11. Hazreti Yusuf’un rüyası ve yaptığı rüya tabirleri kaderin varlığını ispat eder
Kaderi inkâr eden ehl-i bid’aya cevap vermeye devam ediyoruz. Dersimize şu bilgiyi hatırlatarak başlayalım:
Kader: Allah’ın ezelî ilmiyle, istikbalde olacak şeyleri bilmesi ve bu bilgiyi bir defterde kaydetmesidir.
“Kader yoktur.” demek, “Allah geleceği bilmez.” demektir. “Kur’an’da kader yoktur.” demek de “Kur’an’da Allah’ın geleceği bildiğiyle ilgili hiçbir ayet yoktur.” demektir.
Önceki derslerimizde kaderin varlığına dair üç ayet-i kerimeyi tahlil etmiştik. Bu dersimizde dördüncü delil olarak Yusuf suresinde geçen bazı ayetlerin tahlilini yapacağız.
Yusuf suresinde bildirildiğine göre, Allahu Teâlâ Hazreti Yusuf (a.s.)’a rüya tabirini öğretmiştir. Surenin 4. ayet-i kerimesinde, Hazreti Yusuf (a.s.) gördüğü bir rüyayı babasına anlatır. Bu rüya, onun on bir yıldızla güneşi ve ayı kendisine secde ederken görmesidir.
Surenin 100. ayetinde ise anne-babasının ve on bir kardeşinin Hazreti Yusuf’a secde ettiği zikredilir. Bu secde üzerine Hazreti Yusuf şöyle der:
هَذَا تَأْوِيلُ رُؤْيَايَ مِنْ قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّي حَقًّا
“İşte bu, önceki rüyamın tevilidir. Gerçekten Rabbim onu hak kıldı.” (Yusuf 100)
Hazreti Yusuf’un tabir ettiği bir başka rüya da surenin 36. ayetinde zikredilir. Hazreti Yusuf (a.s.) kendisine anlatılan bu rüyayı 41. ayette şöyle tabir eder:
أَمَّا أَحَدُكُمَا فَيَسْقِي رَبَّهُ خَمْرًا وَأَمَّا الآخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِن رَأْسِهِ
“Biriniz efendisine şarap sunacak. Diğeri de asılacak ve kuşlar başından yiyecekler.” (Yusuf 41)
Olay tam da Hazreti Yusuf’un haber verdiği gibi gerçekleşir. Onlardan birisi idam edilir, diğeri ise saraya giderek krala hizmet eder.
Hazreti Yusuf (a.s.)’ın tabir ettiği bir başka rüya yine surenin 43. ayetinde zikredilir. Kral görmüş olduğu rüyayı şöyle anlatır:
إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِنْ كُنْتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ
“Ben rüyamda yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Siz rüya tabir edebiliyorsanız benim bu rüyamın tabirini bana bildirin.” (Yusuf 43)
Hazreti Yusuf bu rüyanın tabirini 47. ayet-i kerimede yapar ve hadise aynen haber verdiği gibi vuku bulur.
Bütün bu anlattıklarımızı şuraya bağlamak istiyorum: Bir kul dahi -Allah’ın izni ve bildirmesiyle- geleceği biliyorsa, Allahu Teâlâ’nın geleceği bilmemesi hiç mümkün müdür?
Şimdi şunları düşünelim:
1. Hazreti Yusuf’un babası, annesi ve kardeşleri yıllar sonra ona secde etmiştir. Hazreti Yusuf (a.s.) bunun olacağını rüyasında daha çocukken görmüştü.
— Eğer Allah geleceği bilmeseydi, yıllar sonra tevili çıkacak bu rüyayı Hazreti Yusuf’a gösterebilir miydi?
2. Hazreti Yusuf (a.s.) zindandaki iki kişinin rüyasını tabir etmiş yani onların geleceğine dair iki haber vermiş ve verdiği haber tam doğru çıkmıştır. Onlardan biri asılmış, diğeri ise sarayda krala hizmet etmiştir.
— Hazreti Yusuf’un verdiği bu haber geleceği bilmek değil midir?
— Hazreti Yusuf (a.s.) Allah’ın bildirmesiyle geleceğin bazı meselelerine muttali olabiliyorsa, onun Rabbi olan Allah bütün geleceğe muttali olmaz mı?
3. Kralın rüyası da Hazreti Yusuf tarafından tabir edilmiş ve tabire birebir uygun olarak hadise vuku bulmuştur. Yedi sene bereket olmuş, peşinden yedi sene kuraklık ve kıtlık olmuş ve daha sonra tekrar bereketler gelmiştir. Yine soruyoruz:
— Hazreti Yusuf (a.s.)’a geleceği bildiren Allahu Teâlâ’nın geleceği bilmemesi hiç mümkün müdür?
Ey kaderi inkâr ederek Allah’a cehalet isnat edenler! Yusuf suresinin bu ayetlerini neyle izah edeceksiniz? Hadi edin de görelim!
Yazar: Sinan Yılmaz