a
Ana SayfaBakara Suresi 1-519. الْكِتَاب deki اَلْ hasr-ı örfîyi ifade ettiğinden, Kur’an’ın azametine ve başka kitapların mehasinini…

19. الْكِتَاب deki اَلْ hasr-ı örfîyi ifade ettiğinden, Kur’an’ın azametine ve başka kitapların mehasinini…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza,  الْكِتَاب  deki  اَلْ  hasr-ı örfîyi ifade ettiğinden, Kur’an’ın azametine ve başka kitapların mehasinini cemetmekle onların fevkinde olduğuna işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

İlk önce  اَلْ takısının hasr-ı örfîyi ifade etmesini izah edelim.  اَلْ takısının dört farklı kullanımı vardır:

1. Cinsiye: Bir cinse işaret eder.

خُلِقَ الْاِنْسَانُ ضَعِيفًا  “İnsan zayıf yaratılmıştır.” (Nisa 28) ayetindeki  اَلْ takısı cinsiyedir ve insan cinsini ifade eder.

2. Ahdiye: Belli bir ferde işaret eder.

فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا  “Şeytan (Azazil) o ikisini oradan kaydırdı.” (Bakara 36) ayetindeki  اَلْ takısı ahdiyedir ve özel bir şeytanı (Azazil’i) gösterir.

3. İstiğrak: Bütün kısım ve fertleri içine alır,  كُلٌّ manasına gelir.

ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُ  “İşte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Bütün mülk onundur.” (Zümer 6) ayetindeki  اَلْ takısı istiğraktır ve bütün mülke işaret eder.

4. İsim tamlamasında muzafun ileyh (isim tamlamasının ikinci ögesi) yerini tutar.

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى  “Rabbinin makamından korkan ve nefsini hevasından meneden kimseye gelince…” (Zümer 6) ayetindeki  عَنِ الْهَوَى  ifadesi,  عَنْ هَوَاهَا  manasındadır ve buradaki  اَلْ takısı muzafun ileyh yerini tutmuştur.

Üstadımız, الْكِتَاب  deki  اَلْ  hasr-ı örfîyi ifade ettiğinden…” diyor. Bu ifadeden anlıyoruz ki buradaki  اَلْ takısı ahdiyedir yani hasr-ı örfîyi ifade eder ve belli bir kitaba işaret eder. İşaret ettiği kitap da Kur’an’dır ve ayetin devamında gelen “Onda hiçbir şüphe yoktur.” beyanı sadece Kur’an’a aittir.

Kur’an’dan başka her kitapta şüphe olabilir, hata olabilir; düşmanları içine batıl bir sözü katabilir. Kur’an’da ise bunların hiçbiri yoktur, çünkü Kur’an’ı Allah korumaktadır. Bu da Kur’an’ın azametine işaret eder. Zira içinde hiçbir şüphe olmayan, hata ve kusur olmayan ve Allah tarafından korunan bir kitap elbette müstesna bir kitaptır ve makamı bütün kitapların fevkindedir.

Yine bu  اَلْ takısı, Kur’an’ın başka kitapların mehasinini cemetmekle onların fevkinde olduğuna işaret etmektedir. Zira bu  اَلْ takısı işaret eder ki: Bir kitaba kitap dedirten bütün mehasin ve güzellikler, kitabın bu ferdinde mevcuttur. Bu kitap tek başına bütün kitapların mehasinini kendinde cemetmiş, bununla da onların fevkine çıkmıştır.

Metne devam edelim:

Ve keza,  كِتَابُ  tabiri, ehl-i kıraat ve kitabetten olmayan bir ümminin mahsulü olmadığına işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

كِتَابُ  lafzı,  كتب  (yazdı) fiilinin masdarıdır. Yani  كِتَابُ  lafzında bir “yazma” fiili vardır. Peygamberimiz (a.s.m.) ise ümmi idi yani okuma yazma bilmiyordu. Onun bu hâli şu ayetle sabittir:

وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِهِ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمِينِكَ اِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ  Sen daha önce ne bir kitap okur ve ne de onu elinle yazardın. Öyle olsaydı batıla uyanlar elbette şüpheye düşerlerdi. (Ankebut 48)

Madem bu Kur’an bir kitaptır ve madem mübelliği olan Hazreti Muhammed (a.s.m.) okuma yazma bilmiyordu, o hâlde  كِتَابُ tabiri, bu Kur’an’ın ehl-i kıraat ve kitabetten olmayan bir ümminin mahsulü olmadığına işarettir. Bu kitap ancak ve ancak Sultan-ı Ezel ve Ebed’in ezelî kelamıdır ve onun sözüdür.

Kardeşlerim, bir hüznümü sizlere açmak istiyorum:

İşârâtü’l-İ’caz’ı şerh etmek niyetiyle yola çıktım. Allah’ın inayetiyle de buraya kadar geldim. Hedefim eserin tamamını şerh etmekti ancak inayet-i İlahiye burada kesildi. Şimdi anlıyorum ki yazdıklarımı ben yazmamışım, belki bana yazdırılmış. Çünkü kendi kuvvet ve irademle yazmış olsaydım şerhe devam edebilir ve eseri bitirebilirdim. Ancak yazamıyor ve şerh edecek bir kuvveti kendimde bulamıyorum. Bundan da hakka’l-yakin anlıyorum ki bizler istihdam oluyoruz. Kendi kuvvetimiz ve kabiliyetimizle bir şeyler yapmıyor, belki rahmet-i İlahiye ile sevk olunuyoruz.

Galiba benim bu eserdeki nasibim bu kadarmış. İnşallah benden daha layık birisi kaldığım yerden devam eder ve aynı usulle bu eseri tamamlar. Sizden dua bekliyor ve sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin