنون أبلهُ  ancak ahmak bir mecnundur.

O (bunu diyen kimse) ancak ahmak bir mecnundur.

İzah: Yıldızları sapan taşı gibi çeviren ve seyyaratı zerrat gibi idare eden Zat-ı Zülcelal’e, insanı öldükten sonra diriltmek ve makarr-ı saltanatına celbetmek zor mudur?

Bu mana üzerine tefekkür edilmeli ve hakikat kalbe işletilmelidir. Önce Allahu Teâlâ’nın şu âlemdeki acip tasarrufatına nazar edilmeli; o tasarrufat üzerindeki kudret-i İlahiye temaşa edilmeli; daha sonra da bu kudrete haşrin ve hiçbir şeyin zor gelmeyeceği nefse ve şeytana kabul ettirilmelidir.

Unutmayın! Mesele sadece Arapçayı çözmek ve anlamak değildir. Asıl mesele, hakikatin boyasıyla boyanmaktır ki bu da ancak çok ciddi tefekkürle olabilir.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin