a
Ana SayfaHabbe20. Dünyada sana ait çok emirler vardır. Amma ne mahiyetlerinden ve ne akıbetlerinden haberin olmuyor…

20. Dünyada sana ait çok emirler vardır. Amma ne mahiyetlerinden ve ne akıbetlerinden haberin olmuyor…

Habbe mütalaasına devam ediyoruz:

“İ’lem eyyühe’l-aziz! Dünyada sana ait çok emirler vardır. Amma ne mahiyetlerinden ve ne akıbetlerinden haberin olmuyor.

Biri cesettir. Evet, cesedin genç iken latif, zarif ve güzel gül çiçeğine benzerse de ihtiyarlığında kuru ve uyuşmuş kış çiçeğine benzer ve tahavvül eder.”

Risale-i Nurlardan azami istifa edebilmek ve bu kazanda kaynayıp insan-ı kâmil olabilmek için risaleleri doğru usulle okumalıyız. Birçok Nurcu kardeşim maalesef Risale-i Nurları yanlış usulle okumakta, bu sebeple de maksuda bir türlü ulaşamamaktadır. Gerçi usul yanlış olsa da faydadan hâli değildir. Ancak bekleneni vermez ve kişiyi maksuda ulaştırmaz.

Maksud; Allah’ta fâni olmak, beşerî sıfatlardan kurtulmak, dünyadan geçmek, esmâ-i İlahiyeye parlak bir ayna olmak gibi şeylerdir. Bunların husulü için risaleleri doğru usulle okumalı ve usulümüzü maksuda ulaşmak için bir basamak yapmalıyız.

— Peki, doğru okuma usulü nedir?

Doğru okuma usulü; nefsi muhatap alarak, sanki o mesele bize özel yazılmış gibi okumak ve metnin üzerinde derinlemesine tefekkür yapmaktır.

Mesela Üstadımız burada şöyle dedi: Biri cesettir. Evet, cesedin genç iken latif, zarif ve güzel gül çiçeğine benzerse de ihtiyarlığında kuru ve uyuşmuş kış çiçeğine benzer ve tahavvül eder.

Çoğu okuyucu kardeşim burayı bir çırpıda okur ve geçer. Hâlbuki böyle bir okumayla cesedin mahiyeti idrak edilmez. Evet, mesele anlaşılır ancak ruhta, akılda ve kalpte tesiri olmaz; ya da çok az olur.

— Peki, ne yapmalı?

Hakikatin üzerinde derinlemesine tefekkür etmeli, cesedin mezkûr mahiyeti nefse dahi tasdik ettirilmeli…

Bunu türlü şekillerde yapabilirsiniz. Mesela cesedinizi karşınıza alıp hayalen onunla konuşabilirsiniz. Ya da onu ihtiyarlığına hayalen götürüp hâlini ona gösterebilirsiniz. Hatta bir adım öteye geçip çürümüş cesedinizin başında durup ona ibretle bakabilirsiniz.

Ben yeni okumaya başlayanlara bir misal olsun diye cesedimle hayalen konuşacak ve hakikati hem ona hem nefsime kabul ettirmeye çalışacağım:

— Ey cesedim, nedir bu hâlin? Yoksa güzelliğine ve kuvvetine bakıp kibirleniyor musun?

— Biraz kibir hakkım değil midir? Baksana latif, zarif ve güzel bir gül çiçeğine benziyorum.

— Gel bak, seni nereye götüreceğim?

— Nereye gideceğiz merak ettim. Yoksa eğlence mi var?

— Gel, gel…

— Burası da neresi, ne diye mezarlığa geldik?

— Sana akıbetini göstermek istedim. Hani dedin ya, “Latif, zarif ve güzel bir gül çiçeğine benziyorum.” Bak, burada yatanların hepsi bir vakit senin gibi latif, zarif ve güzel bir gül çiçeğiydi. Ama şimdi etleri çürümüş, kemikleri toprak olmuş… Hadi hayalen girelim şu kabirlerin içine. Bakalım o latif, zarif ve güzel güç çiçekleri ne hâle dönmüşler…

— Aman Allah’ım, bu nasıl bir çirkinlik! Baksana şunun etleri daha yeni çürüyor, herhâlde yeni gömülmüş… Bak bundan geriye sadece kemikler kalmış. Etleri çoktan çürüyüp toprağa karışmış… Bak bunun iskeleti de çürümüş, kemikleri yok olmuş…

— Ey kendine güvenen ve kendisini gül çiçeğine benzeten cesedim! Vallahi sen de böyle toprak olacaksın, çürüyüp gideceksin. Güzelliğinden zerre miskal bir şey kalmayacak. Hatta öldüğünde sevdiklerin senin kokuna bile dayanamayacak ve bir an önce gömmek isteyecek. Hakikat bu iken sen hâlâ güzelliğinle böbürlenip Allah’a isyan mı edeceksin? Aklın varsa şu çürümüş cesetlerden bir ders ve ibret al. Yoksa çok pişman olursun…

Daha üzerine çok koymalı ve daha derin tefekkür etmeli. Ben uzunu kısa kestim.

Kardeşlerim, böyle derinlemesine bir tefekkür olmadan hakikat ruha işlemez, bilgi melekeye dönmez, nefis ikna olmaz ve kişi kemal bulmaz. Usul olmadan vusul olmaz. Bu sebeple, Risale-i Nurları yavaş yavaş, düşüne düşüne, üzerinde tefekkür ede ede ve bize özel yazılmış gibi bir ihtimamla okumalıyız.

Mütalaasını yaptığımız kısmı bir daha okuyalım:

İ’lem eyyühe’l-aziz! Dünyada sana ait çok emirler vardır. Amma ne mahiyetlerinden ve ne akıbetlerinden haberin olmuyor.

Biri cesettir. Evet, cesedin genç iken latif, zarif ve güzel gül çiçeğine benzerse de ihtiyarlığında kuru ve uyuşmuş kış çiçeğine benzer ve tahavvül eder.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin