a
Ana SayfaKabir Hayatı17. “Ancak kıyamet günü, yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.” ayetinin izahı

17. “Ancak kıyamet günü, yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.” ayetinin izahı

Kabir hayatını inkâr edenler diyor ki:

— Âl-i İmran suresi 185. ayette şöyle buyrulmuş: “Her nefis ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü, yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.” Kur’an bu ve benzeri ayetleriyle, amellerimizin sevabının kıyamet günü ödeneceğini beyan buyurmaktadır. Hâlbuki kabir hayatı inanışına göre, amellerimizden dolayı kabrimiz cennet bahçelerinden bir bahçe olmaktadır. Bu inanış, amellerimizin sevabının kıyamet gününden önce ödeneceği anlamına gelir. Bu da mezkûr ayetin ifadesine zıttır.

Onlar böyle diyorlar. Biz de onların bu sözlerine hayret ediyor ve iddialarını ispat hususunda ne kadar âciz kaldıklarını görüyoruz.

Onlar diyor ki: Ayette mükâfatın kıyamet günü verileceği bildirilmiş. Bu durumda, kabir hayatı olmamalıymış ve mükâfat ahirette verilmeliymiş. Eğer kabir hayatı olur ve orada mükâfat verilirse, ayetin “Mükâfat kıyamet günündedir.” ifadesine ters düşermiş.

— Yahu bu bir delil midir?

— Bir ilim adamı böyle delil getirir mi?

Gerçi bunlar zaten ilim adamı değil. Bu yüzden şaşırmak da beyhudedir!

Şimdi size soruyorum:

— Kur’an’ın “Mükâfat kıyamet günündedir.” sözünden, o gün gelmeden önce kimseye zerre miskal mükâfat verilmez manası mı anlaşılır?

— Yahu şu aldığımız nefes, yediğimiz yemekler, giydiğimiz elbiseler, oturduğumuz meskenler ve saymakla bitmeyecek şu nimetler, Rabbimizin bir hediyesi ve mükâfatı değil midir?

— Yine Kur’an’da kıssaları geçen Peygamberlerin ve onların kavimlerinin, zalimlerin zulmünden kurtarılmaları bir mükâfat değil midir?

— Bir sıkıntıya düşüp el açtığımızda ve Rabbimize yalvardığımızda bizlere yapılan lütuflar ve sıkıntının giderilmesi, duanın bir mükâfatı değil midir?

— Yapmış olduğumuz ibadetlerden ve salih amellerden dolayı işlerimizin kolaylaştırılması, rızkımızın bereketlendirilmesi, musibetlerin önüne geçilmesi, hepsi birer mükâfat değil midir?

Şimdi bizler, ayet-i kerimedeki “Yaptıklarınızın karşılığı ancak kıyamet günü size verilecektir.” ifadesini mutlak kabul ederek, Rabbimizin bu dünyada bize yapmış olduğu bütün ihsanları ve verdiği bütün mükâfatları inkâr mı edeceğiz?

Elbette edemeyiz.

— Peki, mükâfat dünyada oluyor da kabirde niye olmasın?

“Ancak kıyamet günü, yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.” ifadesi, asıl ve ebedî mükâfatın ahirette olduğunu beyan etmek içindir. Yoksa kabirdeki mükâfatı reddetmez. Evet, asıl mükâfat ahirettedir, çünkü cennet oradadır. Ama bu ifade, ahiretten başka hiçbir yerde mükâfat verilmeyecektir anlamına gelmez.

Şimdi bunu Kur’an’dan bazı ayetlerle ispat edelim:

Yusuf suresi 22. ayet-i kerimede şöyle buyrulmuş:

  وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

“O (Hazreti Yusuf) ergenlik çağına gelince kendisine ilim ve hikmet verdik. İşte biz güzel iş yapanları böylece mükâfatlandırırız.” (Yusuf 22)

Bakın, bu ayet-i kerimede, Hazreti Yusuf’un daha bu dünyada iken mükâfatlandırıldığından bahsedilmektedir.

Bakara suresi 57. ayet-i kerimede, İsrailoğulları’na hitaben şöyle buyrulur:

  وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَأَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ

“Bulutu üzerinize gölge yaptık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyiniz.” (Bakara 57)

Bakın, bu ayette de Hazreti Musa’nın kavmine, Hazreti Musa’ya inanmalarından ve imandaki sebatlarından dolayı yapılan ikramlardan bahsedilmektedir.

— Hani mükâfat sadece kıyamet günü olurdu?

— Şimdi siz Hazreti Musa’nın kavmine yapılan bu iyiliklere, amellerinin mükâfatı demeyeceksiniz de ne diyeceksiniz?

Kur’an’da bu ayetler gibi daha birçok ayet-i kerime vardır ki salih kulların -iman ve sabırlarından dolayı- bu dünyada gördüğü mükâfatlar anlatılır. Ve bu ayetlerin sonu, “İşte biz onları böylece mükâfatlandırdık.” şeklinde biter.

— Şimdi bütün bu ayetleri yok mu kabul edeceğiz?

Mükâfatın kıyamet günü olduğunu beyan eden ayetleri, “Bu dünyada ve kabirde hiçbir mükâfat yoktur.” manasıyla tefsir edemeyiz. Zaten bu dünyada Rabbimizin nice mükâfatlarını görüyoruz. Hatta yaptığımız bir iyiliğe karşı, hiç beklenmedik yerden bir ihsan bize ulaştığında, “Fesübhanallah, şu iyiliği yaptım, hemen mükâfatı geldi.” diyoruz. Kim hayatına baksa bunun onlarca örneğini görür.

Sözün özü: “Ancak kıyamet günü, yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.” ayeti, ne bu dünyada mükâfatın olmayacağına ne de kabirde verilmeyeceğine delalet etmez. Ancak şuna delalet eder ki: Mükâfatın en büyüğü ahirettedir; o da cennet ve cemalullah yani Allah’ı görmektir. Bu mükâfata kıyasla da diğer mükâfatların hiçbir kıymeti yoktur.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin