24. “Bir suçun cezası bir defa verilir. Bu durumda kabir azabının olmaması gerekir.” diyenlere cevap
Kabir hayatını inkâr edenler diyor ki:
— Bir suçun cezası bir defa verilir. Aynı suçtan tekrar tekrar cezalandırmak yüce Allah’ın şanına yakışmaz. Bu durumda kabir azabının olmaması gerekir. Aynı suçtan hem kabirde hem de ahirette ceza vermek Allah’ın rahmetine uygun değildir.
İşte onlar böyle diyorlar. Sözlerini cevaplamadan önce şu hakikate dikkat çekmek isterim:
Allahu Teâlâ hakkında zulüm düşünülemez. Zira zulüm, başkasının hakkına tecavüz etmektir. Bütün mülk Allah’ın olduğuna göre, başkasının bir hakkı yoktur ki ona karşı herhangi bir muamelede, “Allah ona zulmetti.” denilebilsin.
Bizim Allahu Teâlâ’ya karşı hiçbir hak iddiamız olamaz. O bize nasıl muamele ederse bu haktır, adalettir ve hikmettir. Eğer Allah dileseydi, bir suça bir defa değil, on defa hatta isterse yüz defa ceza verebilirdi. Bu durumda bir zulüm ve haksızlık da olmazdı. Lakin her fiilinde kullarına karşı merhametli olan Rabbimiz burada da kuluna iyilik etmekte ve ona keremiyle muamele ederek onu bir suçtan iki defa cezalandırmamaktadır.
İki defa cezalandırmamasının manası şudur: Bir kişi bir günah işlemiş ve günahının cezasını -Allah’ın şeriatına göre- dünyada çekmişe, yani o günahtan dolayı o kişiye had cezası uygulanmışsa artık o günaha ahirette ceza verilmez.
Mesela içki içmek haramdır ve ahirette ceza gerektirir. Ancak bir kişi içki içerken yakalansa veya günahını kendi itiraf etse ve bu suçundan dolayı ona had cezası uygulansa, artık onun içki içme günahı affolmuştur; ondan dolayı ahirette bir daha ceza görmez.
İşte “Bir suça iki defa ceza verilmez.” sözü bu uygulama içindir.
Kabir azabında da durum aynıdır. Hatta değil kabir azabı, müminin ayağına bir diken batsa, bu onun günahına bir kefaret olur. Dolayısıyla kabirde çekilen azap da kulun günahlarına kefarettir. Dilerseniz meseleyi biraz daha açalım:
İnsanları üç kısma ayırmak mümkündür:
Birinci kısım: İman üzere ölerek direkt cennete girecek olan müminlerdir.
İkinci kısım: Küfür üzere ölerek cehennemde ebedî kalacak kâfirlerdir.
Üçüncü kısım: Günahkâr müminlerdir. Bunların imanları vardır lakin dünyada iken farzları terk etmiş ve haramlara girmişlerdir. Bunlar cehennemde bir müddet ceza gördükten sonra cennete girerler.
Şimdi, kabir hayatını inkâr edenlerin sözünü bu üç grup üzerinde tahlil edelim:
Birinci grup olan direkt cennete girecek müminler için, “Bir suçun cezası bir defa verilir. Bu durumda da kabir azabının olmaması gerekir.” sözü manasızdır. Zira onlar kabirde azap değil mükâfat görecektir. Demek bu söz birinci grup için söylenemez.
İkinci grup olan cehennem ehli kâfirler için de bu sözün bir manası yoktur. Çünkü kâfirler cehennemde ebedî kalacaklardır. Onların cezası ebedîdir. Ebediyete kıyasla bir milyon yıl, denizdeki bir damla gibidir. Hatta damla bile değildir.
Dolayısıyla, mesela 5.000 sene önce yaşamış ve kâfir olarak ölmüş birisini düşünelim… Bu kişiye kabirde azap edilmesine bir mâni yoktur. Zira zaten bu kişi cehennemde ebedî olarak kalacaktır. Azaba 5-10 bin sene önce başlanmış veya sonra başlanmış, ne önemi var! Ebediyete kıyasla 5-10 bin senenin, bizim saatimize göre saniyeden hatta saliseden farkı yoktur.
Demek, “Bir suçun cezası bir defa verilir. Bu durumda kabir azabının olmaması gerekir.” sözünü ikinci grup hakkında da söyleyemeyiz.
Üçüncü gruba gelince, bunlar günahkâr müminlerdir. Bu sözü onlar hakkında da söyleyemeyiz. Zira müminin ayağına diken bile batsa, bu onun günahına kefaret olur. Aslında kabir azabı günahkâr müminler için bir nevi nimettir. Çünkü kabirde görmüş oldukları azap onların günahlarının bir kısmına kefaret olur. Hatta bazı günahkârların kabirde çektikleri azap bütün günahlarına kefaret olur ve onu cehennem azabından kurtarır.
Yani hem kabirde hem de cehennemde azap çekmek, kabirde çektiği azap, günahlarının tamamına kefaret olmayanlar içindir. Rabbimiz o kadar merhamet sahibidir ki kulun kabirde çektiği her sıkıntıyı günahına kefaret yapar.
Hatta değil kabir azabı; kişi hasta olsa, üzülse, başına bir musibet gelse hatta bir nefesi zorlukla alsa, bu dahi günahına kefaret olur. Kabir azabı da böyle bir musibettir. Bir cihetten azaptır, diğer bir cihetten de günahın kefaretidir.
Herhâlde yaptığımız bu izahla, onların: “Bir suçun cezası bir defa verilir. Bu durumda da kabir azabının olmaması gerekir.” sözünün ne kadar mantıksız olduğu anlaşılmıştır. Ama insan cevapları bilmeyince böyle kıymetsiz sözlere bile kıymet veriyor.
“Kabir Hayatı” isimli eserimiz bu ders ile tamamlandı. Rabbimize hamdüsena olsun, bu kıymetli hizmette -liyakatimiz olmadığı hâlde- bizi istihdam ediyor. Rabbim bu çalışmaları dergâhında kabul etsin. Bu eseri günahlarıma kefaret eylesin. Ayaklarımızı hak yoldan ayırmasın. Ehl-i sünnet itikadı üzere yaşatsın ve bu itikad üzere diriltsin. Bizleri Ehl-i sünnet itikadının muhafızları eylesin. Âmin.
Yazar: Sinan Yılmaz