a
Ana SayfaMuhtelif Konular4. İman artar veya eksilir mi?

4. İman artar veya eksilir mi?

İman kemiyeten -yani iman edilecek şeylerin sayısı bakımından- artmaz ve eksilmez. Keyfiyeten ise -yani kalite ve kemal bakımından- artar ve eksilir.

İmanın kemiyeten artmaması ve eksilmemesi şudur:

İman edilecek hususlar olan:

– Allah’ın varlığı ve birliği,

– Meleklerin varlığı,

– Peygamberlerin gönderilmesi,

– Kitapların inzal edilmesi,

– Ahiretin hak olması gibi meseleler bellidir.

Bunlarda bir artma veya eksilme söz konusu değildir. İman edilecek bu hususlara inanma bakımından bir peygamber ile basit bir mümin arasında fark yoktur. İkisi de aynı şeylere iman eder. Zaten iman edilecek hususlardan birisi inkâr edildiğinde iman dairesinden çıkılmakta ve küfre girilmektedir.

Demek, iman kemiyeten yani nicelik bakımından artmamakta; birisi daha fazla şeye iman ederken, diğeri daha az şeye iman etmemektedir. Hepimizin imanı kemiyeten müsavidir ve aynı şeylere iman ederiz. Bir peygamberin iman etmesi gereken şeylerin sayısı neyse, o sayı aynen bizim için de geçerlidir.

İman kemiyeten artmaz ve eksilmezken, keyfiyeten yani kalite ve kemal bakımından artar veya eksilebilir. İmanın artıp eksilmesinin manası şudur:

– Mesela tahkikî iman, taklidî imandan yüksektir.

– Ayne’l-yakîn mertebesi, ilme’l-yakîn mertebesinden yüksektir.

– Hakka’l-yakîn mertebesi de ayne’l-yakîn mertebesinden yüksektir.

Bu tıpkı Kâbe’yi görmeden inanan bir kimsenin, sonradan onu gördüğünde yakîninin ziyadeleşmesine benzer.

İman da kişinin kalp gözünün açılması veya delilleri okuması ve görmesi nispetinde ziyadeleşir ve artar. İman artıkça kişinin takvası artar, zühdü çoğalır, ahlakı güzelleşir ve hakeza…

Sözün özü: Müminler imanın aslında ve tevhidin zatında eşittirler. Hepimiz aynı şeylere iman etmekte ve bu cihette bir peygamberden farkımız olmamaktadır. Ama imanın kemal ve kalitesi hepimizde farklıdır. Hazreti Ebû Bekir es-Sıddîk ile bizim imanımız bu cihetten aynı değildir. Yine kalp gözünü açmış bir veli ile bizim imanımız kemiyeten aynı değildir. Hele bu cihette, Peygamberimiz (a.s.m.)’ın imanı nerede bizim imanımız nerede?

— Peki, bu cihette imanımızı nasıl ziyadeleştirip iman-ı kâmil sahibi olabiliriz?

Belki de bunun en kısa yolu: İman hakikatlerinin akli delillerle ispat edildiği eserleri okumak ve iman hakikatlerini delilleriyle bilmektir. Bu hususta Risale-i Nur külliyatını nefsime ve sizlere tavsiye ediyorum.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin