a
Ana SayfaBakara Suresi 1-59. Bu harflerin taktî ile ta’dadı, sanatın madde ve mehazini muhataba göstermekle…

9. Bu harflerin taktî ile ta’dadı, sanatın madde ve mehazini muhataba göstermekle…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

4. Bu harflerin taktî ile ta’dadı, sanatın madde ve mehazini muhataba göstermekle muarazaya talip olanlara karşı meydan okuyarak “İşte i’caz sanatını, şu gördüğünüz harflerin nazım ve nakışlarından yaptım. Buyurunuz meydana!” diye onların tahkirane tebkitlerine (tekdirlerine) işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Kur’an-ı Azimüşşan münkirlere sekiz mertebede meydan okumuştur. Bu sekiz mertebe şu şekildedir:

1. Eğer bu kitabın Allah’ın kelamı olduğundan şüpheniz varsa yani bu kitabı ümmi bir zatın yazdığını iddia ediyorsanız, o hâlde okuma-yazma bilmeyen birisi böyle bir kitap yazsın da görelim. Eğer bu kitabı -hâşâ- bir beşer yazdıysa, onun gibi okuma-yazma bilmeyen birisi de yazabilir. Hadi yazsın, getirsin, görelim!

Bu meydan okumaya karşı müşriklerin sesi çıkmayınca ikinci meydan okuma yapıldı:

2. Madem okuma-yazma bilmeyen birisi böyle bir kitap yazamıyor. Hadi o kişi okuma-yazma bilsin. Hem gayet âlim ve beliğ olsun; Kur’an gibi bir kitap yazsın!

Bu meydan okumaya karşı da o zamanın dâhi edipleri sessiz kalmış ve Kur’an gibi bir kitap yazamamışlardır. Bundan sonra üçüncü meydan okuma yapıldı:

3. Madem tek başınıza böyle bir kitap yazamıyorsunuz, o hâlde birleşin, kafa kafaya verin, bütün edip ve ehl-i belagatı toplayın, eskiden yazılmış eserlerden istifade edin hatta güvendiğiniz ilahlarınızı da yardıma çağırın ve Kur’an gibi bir kitap getirin.

Bu meydan okumaya da müşrikler sessiz kalmış ve Kur’an gibi bir kitap getirememiştir. Bundan sonra dördüncü meydan okuma şu şekilde yapıldı:

4. Madem Kur’an’ın bütün inceliklerine benzer bir kitap getiremiyorsunuz, o hâlde sadece belagatına benzer bir kitap yazınız. Bunu yapınız ve Kur’an’ın davasını çürütünüz.

Bu meydan okumaya karşı da müşrikler sessiz kalmış ve Kur’an’ın belagatına benzer bir kitap getirememiştir. Bundan sonra Kur’an beşinci mertebede şöyle meydan okudu:

5. Madem doğru haberlerden Kur’an’ın belagatına benzer bir kitap getiremiyorsunuz, o hâlde verdiği haberlerin doğru olmasını da sizlerden istemiyoruz. Verdiği haberler yalan olsun, önemli değil; sadece belagatına benzese yeter. Bunu yapınız!

Müşrikler bu meydan okumaya karşı da çaresizce kalınca, Kur’an altıncı meydan okumasını yaptı:

6. Madem Kur’an’ın tamamına benzer bir kitap getiremiyorsunuz, öyleyse 10 suresi kadar bir kitap yazınız ve Kur’an’a benzetiniz.

Müşrikler 10 suresinin de benzerini getiremeyince, Kur’an yedinci meydan okumasını yaptı:

7. Madem 10 sureye benzer bir kitap yazamıyorsunuz, hadi 10 sure olmasın, sadece bir suresine benzesin bu da yeter. Bunu yapınız ve Kur’an’ın davasını çürütünüz.

