13. Dördüncü Lem’a – 3. Ders: Bir saksı toprak farzet!
Dördüncü Lem’anın mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
فَافْرُضْ farzet قَصْعَةَ bir saksı ترابٍ toprak…
Bir saksı toprak farzet…
ثم sonra افْرُض farzet دخولَ girdiğini كلِّ بذر ونَواة bütün tohum ve çekirdeklerin فيها ona (o saksıya) على التعاقب peş peşe…
Sonra peş peşe o saksıya bütün tohum ve çekirdeklerin girdiğini farzet…
ثم sonra أفرِغ boşalt القصعةَ saksıyı…
Sonra saksıyı boşalt…
وامْلأْ ve doldur ها ona (saksıya) من صُبْرة الترابِ bir yığın toprak حتى تكيلَ ölçünceye kadar كلَّ التراب bütün toprağı…
Ve ona (saksıya) bütün toprağı ölçünceye kadar bir yığın toprak doldur.
Not: حتى edatı كي manasında da olabilir. Bu durumda mana şöyle olur: Bütün toprağı ölçmek için saksıya bir yığın toprak doldur.
ترى görürsün النتيجةَ neticeyi واحدةً tek olarak على أنّ المشهودَ meşhuda (binaen) يكفيك sana kâfi gelen
Sana kâfi gelen meşhuda binaen neticeyi tek olarak görürsün (neticeyi aynı göreceksin)…
Takdir-i kelam:
ترى النتيجةَ واحدةً بِنَاءً على أنّ المشهودَ يكفيك
Sana kâfi gelen meşhuda binaen neticeyi tek olarak (yani aynı) göreceksin.
O netice de toprağın, kendisine atılan çekirdek ve tohumları bitirmesi; çiçeklere, ağaçlara ve nebatata menşe olmasıdır.
اذ zira تُشاهد görürsün في سيرك في الارض yeryüzündeki seyrinde مَنْشَئِيَّةَ menşe olmasını اكثرِ أجزاءِ التّرابِ toprağın ekser cüzlerinin لأكثر النباتات nebatatın ekserisine…
Zira yeryüzündeki seyrinde, nebatatın ekserisine, toprağın ekser cüzlerinin menşe olmasını görürsün…
مع rağmen أنّ تشكّلَ كلِّ واحدٍ واحدٍ her birinin teşekkülünün من النباتات الْمُزَهِّرَةِ والْمُثَمِّرَة çiçek açan ve meyve veren nebatattan مخالفٌ birbirine benzememesine لكل واحدٍ واحدٍ منها onlardan her birinin…
Çiçek açan ve meyve veren nebatattan her birinin teşekkülünün, onlardan her birinin birbirine benzememesine rağmen…
Not: İkinci واحد ler tekit içindir.
Toplu mana: Çiçek açan ve meyve veren nebatattan her birinin teşekkülünün birbirine benzememesine rağmen, yeryüzündeki seyrinde, nebatatın ekserisine, toprağın ekser cüzlerinin menşe olmasını görürsün.
وكلُّ واحد منها له onlardan her birinin vardır من الانتظامِ والاتّزانِ والامتيازِ intizamı, dengesi, imtiyazı (ayrıcalığı) طرزٌ خاصُّ has bir tarzı وخصوصيّةٌ ve hususiyeti (özelliği).
Onlardan her birinin (çiçek açan ve meyve veren nebatattan her birinin) intizamı, dengesi, imtiyazı (ayrıcalığı), has bir tarzı ve hususiyeti (özelliği) vardır.
تستلزم gerektirir جهازاتٍ مخصوصةً mahsus (özel) cihazları وماكينةً خاصّة has bir makineyi ومطبعةً تخصُّه ve ona mahsus olan bir matbaayı.
(Bu da) mahsus (özel) cihazları, has bir makineyi ve kendine mahsus olan bir matbaayı gerektirir.
بل hatta تستلزم gerektirir وجودَ كلِّ جهازات bütün cihazların varlığını تُشكِّلُ تمامَ الشجرةِ والنبات ağaçların ve nebatatın tamamını şekillendiren في كل واحد her birinde من نَواته وبذره tohumunun ve çekirdeğinin.
Hatta ağaçların ve nebatatın tamamını şekillendiren bütün cihazların, (o nebatatın) tohumunun ve çekirdeğinin her birinde bulunmasını gerektirir.
Yani ağaçları ve nebatatı şekillendiren yaprak, çiçek ve meyve gibi bütün cihazların, her bir tohum ve çekirdekte bulunması gerekir. Ta ki o ağaç ve nebatatı yaratabilsinler.
مع rağmen بساطةِ البُذور والنَّواتات tohumların ve çekirdeklerin basitliği وتشابُهِها ve birbirlerine benzemesine…
Tohumların ve çekirdeklerin basitliği ve birbirlerine benzemesine rağmen…
فيلزم ve gerekir على الطبيعة tabiata ان تُحضِر معنًى manen hazır etmesi جهازاتٍ cihazları تُشَكِّلُ كلَّ الاشياءِ bütün eşyayı şekillendiren وماكيناتِها المعنويةَ ve manevi makinelerini واسبابَها ve esbabını في كل شي her şeyde.
Ve tabiata, bütün eşyayı şekillendiren cihazları, manevi makinelerini ve esbabını, her şeyde manen hazır etmesi gerekir.
فهذه bu سفسطةٌ يَتَنَفَّرُ منها kendisinden tiksineceği bir safsatadır السُّوفِسْطَائِيُّ أيضًا sofestâîlerin dahi وخرافةٌ يخجل منها ve kendisinden utanacağı bir hurafedir مَن يُضحك الناسَ insanları güldürenlerin بنقل الخرافات hurafeleri nakille ايضًا dahi.
Bu, sofestâîlerin dahi kendisinden tiksineceği bir safsatadır. Ve hurafeleri nakille insanları güldürenlerin dahi kendisinden utanacağı bir hurafedir.
Mana açık olduğundan ve bu cümlelerin mütalaasını önceki derslerde yaptığımızdan dolayı izahına girişmiyoruz. Bu dersten vazifemiz şudur:
Toprakta gözüken bu harikulade faaliyet-i Subhâniyeyi ve icad-ı Rabbâniyeyi tefekkür etmek ve Sübhânallah, Allahu Ekber, Tebârekallah gibi zikirlerle Rabbimizi tesbih etmektir.
Unutmayın, maharet sadece cümleyi anlamak değildir. Hakiki maharet; manayı kalbe, akla, letaife hatta zerrata işletmektir.
Yazar: Sinan Yılmaz