a
Ana SayfaBakara Suresi 1-511. Üçüncü Mebhas: Elif-lâm-mim i’cazın esaslarından îcazın en yüksek ve en ince derecesine bir misaldir…

11. Üçüncü Mebhas: Elif-lâm-mim i’cazın esaslarından îcazın en yüksek ve en ince derecesine bir misaldir…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Üçüncü Mebhas:  الٓمٓ  i’cazın esaslarından îcazın en yüksek ve en ince derecesine bir misaldir. Bunda da birkaç letaif vardır. (İşârâtü’l-İ’caz)

İ’caz: Âciz bırakma ve benzerini ortaya koymada herkesi acze düşürmedir. Bu kelimenin Arapça yazımı  اِعْجَاز  şeklindedir.

Îcaz: Az sözle çok şey anlatmak ve sözü kısa söyleyip çok mana ifade etmektir. Arapça yazımı da  اِيجَاز  şeklindedir.

Kur’an’daki îcaz, i’cazın esaslarındandır. Yani Kur’an’ın az sözle çok şey anlatması, Kur’an’ın mucize oluşunun esaslarındandır. Beşer Kur’an’ın bu cihetini taklit edemez ve Kur’an gibi az sözle çok şey anlatamaz.

İşte  الٓمٓ  deki îcaz -yani sadece üç harfle onlarca manayı ifade etmesi- îcazın en ince derecesine bir misaldir ve i’cazın esaslarındandır.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

1.  الٓمٓ  üç harfiyle üç hükme işarettir. Şöyle ki: Elif,  هٰذَا كَلَامُ اللّٰهِ الْاَزَلِيِّ  hükmüne ve kaziyesine; lâm,  نَزَلَ بِهٖ جِبْرٖيلُ  hükmüne ve kaziyesine; mim  عَلٰى مُحَمَّدٍ ع.ص.م  hükmüne ve kaziyesine remzen ve îmaen işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Bir daha tekrar edecek olursak:  الٓمٓ  üç harfiyle üç hükme işaret ediyormuş:

1. Elif harfi,  اَللَّهُ  lafzının ilk harfi olması hasebiyle Kur’an’ın Allah katından geldiğini beyan edip,  هٰذَا كَلَامُ اللّٰهِ الْاَزَلِيِّ  “Bu, Allah’ın ezelî kelamıdır.” hükmüne işaret ediyor.

2. Lâm harfi,  جِبْرٖيلُ  lafzının son harfi olması hasebiyle Kur’an’ın Hazreti Cebrail tarafından getirildiğini beyan edip,  نَزَلَ بِهٖ جِبْرٖيلُ  “Onu Cibril indirdi.” hükmüne işaret ediyor.

3. Mim harfi,  مُحَمَّدٍ  lafzının ilk harfi olması hasebiyle Kur’an’ın Hazreti Muhammed (a.s.m.)’a geldiğini beyan edip,  عَلٰى مُحَمَّدٍ ع.ص.م  “Muhammed (a.s.m.)’a.” hükmüne işaret ediyor.

Hepsi birden şu manaya geliyor: Bu, Allah’ın ezelî kelamıdır. Cibril onu Muhammed (a.s.m.)’a indirmiştir.

Üstadımızın bu beyanı aynı zamanda İmam Dahhak’ın da tercihidir. İmam Dahhak (r.a.) şöyle der:

— “Elif” Allah’a, “Lâm” Cibril’e, “Mîm” Muhammed’e işaret eder. Yani “Allahu Teâlâ, Cebrail (a.s.)’ın lisanı ile kitabını Hazreti Muhammed (a.s.m.)’a indirmiştir.” demektir. (Tefsir-i Kebir)

Bu hususta başka sözler de söylenmiştir. Meraklıları için bir kısmını nakledelim:

Halil ve Sîbeveyhi: Bu harfler surelerin isimleridir. (Bu görüş aynı zamanda ekser kelam âliminin tercihidir.)

Hazreti Ali: Bu harfler Cenab-ı Hakk’ın isimlerindendir.

Said b. Cübeyr:  الٓمٓ  Cenab-ı Hakk’ın “Rahman” ismidir. Ne var ki diğer huruf-u mukattaada bu terkib gibi bir terkib meydana getirmeye güç yetiremiyoruz.

İmam Kelbî, İmam Süddî ve İmam Katâde: Bunlar Kur’an’ın isimleridir.

İbni Abbas: Bu harflerin her biri Cenab-ı Hakk’ın isimlerinden ve sıfatlarından birine delalet eder. “Elif” Cenab-ı Hakk’ın Ehad, Evvel, Âhir, Ezelî ve Ebedî olduğuna işarettir. “Lâm” Allah’ın Latîf olduğuna işarettir. “Mîm” ise Melik, Meâd ve Mennan olduğuna işarettir. Yine “Kaf” Cenab-ı Hakk’ın Kâfi olduğuna, “Hâ” Hâdî olduğuna, “Ayn” Âlim olduğuna, “Sâd” Sadık olduğuna delalet eder.

Muhammed b. Ka’b el-Kurezî: Bu harflerden her biri Allahu Teâlâ’nın fiillerinin sıfatlarını gösterir. “Elif” Allah’ın nimetlerini, “lâm” lütfunu, “mim” de mecdini (büyüklüğünü) gösterir.

Er-Rebî b. Enes: Bu harflerin her biri Allah’ın nimetleri hakkındadır.

Bu kadar görüşle yetinelim. Râzî Hazretleri tefsirinde yirmi bir görüş nakletmiş. Daha fazlasını isteyenler Tefsir-i Kebir’e bakabilirler.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Evet, nasıl ki Kur’an’ın hükümleri uzun bir surede, uzun bir sure kısa bir surede, kısa bir sure bir ayette, bir ayet bir cümlede, bir cümle bir kelimede, o kelime de “sin, lâm, mim” gibi huruf-u mukattaada irtisam eder, görünür. Kezalik,  الٓمٓ  in her bir harfinde mezkûr hükümlerden biri temessül etmiş görünüyor. (İşârâtü’l-İ’caz)

İmam Kudûrî, “Yenâbiu’l-Mevedde” isimli eserinde Hazreti Ali’nin şöyle dediğini naklediyor:

— Bütün semavi kitapların esrarı Kur’an’dadır. Kur’an’daki her şey Fatiha’dadır. Fatiha’daki her şey besmelededir. Besmeledeki her şey besmelenin “be”sindedir. Besmelenin “be”sindeki ise onun altındaki noktadadır.

Râzî Hazretleri aynı beyanı Hazreti Ali’nin ismini vermeden, “Denilir ki…” ifadesiyle nakleder. (Râzî, I, 98)

Üstad Hazretleri de bu hakikate işaret ederek dedi ki:

– Kur’an’ın hükümleri uzun bir surede,

– Uzun bir sure kısa bir surede,

– Kısa bir sure bir ayette,

– Bir ayet bir cümlede,

– Bir cümle bir kelimede,

– O kelime de “sin, lâm, mim” gibi huruf-u mukattaada irtisam eder, görünür.

Tabii bazı inatçı kişiler bu söze hemen itiraz edip şöyle derler: Bu nasıl olur? Koca Kur’an bir harfte nasıl gözükür?

Onlara bir incir ağacını gösterip şöyle deyin:

— Bak, bu koca incir ağacı; meyvesiyle, yaprağıyla, dalıyla, köküyle ve bütün azalarıyla şu küçücük çekirdeğin içinde bulunuyor. Ama çekirdekte bunları görebilmek için onu toprağa atmak ve büyümesini beklemek zorundayız. Aynen bunun gibi, Kur’an da -icmali bir şekilde- bir ayette, bazen bir kelimede bulunuyor. Ama bunu herkes göremez. Ehline sormak ve onu dinlemek lazım.

— Hem sen Allahu Teâlâ’nın koca ağacı bir çekirdekte yazdığını gördükten sonra, Kur’an’ı bir ayette yazdığını nasıl inkâr edersin?

— Hem Kur’an’ın makasıd-ı erbaası; tevhid, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadettir. Bu maksatlar her bir ayette hatta her bir kelimede gözükür. (Bu bahsi Fatiha suresinin mütalaasında işlemiştik.)

Sizler cevabın devamını getirirsiniz. Metni bir daha okuyalım ve mütalaamızı tamamlayalım:

Üçüncü Mebhas:   الٓمٓ  i’cazın esaslarından îcazın en yüksek ve en ince derecesine bir misaldir. Bunda da birkaç letaif vardır.

1.  الٓمٓ  üç harfiyle üç hükme işarettir. Şöyle ki: Elif,  هٰذَا كَلَامُ اللّٰهِ الْاَزَلِيِّ  hükmüne ve kaziyesine; lâm,  نَزَلَ بِهٖ جِبْرٖيلُ  hükmüne ve kaziyesine; mim  عَلٰى مُحَمَّدٍ ع.ص.م  hükmüne ve kaziyesine remzen ve îmaen işarettir.

Evet, nasıl ki Kur’an’ın hükümleri uzun bir surede, uzun bir sure kısa bir surede, kısa bir sure bir ayette, bir ayet bir cümlede, bir cümle bir kelimede, o kelime de “sin, lâm, mim” gibi huruf-u mukattaada irtisam eder, görünür. Kezalik   الٓمٓ in her bir harfinde mezkûr hükümlerden biri temessül etmiş görünüyor. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin