a
Ana SayfaMezhepsizlik Hastalığı8. “Peygamberimiz hangi mezheptendi?” sorusuna cevap

8. “Peygamberimiz hangi mezheptendi?” sorusuna cevap

İki arkadaşın hayalî münazarasına devam ediyoruz:

A: Bu cevabı da beğendim. Üçüncü sorum da şu: Peygamberimiz (a.s.m.) hangi mezheptendi?

B: Bu soru mezhepsizlerin ve dinsizlerin Müslümanları köşeye sıkıştırmak maksadıyla sordukları bir sorudur. Zira bu soruya muhatap olan kişi, “Peygamberimizin mezhebi yoktu.” dese, bu sefer soru sahibi: “O zaman bu mezhepler nereden çıktı?” diyecek. Yok eğer, “Peygamberimiz Hanefi idi ya da Şafiî idi.” dese, bu sefer de bir mezhebi Peygamberimize isnat ederek hata etmiş olacak. Eğer cevap vermeyip sükût etse, bu sefer de soru sahibine mağlup olmuş ve onun haklılığını tasdik etmiş olacak. Yani her hâlükârda zarar edecek!

Bu soruyu iyi ki sordun. Cevabını burada verelim ki mezhebe tabi olanlar, mezhepsizlerin bu saçma sorusu altında ezilmekten kurtulsun. Sorunun cevabında misal dürbününü kullanacağız. Şimdi sana üç misal vereceğim. İyi dinle!

Birinci misal: Bir su kaynağını ve bu kaynağın oluşturduğu bir havuzu hayal ediyoruz. Havuzun suyu dört farklı kanala dökülüyor olsun. Kaynaktan akan suyun da dört rengi var: Mavi, kırmızı, sarı ve yeşil.

Bu dört renk havuzda karışık bir şekilde dururken, kanallara doğru yöneldiğinde her kanala bir renk giriyor. Suyun mavi rengi bir kanala, kırmızı rengi bir kanala, sarı rengi bir kanala ve yeşil rengi de bir kanala.

Şimdi, havuzun yanında duran ve bu dört kanaldaki dört farklı rengi gören kişi soruyor:

— Bu havuzun rengi nedir?

Şimdi biz “sarı” desek, havuz sarı değil. “Kırmızı” desek, havuz kırmızı da değil. “Yeşil” desek, yeşil de değil. “Sarı” desek, sarı da değil.

Eğer “Bu sular bu havuzdan gelmiyor.” desek, bu da doğru değil.

Cevap vermeyip sussak, bu da soru sahibini sevindirecek.

O hâlde ona şu cevabı vermek gerekir ki hem doğrudur hem de hakikattir:

Su kaynağı ve havuz bu renklerin hiçbiri değildir. Belki bu kaynak ve havuz öyle bir renktedir ki bütün bu renkleri içinde barındırıyor ve bütün bu renkler ona aittir. Her kanal kendi kabiliyeti nispetinde havuzun bir rengini gösteriyor.

Aynen bunun gibi, Peygamberimiz (a.s.m.) da İlahî bir kaynak ve vahyin havuzudur. Bu havuzun âb-ı hayatı hükmünde olan şer’î hükümler ise kanallar hükmünde olan mezheplerle bize ulaşmaktadır. Her mezhep bu havuzun -tabiri caizse- bir rengini bizlere ulaştırmakta ve o âb-ı hayatı içmemize vesile olmaktadır.

Demek, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ne Hanefidir, ne Şafiîdir, ne Malikidir ve ne de Hanbeli… Peygamberimiz (a.s.m.) bütün bu mezheplerin hükümlerini şeriatında cemetmiş bir havz-ı İlahîdir ve bir memba-ı hakikattir.

İkinci misal: Bir ağaç hayal ediyoruz ki bu ağacın dört dalı ve her dalında da farklı bir meyve var. Bir dalında elma, bir dalında üzüm, bir dalında hurma ve bir dalında çilek…

Bir akılsız bu muhteşem ağaca bakıyor ve diyor ki:

— Bu ağaç ne ağacıdır?

Eğer “Elma ağacıdır.” desek, bu sefer daldaki üzümleri inkâr edecek. Eğer “Üzüm ağacıdır.” desek, bu sefer de hurmaları inkâr edecek. Yok eğer “Hurma ağacıdır.” desek, bu sefer de diğer meyveleri inkâr edecek.

Ona verilecek cevap şudur: Bu ağaç öğle bir ağaçtır ki yetiştirdiği hiçbir meyvenin adıyla anılamaz. Belki bu ağaç, bütün bu meyveleri bünyesinde barındıran bir mucize-i kudrettir.

Aynen bunun gibi, Peygamberimiz (a.s.m.) da -tabiri caizse- böyle İlahî bir ağaçtır. Bu ağacın dört dalı dört mezheptir. Her dalında nübüvvetin farklı meyveleri vardır. Peygamberimiz (a.s.m.) ne Şafiîdir, ne Maliki, ne Hanefi ve ne de Hanbeli… Peygamberimiz (a.s.m.) bütün bu mezhepleri çekirdeğinde ve gövdesinde barındıran bir şecere-i rahmettir.

Üçüncü misal: Güneşin yedi renginin aksini gören bir akılsız sorar:

— Güneş mavi midir? Kırmızı mıdır? Yeşil midir? Ve hakeza…

Şimdi “mavi” desek, güneş mavi değil. “Kırmızı” desek, güneş kırmızı da değil. “Turuncu” desek, güneş turuncu da değil. Ya da başka bir rengi söylesek, güneş o renkte de değil.

O hâlde doğrusu şudur: Güneş bütün bu renkleri içinde barındıran bir cism-i Rabbânîdir ki bu yedi renk onun madeninden çıkar.

Aynen bunun gibi, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) dahi böyle parlak bir güneştir. Dört mezhep bu güneşin birer rengidir. Bu İlahî güneş, bu renklerin hiçbiriyle isimlendirilemez. Ancak denilir ki: Bu dört renk -yani dört mezhep- bu güneşten süzülmüş ve bu güneşin bir cihetini gösteren akislerdir. Bu güneş bu renklerin hepsine sahiptir. Onun adı ne Hanefi, ne Maliki, ne Şafiî ve ne de Hanbelidir. Onun adı, Şems-i Hakikat-i Muhammedîdir.

A: Gerçekten de çok güzel izah ettin. Bu izaha karşı söylenecek tek bir söz bulunamaz. Şimdi cevabını çok merak ettiğim başka bir soruyu sormak istiyorum.

(Münazara bir sonraki başlıkta devam ediyor.)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin