11. Dördüncü Lem’a – 1. Ders: Bir kitap yazılmış olsa, bir kâtibin tek bir kalemi ona yeterlidir
اللمعة الرابعة
Dördüncü Lem’a
فكما أن الكتابَ nasıl ki bir kitap لو كان مكتوبًا eğer yazılmış olsa يكفي له ona yeterli olur قلم واحد tek bir kalem لواحد bir kimsenin (bir kâtibin).
Nasıl ki bir kitap eğer yazılmış olsa, bir kimsenin (bir kâtibin) tek bir kalemi ona yeterlidir.
ولو كان مطبوعًا eğer (o kitap) matbu olsa يلزم gerekir لِطَبْعِه onun tabı için اقلامٌ kalemler بعدد حروفه harfleri adedince على شكل حروفه harflerinin şekli üzere.
Eğer (o kitap) matbu olsa, onun tabı için, harfleri adedince -harflerinin şekli üzere (yapılmış)- kalemler gerekir.
— Daha ne gerekir?
واشْتِراكُ كثيرين ve çoklarının iştiraki لِتَصْنيع تلك الاقلام bu kalemlerin yapımı için أيْ الحروفِ الحديديَّة yani demirden harflerin.
Ve bu kalemlerin -yani demirden harflerin- yapımı için çoklarının iştiraki (gerekir).
ولو كُتب بخط دقيق eğer ince bir hatla yazılmışsa اكثرُ الكتاب kitabın ekserisi في بعض الكلمات bazı kelimelerde كما قد تُكتب bazen yazıldığı gibi سورةُ يس في كلمةِ يس Yasin suresinin Yasin lafzında…
Eğer kitabın ekserisi ince bir hatla bazı kelimelerde yazılmışsa -bazen Yasin suresinin Yasin lafzında yazıldığı gibi-
— Bu durumda ne gerekir?
فحينئذ o vakit لا بد gerekir لطبع tabı için تلك الكلمةِ الواحدةِ bu tek bir kelimenin اقلامٌ حديدة demir kalemler بعدد حروف أكثر الكتاب kitabın ekser harflerinin adedince.
O vakit, bu tek bir kelimenin tabı için kitabın ekser harflerinin adedince demir kalemler gerekir.
İzah: Üstadımız bu örnekle tevhiddeki kolaylığı ve kesretteki zorluğu göstermek istiyor. Şöyle ki:
Bir kitap bir kâtibe isnat edilse ve onun el yazısıyla yazıldığı kabul edilse tek bir kâtibe ve kaleme ihtiyaç vardır. Tek bir kâtibi kabulle kitabın varlığı izah edilir.
Eğer kitabı bir kâtibin yazdığı inkâr edilip, “Bu kitap matbaada basılmıştır.” denilirse, bu sefer kâtibe bedel çok şeylerin vücudu lazımdır.
– Evvela kalem işini gören demir harfler lazım.
– Bu demir harfleri yapmak için usta lazım.
– Ustanın yapabilmesi için alet ve edevat lazım.
– Bütün bu harfler ortaya çıktıktan sonra da bu harfleri kitabın cümlelerine uygun şekilde sıralayacak dizgici lazım.
Tek bir kitap için bunlar lazım. Eğer bu kitabın diğer nüshaları farklı matbaalarda basılacaksa, kaç adet basılacaksa o kadar matbaa lazım. Matbaa için de biraz evvel saydıklarımız lazım. Hâlbuki kitap tek bir kâtibin el yazısına isnat edildiğinde bunların hiçbiri lazım değil.
Hele bazen -Yasin suresinin Yasin lafzında yazılması gibi- tek bir kelimede kitabın tamamı ince bir hatla yazılır. Bu durumda, kitabın tabı için lazım olan şeyler tek bir kelimenin tabı için de lazım olmuş olur.
Üstadımız bu misali şu hakikate bağlıyor:
كذلك aynen bunun gibi هذه الكائناتُ bu kâinat اذا قلتَ dediğinde أنها مكتوبةٌ بقلم الواحد الأحد şüphesiz o, Vahid-i Ehad’ın kalemiyle yazılmıştır سلكتَ طريقا سهلاً معقولاً kolay ve makul bir yola girmiş olursun فى نهاية السهولة nihayet bir suhulet içinde بدرجة الوجوب vücub derecesinde.
Aynen bunun gibi, bu kâinat, “Şüphesiz o, Vahid-i Ehad’ın kalemiyle yazılmıştır.” dediğinde, vücub derecesinde nihayet bir suhulet içinde, kolay ve makul bir yola girmiş olursun.
واذا أسْنَدْتَها onu (kâinatı) isnat ettiğinde الى الطبيعة والى الاسباب tabiata ve esbaba سلكتَ طريقًا bir yola süluk etmiş olursun في نهاية الصعوبة nihayet bir zorluk içinde بدرجة الامتناع imtina derecesinde وفي نهاية عدم المعقولية ve nihayet adem-i makuliyet (saçmalık) içinde بدرجة المحالية muhaliyet derecesinde.
Onu (kâinatı) tabiata ve esbaba isnat ettiğinde, imtina derecesinde nihayet bir zorluk içinde ve muhaliyet derecesinde nihayetsiz adem-i makuliyet (saçmalık) içinde bir yola süluk etmiş olursun.
İzah: Âleme şu tefekkürle bakabiliriz:
– Şu kâinat bir kitaptır.
– Dünya bu kitabın bir babı ve bir bölümüdür.
– Yeryüzü bu babın bir sayfasıdır.
– Her bir tür -mesela bir elma ağacı türü- bu kitabın bir cümlesidir.
– Bir türün tek bir ferdi -mesela tek bir elma ağacı- bu kitabın bir kelimesidir.
– O ferdin her bir cüzü -mesela ağaçtaki bir elma- bu kitabın bir harfidir.
– Ve o elmanın çekirdeği bu kitabın noktasıdır.
Bu öyle bir noktadır ki kitabın bütün manası bu noktada yazılmıştır. Evet, şu kâinatta tecelli eden İlahî isimler küçük bir mikyasta nokta hükmündeki bu çekirdekte yazılmış; bu nokta âdeta kâinat kitabının manasına mazhar olmuştur.
– Şu kâinat kitabı,
– Bu kitabın bir babı olan dünya,
– Bu babın bir sayfası olan yeryüzü,
– Bu sayfanın cümlesi olan neviler,
– Cümlenin kelimesi olan fertler,
– Kelimenin harfi olan fertlerin aza ve cihazları,
– Ve noktası olan çekirdeği, yumurtası ve nutfesi,
Eğer Vahid-i Ehad olan Allah’a isnat edilir ve bu kitabın bütün heyetinin kalem-i kudretle yazıldığı kabul edilirse, pek rahat ve kolay bir yola süluk edilmiş olur. Zira önceki misalde de denildiği gibi, bir kitabın bir kâtibin kalemiyle yazıldığını kabul etmek kolaydır.
Eğer böyle yapılmayıp Allah inkâr edilse ve şu kâinat kitabını ve içindeki satır ve kelimeleri tabiatın ve sebeplerin yazdığı kabul edilse, bu durumda, eşyanın icadı izah edilemez. Bu yola giren, imkânsızlığın en zor ve hurafenin en çıkmaz yoluna girmiş olur.
لانه zira يلزَم على الطبيعة tabiata gerekir انْ تُحضِر hazır etmesi لِطبْع كلِّ حيٍّ her bir hayat sahibinin tabı için كلَّ ما يلزَم gereken şeylerin tamamını لأكثر الكائنات kâinatın ekserisi için.
Zira tabiata, her bir hayat sahibinin tabı için, kâinatın ekserisi için gereken şeylerin tamamını hazır etmesi gerekir.