Müşrikler bunu da yapamadılar ve Kur’an’ın bir suresine benzer getiremediler. Bunun üzerine Kur’an sekizinci ve son meydan okumasını yaptı:

8. Madem uzun bir sureye benzer getiremiyorsunuz, o hâlde o sure uzun olmasın kısa olsun, kısa bir surenin benzerini getirin; hiç değilse bunu yapın! Zira bu dünyada haysiyet ve namusunuz, izzet ve dininiz, asabiyet ve şerefiniz, can ve malınız, dünya ve ahiretiniz bunu yapmakla kurtulabilir. Eğer bunu da yapamazsanız -ki yapamayacaksınız- o hâlde bilin ki dünyada haysiyetsiz, namussuz, dinsiz, şerefsiz, zillet içinde yaşayacak; can ve malınız helakette mahvolup gidecek. Ahirette de cehennemin ebedî hapsi ile mahkûm olup, putlarınızla beraber ateşe odun olacaksınız!

Müşrikler Kur’an’ın bu meydan okumasına karşı da sessizliklerini bozamadılar ve nihayetinde mağlup oldular.

Bu izahtan sonra, şimdi mütalaasını yaptığımız metne dönelim. Üstadımız dedi ki:

Bu harflerin taktî ile ta’dadı: Huruf-u mukattaa harflerinin kesik kesik okunması ve teker teker sayılması…

Sanatın madde ve mehazini muhataba göstermekle: Sanatın yani Kur’an’daki belagatın ve i’cazın maddesi ve mehazi olan hece harflerini muhataba göstermekle, yani “Bu sanat ve i’caz bu harflerden meydana gelmiştir; bu harfler de sizin bildiğiniz harflerdir.” demekle…

Muarazaya talip olanlara karşı meydan okuyarak: Kur’an’a karşı gelmek, Kur’an’ın davasını çürütmek ve Kur’an gibi bir kitap yazmak isteyenlere meydan okuyarak…

 “İşte i’caz sanatını, şu gördüğünüz harflerin nazım ve nakışlarından yaptım. Buyurunuz meydana!” diye onların tahkirane tebkitlerine (tekdirlerine) işarettir: Kur’an’nın i’cazı sadece kelime ve ayetlerinde değil, mukattaa harflerinin nazım ve nakışlarında da gözükür. Birinci mebhasta, huruf-u mukattaanın mevcut hâl ile dizilişinin 504 ihtimalden 1 ihtimal olduğunu mütalaa etmiştik. İşte Kur’an, huruf-u mukattaadaki bu i’cazı göstererek şöyle der: “İşte i’caz sanatını, şu gördüğünüz harflerin nazım ve nakışlarından yaptım. Buyurunuz meydana!”

Kur’an böyle der; onları Kur’an’ın mislini getirmeye değil, sadece huruf-u mukattaanın mislini getirmeye davet eder; bu davetiyle de onları tebkit eder (delil ve burhanla galip gelip susturur) ve tahkir eder.

Huruf-u mukattaada bir i’caz olduğu gibi, Kur’an’ın tamamında da bir i’caz vardır ve bu i’caz hece harfleriyle vuku bulmuştur. Mukattaa harflerinin taktî ile ta’dadında şu mana da vardır: Bu Kur’an ayetlerden, ayetler kelimelerden, kelimeler de hece harflerinden oluşmuştur. Kur’an’daki sanatın maddesi ve mehazi bu harflerdir. Bu harfler de sizce malumdur. Hadi sizler de bu harfleri kullanın ve Kur’an’a bir nazire getirin.

Demek, bu harflerin taktî ile ta’dadı hem huruf-u mukattaanın hem de Kur’an’ın benzerini getirmekte bir meydan okumadır.

Metni bir daha okuyalım:

4. Bu harflerin taktî ile ta’dadı, sanatın madde ve mehazini muhataba göstermekle muarazaya talip olanlara karşı meydan okuyarak “İşte i’caz sanatını, şu gördüğünüz harflerin nazım ve nakışlarından yaptım. Buyurunuz meydana!” diye onların tahkirane tebkitlerine (tekdirlerine) işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin