1. Sual: Îcaz ile i’caz sıfatlarını hâvi Kur’an-ı Azîmüşşan’da pek çok ayetler tekerrür etmektedir…
İşârâtü’l-İ’caz mütalaasının seksen sekizinci dersindeyiz. Bu dersle birlikte Bakara suresinin tefsirine başlıyoruz. Üstadımız Bakara suresine şöyle başlıyor:
Sual: Îcaz ile i’caz sıfatlarını hâvi Kur’an-ı Azîmüşşan’da بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ ve فَبِأَيِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ve وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ gibi pek çok ayetler tekerrür etmektedir. Hâlbuki bu tekrarlar belagata münafidir, usanç veriyor? (İşârâtü’l-İ’caz)
Îcaz: Az sözle çok şey anlatmak ve sözü kısa söyleyip çok mana ifade etmektir. Arapça yazımı اِيجَاز şeklindedir.
İ’caz: Âciz bırakma ve benzerini ortaya koymada herkesi acze düşürmedir. Bu kelimenin Arapça yazımı da اِعْجَاز şeklindedir.
Hem îcaz hem de i’caz Kur’an’ın sıfatlarındandır. Bununla birlikte, Kur’an’da tekrarat vardır. Mesela İmam Şafiî Hazretlerine göre, Besmele her surenin başında -birinci ayet olarak- 113 kere ve Neml suresinin otuzuncu ayetinde bir kere, toplamda 114 kere nazil olmuştur. (Hanefi mezhebine göre ise müstakil bir ayet olarak bir kere indirilmiş ve surelerin arasını ayırmak için sure başlarında tekrar edilmiştir.)
Yine Rahman suresinde فَبِأَيِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ “Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” ayeti 31 kere tekrar edilmektedir. Mürselat suresinde de وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ “Yalanlayanların o gün vay hâline!” ayeti 10 kere tekrar edilmektedir.
Kur’an’da bunlar gibi daha birçok tekrarat vardır. Bu makamda soru şudur:
— Bu tekrarlar belagata münafi değil midir ve usanç vermiyor mu?
Üstadımız bu soruya şöyle cevap veriyor?
Cevap: Ey arkadaş! Her parlayan şey yakıcı ateş değildir. Evet, tekrar ve tekerrür bazen usanç veriyor fakat umumi değildir. Her yere, her kelama ve her kitaba şamil değildir. Usanç verici addedilen pek çok zahirî tekrarlar, belagatça istihsan ve takdir edilmektedir. (İşârâtü’l-İ’caz)
Evet, nasıl ki her parlayan şey ateş değildir, belki bir kısmı nurdur ve nurani eşyada gözüken güneşin aksidir. Aynen öyle de her tekrar da belagata münafi değildir ve kişiye usanç vermez. Bir kısım tekrarlar güzeldir ve belagatça takdir edilir.
Üstad Hazretleri bu hakikati şu misalle izah ediyor:
Evet, insanın yediği yemekler; biri gıda diğeri tefekküh (meyve) olmak üzere iki kısımdır. Birinci kısım tekerrür ettikçe memnuniyet verir, kuvvet verir, kat kat teşekkürlere sebep olur. İkinci kısmın tekerrüründe usanç, teceddüdünde lezzet vardır. (İşârâtü’l-İ’caz)
Evet, insan her gün hatta her öğün ekmek yer; bu ona usanç değil, lezzet verir. Yine her vakit su içer; bu ona keyif verir. Yine bir kısım insan her gün et yer; bundan değil bıkmak, her yemesinde lezzet alır. Çünkü bunlar gıda hükmündedir ve insanın her vakit bunlara ihtiyacı vardır.
Bununla birlikte, bir de meyve hükmündeki yiyecekler vardır. İnsan bunları her vakit yemez. Hatta bir kısmı vardır ki mevsiminde bir iki defa ancak yenilir, daha fazla yenilmez; daha fazlası usanç verir.
Yiyeceklerde cari olan bu hüküm kelamda da caridir. Bir kısım kelam gıda hükmündedir; ona her vakit ihtiyaç vardır. Bir kısmı ise meyve hükmündedir; onu bir kaç defa işitmek kâfidir.
Üstadımız bunu şöyle izah ediyor:
Kezalik, kelamlar da iki kısımdır. Bir kısmı ruhlara kut, fikirlere kuvvet verici hakikatlerdir ki tekerrür ettikçe güneşin ziyası gibi ruhlara, fikirlere hayat verir. Meyve kabilinden iştihayı açan kısımda tekerrür makbul değildir, istihsan edilmez. (İşârâtü’l-İ’caz)
Evet, kelamın bir kısmını işitmeye her zaman ihtiyaç vardır. Bu kelam ruhlara gıda, fikirlere kuvvet ve kalplere hayat verici hakikatlerdir. Allah’ın varlığına, ahiretin varlığına, cennetin ve cehennemin insanı beklediğine dair kelamları bu kısma misal olarak gösterebiliriz. İnsan bu kısma ait sözleri her vakit işitse yine de azdır. Çünkü bunlar ruhun gıdası, fikrin ziyası ve kalbin hayatıdır. Bu kısım kelamdan uzak kalan insanların kalbi ölür, maneviyatı yok olur gider.
İkinci tip kelam ise meyve kabilinden olup iştihayı açan sözlerdir. Bu kelam tipinde tekrar makbul değildir ve belagatça güzel kabul edilmez.
Kur’an’daki her ayet -bahusus tekrarı olan ayetler- birinci gruba giren sözlerdir. Bu kelam âdeta hava hükmünde olup, insan her vakit ona muhtaçtır.
Üstadımız şöyle devam ediyor:
Buna binaen, Kur’an heyet-i mecmuasıyla kalplere kut ve kuvvet olup tekrarı usanç değil, halavet ve lezzet verdiği gibi, Kur’an’ın ayetlerinde de öyle bir kısım vardır ki o kuvvetin ruhu hükmünde olup tekerrür ettikçe daha ziyade parlar, hak ve hakikat nurlarını saçar. هُوَ الْمِسْكُ مَا كَرَّرْتَهُ يَتَضَوَّعُ (İşârâtü’l-İ’caz)
(Arapça mana: O misk gibidir, karıştırıldıkça kokusu yayılır.)
Üstadımız Kur’an’ın kelamını iki kısma ayırdı:
1. Kur’an heyet-i mecmuasıyla -yani bütün ayet ve kelimatıyla- kalplere gıda ve kuvvettir. Bu sebeple, tekrarı usanç değil, lezzet verir. Kişi her vakit Kur’an’ı okumaya ve ondaki feyze muhtaçtır.
2. Ayetlerin bir kısmı ise o kuvvetin ruhu hükmündedir. Âdeta Kur’an’ın makâsıdı bu ayetlerde temerküz eder. Bu ayetler tekerrür ettikçe daha ziyade parlar ve hakikat nurunu daha ziyade saçar. Besmeleyi, kelime-i tevhidi; Sübhânallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber gibi zikirleri; marifetullah dersini veren ayet-i kerimeleri ve insanın yaratılışının hikmetini anlatan ayetleri bu kısma misal olarak gösterebiliriz. Bu sebeple,
– Besmele-i şerif değil 114 defa, 1014 defa tekrar edilse yine de azdır.
– فَبِأَيِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ “Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” ayeti 31 kere değil, 1031 kera tekrar edilse yine de azdır.
– وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ “Yalanlayanların o gün vay hâline!” ayeti 10 kere değil, 1010 kere tekrar edilse yine de azdır.
– İnsan her saniye لاَ اِلَهَ اِلاَّ اللَّه dese yine de azdır.
– Kendisine verilen nimetlere mukabil her vakit اَلْحَمْدُ لِلَّهِ dese yine de azdır. Ve hakeza…
Bu meseleye bir sonraki derste devam edeceğiz. Önce buraya kadar olan kısmı iyice fehmedelim, daha sonra bir sonraki derse geçelim. Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:
Sual: Îcaz ile i’caz sıfatlarını hâvi Kur’an-ı Azîmüşşan’da بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ ve فَبِأَيِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ve وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ gibi pek çok ayetler tekerrür etmektedir. Hâlbuki bu tekrarlar belagata münafidir, usanç veriyor?
Cevap: Ey arkadaş! Her parlayan şey yakıcı ateş değildir. Evet, tekrar ve tekerrür bazen usanç veriyor fakat umumi değildir. Her yere, her kelama ve her kitaba şamil değildir. Usanç verici addedilen pek çok zahirî tekrarlar, belagatça istihsan ve takdir edilmektedir.
Evet, insanın yediği yemekler; biri gıda diğeri tefekküh (meyve) olmak üzere iki kısımdır. Birinci kısım tekerrür ettikçe memnuniyet verir, kuvvet verir, kat kat teşekkürlere sebep olur. İkinci kısmın tekerrüründe usanç, teceddüdünde lezzet vardır.
Kezâlik, kelamlar da iki kısımdır. Bir kısmı ruhlara kut, fikirlere kuvvet verici hakikatlerdir ki tekerrür ettikçe güneşin ziyası gibi ruhlara, fikirlere hayat verir. Meyve kabilinden iştihayı açan kısımda tekerrür makbul değildir, istihsan edilmez.
Buna binaen, Kur’an heyet-i mecmuasıyla kalplere kut ve kuvvet olup tekrarı usanç değil, halavet ve lezzet verdiği gibi, Kur’an’ın ayetlerinde de öyle bir kısım vardır ki o kuvvetin ruhu hükmünde olup tekerrür ettikçe daha ziyade parlar, hak ve hakikat nurlarını saçar. هُوَ الْمِسْكُ مَا كَرَّرْتَهُ يَتَضَوَّعُ (İşârâtü’l-İ’caz)
Yazar: Sinan Yılmaz