Çünkü tek bir zihayatın tabı ve yaratılması için, ekser kâinatın tabına lazım olan teçhizat lazımdır.
فهذه bu من الخرافات hurafelerdendir التي öyle hurafelerden ki تَمَجُّها onu reddediyor الأوهام vehimler.
Bu, vehimlerin reddettiği hurafelerdendir.
İzah: Yine kitap misalinden yola çıkalım:
– Bir kitabı matbaada basmak için ne gerekiyorsa, bir sayfayı basmak için de aynı şey gereklidir. Çünkü kitapta ne varsa sayfada o vardır.
– Ve bir sayfayı basmak için ne gerekiyorsa, bir satırı basmak için de aynı şeyler gereklidir. Çünkü sayfada ne varsa satırda da o vardır. Sayfada 10 tane “b” harfi varsa, satırda 1 tane “b” harfi vardır. Bir “b” harfi de olsa o demir harfi yapmak gerekir.
– Yine satırda ne varsa kelimede de o vardır. Kelime uzunsa birçok harf içinde bulunur.
Dolayısıyla “Ben kitap basmayacağım, tek bir kelime basacağım.” diyen kişi, kitap baskısı için ne gerekiyorsa aynı şeyi kelime için de hazırlamalıdır.
Bu misalden şuraya geliyoruz:
Kitap hükmündeki kâinatın var olabilmesi için neler gerekiyorsa, kelimesi hükmünde olan en küçük bir hayat sahibinin var olabilmesi için de aynı şeyler gereklidir. Eğer bir sebep ortaya çıkıp “Bu sineği ben yarattım.” derse ona denilir ki:
— Senin kâinatı yaratabilecek bir kuvvetin var mı? Çünkü bu sineği yaratabilmek için, kâinatı yaratabilecek bir kudrete sahip olmak gerekir. Hem kâinatın vücudu için ne lazımsa, bu sineğin vücudu için de aynı şey lazımdır. Mesela sineğin havaya ihtiyacı var; havayı yaratabilmen lazım. Güneşe ihtiyacı var; güneşi yaratabilmen lazım. Suya ihtiyacı var; suyu yaratabilmen lazım. Meskene ihtiyacı var; yeryüzünü yaratabilmen lazım. Vücudunda elementler var; bütün elementleri icat edebilmen lazım. Eğer bunları yaratabiliyorsan, “Sineğin sahibi benim.” diye dava etme; “Kâinatı ben yarattım.” diye dava et. Çünkü sineği yaratabilen kâinatı da yaratabilir. Ve kâinatı yaratamayan, sineğin kanadını dahi icat edemez.
Meseleye şuradan da bakabiliriz:
Bir kitaba bir harf eklemek istiyorsunuz. Kitap sizin değilse o harfi ekleyebilir misiniz? Hayır, ekleyemezsiniz. Kitabın sahibi harfi eklemenize müsaade etmez. Eğer siz kendi harfinizi yazmak istiyorsanız önce bir kitaba ihtiyacınız var. Bir kitabınız olmalı ki harfi o kitaba yazabilin. Demek, bir harfin sahibi olabilmek ve bir harfi yazabilmek için, önce bir kitaba sahip olmak ve bir kitabı yazmak lazım.
Şu kâinat da kalem-i kudretle yazılan bir kitaptır. Bu kitabın harfi hükmünde olan bütün varlıklar kitabın sahibi olan Allah’a aittir. Kimin haddi vardır ki O’nun kitabına bir harf yazabilsin.
Kim ki şu kâinat kitabındaki bir harfe -yani şu âlemdeki tek bir varlığa- sahiplik iddia ederse, önce bize kitabın sahibi olduğunu -yani kâinatı yarattığını- ispat etsin. Bunu yapamayan, bir sineğe hatta kanadına dahi sahiplik iddiasında bulunamaz.
Yazar: Sinan Yılmaz