14. Tembih – 3. Ders
وكذا ve keza لا تظنَّن sakın zannetme أني باخْتياري ben kendi ihtiyarımla أشكلتُ عليك sana zorlaştırdım عبارةَ هذه الرسالةِ bu risalenin ibarelerini
Ve keza, sakın zannetme ki ben kendi ihtiyarımla bu risalenin ibarelerini sana zorlaştırdım.
Ya da: Sakın kendi ihtiyarımla bu risalenin ibarelerini sana zorlaştırdığımı zannetme.
إذ هذه الرسالةُ çünkü bu risale مكالماتٌ فجائيَّة ansızın olan bir mükâlemedir مع نفسي nefsim ile في وقت مدهش müthiş bir vakitte.
Çünkü bu risale, nefsim ile müthiş bir vakitte ansızın olan bir mükâlemedir.
والكلمات kelimeler انما تولدت ancak doğuyordu في اثناءٍ مجادلة هائلة müthiş bir mücadele esnasında كإعصار bir kasırga gibi يتصارع çarpışıyor فيها onda (o kasırgada) الانوارُ مع النيران ateşle birlikte nurlar.
Kelimeler ancak müthiş bir mücadele esnasında, içinde ateşle birlikte nurların çarpıştığı bir kasırga gibi doğuyordu.
يتدحْرجُ yuvarlanıyordu رأسي başım في آن واحد bir anda من الأوج الى الحضيض zirveden çukura ومن الحضيض الى الأوج çukurdan zirveye من الثرى الى الثريا yerden Süreyya’ya.
Başım bir anda zirveden çukura, çukurdan zirveye, yerden Süreyya’ya yuvarlanıyordu.
اذ çünkü سلكتُ طريقا bir yola süluk etmiştim غير مسلوك süluk edilmemiş في برزخ bir berzahta بين العقل والقلب akıl ve kalp arasında ودار عقلي ve aklım dönüp dolaşıyordu من دهشة السقوط والصعود düşmenin ve yükselmenin dehşetinden.
Çünkü akıl ve kalp arasında bir berzahta, süluk edilmemiş bir yola süluk etmiştim; düşmenin ve yükselmenin dehşetinden aklım dönüp dolaşıyordu.
İzah: Üstad Hazretleri, nefsiyle olan mücadelesinin mahiyetini bu ifadelerle beyan etti. Bizler böyle bir yola süluk etmediğimiz için, cümleleri anlasak da mahiyetini tam anlayamıyoruz. En azından ben tam anlayamıyorum. Mesela:
— Bir anda zirveden çukura, çukurdan zirveye, yerden Süreyya’ya yuvarlanmak nasıl oluyor?
— Akıl ve kalp arasında bir berzahta süluk etmek nasıl bir şeydir? Bu sülukün keyfiyeti nasıldır?
— Düşmenin ve yükselmenin dehşetinden aklın dönüp dolaşması nasıl bir şeydir? Evvela düşmek ve yükselmekle ne kastedilmektedir ve bunların mahiyeti nasıldır?
Bu, bizim yapmadığımız bir seyahattir. Dolayısıyla Üstad Hazretlerinin bu seyahatte yaşadığı ve anlattığı şeyleri ne kadar da anlamaya çalışsak beyhudedir. Bu, denizi görmeyen bir kişiye denizi anlatmak gibidir. Ne kadar anlasa da hep eksik anlar. Ne kadar anlayabilsek kârdır diyor ve manayı sizlerin fehmine havale ediyorum.
Yazar: Sinan Yılmaz