a
Ana SayfaMezhepsizlik Hastalığı11. Sahabelere ve müçtehid âlimlere karşı üstünlük davası nereden çıkıyor ve kim çıkarıyor?

11. Sahabelere ve müçtehid âlimlere karşı üstünlük davası nereden çıkıyor ve kim çıkarıyor?

İki arkadaşın hayalî münazarasına devam ediyoruz:

A: Şu soruyu sormuştum: Niçin bu asırdaki bazı kişiler sahabelere ve müçtehidlere karşı üstünlük iddia ediyorlar. Sahabelere ve müçtehid âlimlere karşı bu üstünlük davası nereden çıkıyor? Ve kim çıkarıyor?

B: Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu davanın sebebini çok güzel tespit etmiş. Bu tespiti şu şekilde özetleyebiliriz:

Bunlar günahlara öyle dalmışlar ki günahlardan kurtulamıyor ve farzları eda edemiyorlar. Bir bahane bulmak için diyorlar ki:

— Şu mesele içtihattır. Mezhepler arasında ihtilaf vardır. Bu hükme uymak gerekmez. Hem onlar da bizim gibi insandır; biz de onlar gibi içtihat yapabiliriz…

İşte böyle diyerek müçtehid imamlara karşı üstünlük iddia ediyorlar ve mezhebin halkasından çıkıyorlar.

Demek, mezhepleri inkâr etmenin temel sebebi: İslami hükümlerin zor gelmesi sebebiyle, nefislerine uygun bir İslam’ı ortaya çıkarma arzusudur. İçinde beş vakit namazın, zekâtın ve tesettür gibi emirlerin olmadığı; günahların helal olduğu bir dini çıkarma arzusu…

Ancak iş bununla bitmiyor. Çünkü mezhep imamlarının omzunda olan yalnız dinin nazariyat kısmıdır; farzlar ve haramlar değildir. Farzlar ve haramlarda içtihad yoktur. Bunlar ise farzları terk etmek ve haramları işlemek istemektedir. Bu sebeple, dinin farzlarını değiştirmek için hadislerin ravileri olan sahabelere ilişiyorlar ve onların naklettiği hadisleri inkâr etmeye başlıyorlar.

İşte müçtehid imamlara üstünlük iddialarının ve hadisleri inkârlarının sebebi budur. O hâlde mezhepsizlikle tamamlanan basamakları şöylece maddeleyebiliriz:

1. Bunlar günahları işliyor ve günaha mâni olan farzları eda edemiyorlar.

2. İstiyorlar ki işledikleri günahlar helal olsun ve eda edemedikleri farzlar da farz olmasın.

3. Bu arzularının sevkiyle müçtehid imamlara ilişiyorlar. “Onlar da bizim gibi insandır. Biz de onlar gibi içtihat yapabiliriz.” diyorlar ve nefislerine uygun içtihat yapıyorlar.

4. Ama bakıyorlar ki iş müçtehidleri inkâr etmekle bitmiyor. Zira dinin farzlarında içtihat yapılmamış ve yapılamıyor. Hâlbuki bu kişiler dinin farzlarını da terk etmek istiyor. Bu sebeple de gözlerini bir üste dikiyorlar; hadislerin ravileri olan sahabeye ilişiyorlar. Onları -haşa- yalancılıkla itham edip hadisleri inkâr ediyorlar.

5. Ancak iş bununla da bitmiyor. Çünkü bazı farzlar hakkında çok açık Kur’an ayetleri mevcut. İşte bu sefer de gözlerini Kur’an’a dikiyorlar; ayetleri diledikleri gibi tevil edip nefislerine uygun hükümler çıkarıyorlar.

İşte müçtehidlere üstünlük iddiasının ve hadis inkârcılığının sebebi budur!

Bu tahlille anladık ki: Müçtehidlere üstünlük iddiası ve hadis inkârcılığı ilimden değil, nefisperestlikten gelir. Allah bunların şerrinden ümmet-i Muhammed’i (a.s.m.) muhafaza eylesin.

A: Bediüzzaman Hazretleri gerçekten meseleyi iyi tahlil etmiş. Cevabı hakikate tam muvafık. Ben de bir zamanlar mezhepsiz olduğum için, neredeyse tam beni anlattı. Yani cevabın doğruluğuna, ben eski bir mezhepsiz olarak imzamı atıyorum. Peki, şunu da merak ediyorum: Bu zamanda içtihat yapılamaz mı?

(Münazara bir sonraki başlıkta devam ediyor.)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin