19. “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” ayetinin tahlili
Bir kısım ehl-i bid’a, “Kader yoktur. Allah geleceği bilmez.” diyor. Biz de onların bu sözlerini Kur’an’ın ayetleriyle çürütüyoruz. Şu bilgiyi hatırlatarak dersimize başlayalım:
Kader: Allah’ın ezelî ilmiyle, istikbalde olacak şeyleri bilmesi ve bu bilgiyi bir defterde kaydetmesidir.
“Kader yoktur.” demek, “Allah geleceği bilmez.” demektir. “Kur’an’da kader yoktur.” demek de “Kur’an’da Allah’ın geleceği bildiğiyle ilgili hiçbir ayet yoktur.” demektir.
Önceki derslerimizde kaderin varlığına dair on bir ayet-i kerimeyi tahlil etmiştik. Bu dersimizde on ikinci delil olarak Bakara suresinin 30. ayetini tahlil edeceğiz. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulmuş:
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوا أَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء
“Bir vakit Rabbin meleklere: ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ demişti. Melekler dediler ki: ‘Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?’” (Bakara 30)
Bu ayet-i kerimede üzerinde duracağımız iki nokta var. Birinci nokta, Allahu Teâlâ’nın “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” demesidir.
Allahu Teâlâ, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” demiş; ancak Hazreti Âdem’i yarattıktan sonra onu cennetine koymuştur. Yani Hazreti Âdem’i direkt yeryüzüne göndermemiş ve malum imtihanla cennette imtihan etmiştir. Hazreti Âdem’in yasaklanan ağaca yaklaşması sonucu da onu cennetten çıkarıp yeryüzüne göndermiştir.
Bundan şu anlaşılmaktadır ki: Allahu Teâlâ, Hazreti Âdem’in o ağaca yaklaşacağını biliyordu. Zira ayet-i kerimede, “Yeryüzünde bir halife yaratacağım.” buyurmuştur. Hazreti Âdem’in yeryüzüne inmesi yasak edilen ağaca yaklaşması sebebiyledir.
“Eğer Hazreti Âdem (a.s.) ağaca yaklaşmasaydı yeryüzüne iner miydi?” diye bir soru sorulursa şöyle cevap veririz:
— Ayet-i kerimede, daha Hazreti Âdem yaratılmadan önce, onun yeryüzüne gönderileceği açıkça bildirilmiştir. Dolayısıyla elbette inecektir. Ancak Allahu Teâlâ, birçok hikmetinin tahakkuku için onu önce cennete sokmuş ve işlemiş olduğu zelle sebebiyle onu cennetten çıkarmıştır. Bizim meselemiz, niçin çıkarıldığı meselesi olmadığından o kapıyı açmıyor, sadece meselemize bakan cihet olan şu noktaya dikkat çekiyoruz:
Demek ki Allahu Teâlâ, Hazreti Âdem’in cennetten çıkmasına sebep olacak zelleyi işleyeceğini biliyordu. Eğer bilmeseydi, yeryüzü için yarattığı Hazreti Âdem’i önce cennete sokmazdı. Öyle ya, -sebepler tahtında- eğer Hazreti Âdem menedildiği ağaca yaklaşmasaydı cennetten çıkarılmayacaktı. Bu durumda, dünya için yaratılan Hazreti Âdem’in ebedî olarak cennette kalması vukua gelirdi. Bu ise ayetin beyanına terstir.
Ayet-i kerime üzerinde duracağımız ikinci nokta şurasıdır: Melekler insanın yaratılışı hakkında, “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” dediler.
— Acaba melekler insanın fesat çıkaracağını ve kan dökeceğini nereden biliyordu?
Öyle ya, daha insan yaratılmamış ve dünyaya gönderilmemiş…
Bu soruya verilebilecek iki cevap var:
1. Allahu Teâlâ’nın bildirmesiyle bilmişlerdir.
2. Levh-i mahfuzdan okumuşlardır ki levh-i mahfuzda, olacak her şey kayıtlıdır.
Bu iki cevap da Allah’ın her şeyi bildiği neticesini vermektedir.
Bakın, değil Allahu Teâlâ, melekler bile -kendilerine bildirildiğinde- geleceği biliyorlar. Hâl böyle iken, “Allah geleceği bilmez.” demek ne büyük bir cehalettir!
Şimdi bu delili sorularla toparlayalım ve kaderi inkâr edenlere şu soruları soralım:
1. Allahu Teâlâ, “Yeryüzünde bir halife yaratacağım.” demesine rağmen Hazreti Âdem’i ilk önce cennete yerleştirmiş; ona bütün cenneti serbest edip, sadece bir ağaca yaklaşmasını yasaklamıştır. Allahu Teâlâ, Hazreti Âdem’in o ağaca yaklaşacağını biliyor muydu?
2. Allahu Teâlâ, Hazreti Âdem’in o ağaca yaklaşacağını -haşa- bilmeseydi, onu direkt yeryüzüne göndermez miydi?
3. Ya meleklerin insanoğlunun fesat çıkaracağını ve kan dökeceğini bilmesi… Bu konu hakkında ne dersiniz? Biz, “Ya Allah bildirdi ya da levh-i mahfuza bakıp öğrendiler.” diyoruz ki ikisi de Allah’ın ezelî ilmini ispat eder. Peki sizler, Allah’ın geleceği bilmediğini iddia edenler, bize cevap verin, melekler insanın fesat çıkarıp kan dökeceğini nasıl bildi?
Sevgili kardeşlerim, Allahu Teâlâ’nın geleceği bildiğine dair daha birçok ayet-i kerime var. Tam 12 derstir bu ayetlerden bir kısmını naklediyoruz. Artık bu kadarı kâfi görüyor ve daha fazlasına ihtiyaç duymuyoruz. Aslında yazdıklarımızı dahi fazla buluyoruz. Çünkü bizler bir Müslüman’ın “Allah geleceği bilmez.” itikadını taşıyabileceğine inanmıyor ve inanmak istemiyoruz. Evet, bu sözü söyleyen kişiler var. Ancak onların amaçları dini ihya değil, ifsat etmek! Bizler bir Müslüman’ın -ne kadar da cahil olsa- onların bu sözüne kanacağına ihtimal vermiyoruz.
Ayrıca sadece Kur’an’dan delilleri yazdık. Hadis-i şeriflerden deliller getirmedik. Hâlbuki Kur’an’dan sonra en sağlam kaynak olan Kütüb-i Sitte’de meselemize delil olabilecek onlarca hadis-i şerif var. Bunları kaydetmedik, çünkü Kur’an’ın ayetlerini inkâr edecek kadar haddi aşanlara hadisten delil getirmek beyhudedir.
— Ayetleri inkâr edenler, hadislere ne yapmaz ki?
Senetlerine bile bakmadan bir çırpıda “uydurma” der ve bir kenara atıverirler.
Yine tefsirini yaptığımız ayetlerde görüşlerini naklettiğimiz müfessirler müstesna, âlimlerden de nakil yapmadık ve bu konudaki icmayı da göstermedik. Zira onlar zaten icmaya ve âlimlere inansalar bu batıl sözü söylemezlerdi.
— Ayeti inkâr eden ve ayetleri nefsine göre tevil eden, hangi âlime inanır ve kimin sözüne itibar eder?
O ancak “Allah’ın geleceği bildiğini” ölünce anlayacak; o zaman da iş işten geçmiş olacak!
Bu dersimizi burada tamamlayalım. Eserimizin bundan sonraki son dersinde, kaderi inkâr edenlerin son bir sözüne daha cevap vereceğiz.
Yazar: Sinan Yılmaz