a
Ana SayfaMukaddime9. Beşinci Nokta – 1. Ders

9. Beşinci Nokta – 1. Ders

النقطة الخامسة

Beşinci nokta

إن السعيدَ القديم  şüphesiz Eski Said  حينما انقلب  döndüğünde  إلى السعيد الجديد  Yeni Said’e  قد ألّفا  ikisi telif etti  معًا  birlikte  في ثاني المثنوي هذا  bu ikinci Mesnevi’de.

Şüphesiz Eski Said Yeni Said’e döndüğünde, ikisi birlikte bu ikinci Mesnevi’de (muhtelif risaleleri) telif etti.

İzah: Eski Said eski bilgi birikimini ortaya koydu, Yeni Said de Kur’anî seyr-i sülukünden hasıl olan yeni malumatını orta koydu ve ikisi birlikte bu risaleleri telif ettiler. Yani sanki iki ruh bir beden oldular ve bu risaleleri öyle yazdılar.

Mezkûr cümlede  ألّفا  nın mef’ulün bihi terk edilmiş, mef’ulün fihi beyan edilmiş. Yani neyin telif edildiği beyan edilmeyip, في ثاني المثنوي هذا  “Bu ikinci Mesnevi’de” ibaresiyle nerede telif edildiği beyan edilmiş. Yani sanki Mesnevi-i Arabî bir kap olmuş ve muhtelif risaleler o kapta telif edilmiş.  في  harf-i ceri bize bu manayı veriyor.

Bu durumda takdir-i kelam şöyle olur: Şüphesiz Eski Said Yeni Said’e döndüğünde, ikisi birlikte bu ikinci Mesnevi’de (muhtelif risaleleri) telif etti.

Bununla birlikte, في  zaid de olabilir. Zaid olsa mana şöyle olur: Şüphesiz Eski Said Yeni Said’e döndüğünde, ikisi birlikte bu ikinci Mesnevi’yi telif etti.

أعنِي  ben kastediyorum (kastediyordum)  المسائلَ والحقائق الدقيقة  meseleleri ve ince hakikatleri  التي  öyle ki  من شأنها  onların şanındandır  أن يكون  olması  كلٌّ منها  onlardan her birinin  موضوعًا لرسالة  bir risalenin mevzuu. 

Ben öyle meseleleri ve ince hakikatleri kastediyordum ki onlardan her birinin bir risalenin mevzuu olması onların şanındandır.

Ya da: Her birisi, bir risalenin mevzuu olması şanından olan meseleleri ve ince hakikatleri kastediyordum.

İzah: Üstad Hazretleri, Mesnevi-i Arabî’de zikrettiği hakikatleri son derece kısa ve öz beyan etmiş. Hatta bir i’lemde birkaç satır ile anlattığı bir hakikat için daha sonra özel bir risale yazmış. Bu da eserin anlaşılmasını zorlaştıran bir amil olmuş.

قد ذكّرها  şüphesiz onları zikretti  وحشاها  ve onları doldurdu  السعيدان  iki Said  مع تلك القِيْمةِ  bu

kıymetle  الخارجةِ عن الحد  hadden hariç olan (yani hadsiz olan)  والأهميّةِ  ve bir ehemmiyetle  الغيرِ الداخلة في العد  ve saymaya girmeyen (yani sayısız)…

Şüphesiz iki Said, onları (o meseleleri ve ince hakikatleri) zikretti ve hadden hariç olan (yani hadsiz olan) bu kıymetle ve saymaya girmeyen (yani sayısız) bir ehemmiyetle onları doldurdu…

— Neyin içine doldurdu?

في ضمنِ ألفاظٍ ضيّقة  dar lafızların içine  لا تسعها  onları içine sığdıramayan  وفي سطورٍ عديدةٍ  ve sayılı satırların içine  لا تستوْعِبها  onları içine alamayan.

Onları (yani o meseleleri ve hakikatleri) içine sığdıramayan dar lafızların içine ve onları içine alamayan sayılı satırların içine.

Toplu mana: Şüphesiz iki Said, onları (o meseleleri ve ince hakikatleri) zikretti ve o hakikatleri içine sığdıramayan dar lafızların içine ve onları içine alamayan sayılı satırlara, bu hadsiz kıymetle ve sayısız ehemmiyetle onları doldurdu.

İzah: Üstad Hazretleri deniz misillü bir hakikati düşünüyor; bu hakikati akıl ve kalp tezgâhında pişiriyor; sonra iş hakikati beyan etmeye geliyor. Hakikat deniz gibi, lafızlar ise bardak gibi…

— Böyle bardak gibi dar lafızlar, deniz gibi engin manaları nasıl içine alsın?

Elbette içine alamıyor, sadece hakikate işaret edebiliyor. Bu da eserin anlaşılmasını zorlaştıran bir amil oluyor.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin