13. En büyük bir evliya niçin en küçük bir sahabenin derecesine yetişemiyor?
İki arkadaşın hayalî münazarasına devam ediyoruz:
A: Şu soruyu sormuştum: En büyük bir evliyanın en küçük bir sahabenin derecesine yetişemediği söyleniyor. Bunun sebebi nedir?
B: Peygamberlerden sonra insanların en faziletlisinin sahabeler olduğu hususunda Ehl-i sünnet âlimlerinin ittifakı vardır. O sahabeler ki Fetih suresinin sonunda Cenab-ı Hakk’ın övgüsüne mazhar olmuş; Tevrat, İncil ve Kur’an’ın medih ve senasına nail olmuştur. Bu övgülere mazhar olan sahabelere külli fazilet noktasında yetişilemez. Ancak cüzi bazı faziletlerde onlara yetişmek ve geçmek mümkündür.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, külli fazilet noktasında sahabelere yetişilemeyeceğini iki kere iki dört eder katiyetinde ispat etmiştir. Üstad Hazretlerinin bu izahlarını burada anlatmak çok uzun kaçar. Biz meraklılarını Bediüzzaman Hazretlerinin 27. Söz isimli eserine havale ediyoruz. 27. Söz’ün zeylinde bu bahsi bulabilir ve okuyabilirsiniz.
Biz bu makamda şu meselenin izahını yapmak istiyoruz: Bazı hadis-i şeriflerde, bidatların revacı zamanında, ehl-i iman ve takvadan bir kısım zatların sahabe derecesinde veya daha faziletli olduğu rivayet ediliyor. Eğer sahabelere yetişilemiyorsa bu hadislerin manası nedir?
Bu soruya cevaben deriz ki: Hadislerde zikredilen ve sahabeyi geçeceği belirtilen şahıslar sadece cüzi bazı faziletlerde sahabeyi geçebilmekte, külli faziletlerde ise sahabeye yetişememektedirler. Bu hususu âlimler şu kaideyle izah etmişlerdir: Cüzi bir fazilette ve hususi bir kemalde, mercuh râcihe tereccüh edebilir.
Bu kaidenin izahı şudur:
Tereccüh: Üstün gelmek demektir.
Râcih: Kıymet ve faziletçe üstün olan demektir.
Mercuh: Kıymet ve faziletçe daha aşağıda olan demektir.
Başka bir ifadeyle: Râcih “birinci olan”, mercuh ise “ikinci olan” demektir.
Bazı cüzi faziletlerde ve hususi kemalde, mercuh râcihi geçebilmekte yani ikinci olan, birinciden üstün olabilmektedir. Bu kaideyi şu iki misalle anlayabiliriz:
Birinci misal: Olimpiyatlara katılan sporcular birçok branşlarda yarışmakta ve bu branşların toplamında aldıkları puanlara göre dereceye girmektedirler. Yani birinci olmak için bütün branşlarda rakiplerini geçmeleri gerekmemekte, toplam puanlarının üstte olması yetmektedir.
Dolayısıyla bazen ikinci olan bir sporcu, bir veya daha fazla branşta birinci olan sporcuyu geçmiş olabilir. Ancak puanların toplamında ondan geride kalmaktadır. İşte bu durum, mercuhun (ikinci olanın) bazı branşlarda râcihe (birinci olana) üstün gelmesi demektir. Ancak unutulmamalıdır ki bu üstünlük sadece belli branşlarda olup, genelde ve toplamda değildir.
Aynen bunun gibi, bidatların istilası zamanında yaşayan bir kısım takva sahibi zatlar da sahabeleri bazı cüzi faziletlerde geçebilir. Mesela aradaki yarışın takva, zühd, hizmet, İslam için fedakârlık, cesaret, infak, ibadet gibi birçok sıfatta yapıldığını düşünelim. Bunlar gibi daha birçok sıfatta herkes sahip olduğu dereceye göre bir puan alsın. İşte bu durumda, sahabelerin toplamda aldığı puana peygamberlerden başkası yetişemez. Sadece bazı şahıslar bazı faziletlerde sahabeyi geçebilirler.
Mesela sahabeden daha fazla infak etmiş ya da takvası daha çok olabilir. İşte bu durum, mercuhun râcihe (yani ikinci olanın birinci olana) üstün gelmesidir. Ama bu üstün geliş sadece bazı sıfatlarda ve cüzi hâllerde olup, genel toplamda bir üstünlük değildir.
İşte hadis-i şeriflerde, sahabelere yetişeceği ve onları geçeceği bildirilen zatlar ile kastedilen mana, sadece bazı cüzi faziletlerde ve hususi kemalde onlara yetişebileceğinin beyanıdır. Yoksa külli faziletlerde sahabeler en üsttedir ve kimse onlara yetişemez.
İkinci misal: Bir tarih öğretmeninin, öğrencisine Kosova Savaşı’yla ilgili bir tez hazırlamasını emrettiğini farz edelim. Öğrenci çalışır, uğraşır ve kaynakları inceleyerek tezini hazırlar. Bu tezinde öğretmeninin hiç bilmediği bilgileri nakleder.
Genel bakışta, tarih bilgisi konusunda öğretmen râcih, öğrenci ise mercuhdur. Yani tarihi bilmekte öğretmen birinci, öğrenci ise ikincidir. Ama Kosova Savaşı’nı bilmede öğrenci öğretmenini geçmiş yani mercuh râcihe üstün gelmiş ve ikinci olan bu konuda birinci olmuştur.
Aynen bunun gibi, sahabeler de bütün kemal sıfatlarda evliyanın öğretmeni ve onların hocası hükmündedir. Öğrenciler hükmünde olan veliler sadece bazı cüzi faziletlerde sahabeleri geçebilmekte; genel toplamda ise hocaları hükmündeki sahabelere yetişememektedirler.
İşte hadis-i şeriflerle bildirilen üstünlük budur: Mercuhun bazı faziletlerde ve hususi kemalde râcihe üstün gelmesi.
A: Bu meseleyi de çok iyi anladım. Hakikatler misalle anlatılınca anlamak daha kolay oluyor. Son bir soru daha soracağım. Şunu merak ediyorum: Başka bir mezhebi taklit etmek caiz midir?
(Münazara bir sonraki başlıkta devam ediyor.)
Yazar: Sinan Yılmaz