21. Biri de hayat ve hayvaniyettir. Bunun da sonu ölüm ve zevaldir.
Habbe mütalaasına devam ediyoruz:
“Biri de hayat ve hayvaniyettir. Bunun da sonu ölüm ve zevaldir.”
Bu ifadenin Mesnevi-i Arabî’deki orijinal şekli şöyle:
وأما حيوانيتُك فانظر إلى جنس الحيوان كيف يُسرع فيهم الموتُ والزوال
“Hayvani yönüne gelince; hayvan türüne bak, onların arasında ölüm ve zeval nasıl da hızlı oluyor.”
Orjinal metinde hayattan değil sadece hayvaniyetten bahsediliyor. Hayvaniyetin ne olduğu da dipnotta şöyle geçiyor:
أي حياتك المادية
“Yani maddi hayatın.”
Mesnevi-i Nuriye ile Mesnevi-i Arabî arasında maalesef çok farklar var. Tercüme olan Mesnevi-i Nuriye’de, Mesnevi-i Arabî’deki orijinal ifadelere bazen ilaveler yapılmış, bazen de ifadeler çıkarılmış. Burada da aynen böyle olmuş, “hayat” lafzı metne fazladan ilave edilmiş.
Burada şu bahsi de açmak istiyorum:
Risale-i Nurları okurken mesele sadece ibareyi anlamak değildir. Asıl mesele, o sözün niçin söylendiğini anlamak ve kıssadan hisseyi çıkarmaktır. Mesela Üstadımız burada, “Hayvani yönüne gelince; hayvan türüne bak, onların arasında ölüm ve zeval nasıl da hızlı oluyor.” dedi.
— Peki, bunu niçin söyledi? Bu sözden kıssadan hissemiz ne ola?
Benim kıssadan hissem şu:
İnsan kendini baki ve ebedî zannediyor. Ölümün ve zevalin kendisini yakalayacağını hiç düşünmüyor; kabri hatırına getirmiyor. Üstadımız da böyle bir insana -yani bana- diyor ki:
— Şu hayvanata bir baksana! Her an ölüm ve zeval aralarında kol geziyor; hiçbiri ölümün pençesinden kurtulamıyor. Senin onlardan hayvaniyet cihetiyle -yani maddi cihetle- ne farkın var? Sen de onlar gibi öleceksin ve toprağa girip çürüyeceksin. Hayvaniyet cihetin ölüm ve zevale mahkûmdur…
Burada yaptığım gibi, Risale-i Nurları okurken mutlaka kelamın söyleniş sebebini bulmalı ve kıssadan hisseyi alarak üzerinde tefekkür etmeliyiz. Yoksa sadece, “Biri de hayat ve hayvaniyettir. Bunun da sonu ölüm ve zevaldir.” cümlesini okur ve geçersek bunun bize çok faydası olmaz. Belki bir şeyler öğreniriz, ama öğrendiğimizi kullanamaz ve hakiki faydaya ulaşamayız.
Yazar: Sinan Yılmaz