a
Ana SayfaMuhtelif Konular14. Kur’an’da nesh var mıdır?

14. Kur’an’da nesh var mıdır?

Nesh: Herhangi bir ibadete veya muameleye ait dinî bir hükmün ve emrin yerine daha sonradan diğer bir hükmün ve emrin gelmesidir. Bu işe “nesh”, yeni gelen hükme “nâsih”, hükmü kaldırılmış ayete de “mensuh” denir. Mensuh olan ayetle artık amel edilmez.

Nesh temel inançlarda, haber ve kıssalarda olmaz; sadece emir ve yasaklarda olur. Çünkü verilen bir haber, anlatılan bir kıssa ve iman hakikatlerinin bahsedildiği ayetlerden bir ayetin hükmü kalksaydı, o zaman ayetlerde bir çelişki olurdu. Bu ise Kur’an hakkında muhaldir.

Nesh meselesi çok önemli bir meseledir. Zira Kur’an düşmanları, neshten haberi olmayan Müslümanları hileyle aldatmaya çalışmakta ve onların imanını çalmak istemektedir. Bu iman hırsızları, ilmî birikimi olmayan kişilere şöyle sözler söyler:

— Sen Kur’an’a inanıyorsun ama Kur’an’da çok çelişkiler var. Mesela Bakara suresinin 240. ayetinde, eşleri ölen kadınların 1 sene iddet beklemeleri emredilirken, yine aynı surenin 234. ayetinde 4 ay 10 gün iddet beklemeleri emredilmiş. Bunlardan hangisi doğru? Birbirine zıt bu iki emrin aynı anda uygulanması mümkün değildir. O hâlde bu ayetlerde bir çelişki vardır.

İşte onlar bu gibi hezeyanları gerçek gibi sunmakta ve Kur’an ilmine vakıf olmayan, değil Kur’an’da neshi bilmek, nesh kelimesini bile ilk defa duyan kişileri aldatmaya çalışmaktadırlar.

Burada aldatmaya çalışan kişi kadar bu meseleyi bilmeyen Müslüman da mesuldür. Çünkü o, Kur’an’ı ve içindeki meseleleri öğrenmekle mükelleftir. Belki de bu vazifeyi yerine getirmediğinden ve kendi kitabına karşı lakayt kaldığından dolayı -bir ceza olarak- böyle şüphelerle boğuşur.

Eğer o, eşleri ölen kadınların iddet bekleme müddetinin İslam’ın başında 1 sene olduğunu; bu hükmün daha sonra gelen ve bu müddeti 4 ay 10 gün olarak belirleyen ayetle hükümden düştüğünü; hâlihazırda geçerli olan hükmün de 4 ay 10 gün olduğunu bilseydi kalbi vesveselerle yaralanmayacaktı.

Bizler bu bahiste bu meseleyi detaylı bir şekilde işleyeceğiz. Bu sayede inşallah misyoner ve münafıkların bir hilesi daha neticesiz kalacak.

İmam Kurtubî Hazretleri nesh hakkında şöyle der:

— Neshi delilleriyle birlikte bilmeye her ilim adamı mecburdur. Neshi yalnız beyinsiz ve cahiller reddeder. Kur’an’daki hüküm ayetlerinden herhangi bir hükmün alınması ve helal ve haramın bilinmesi ancak neshi bilmek ile mümkündür. Bunu bilmeyenler, İslam âlimlerinin ittifakı ile neshin Kur’an’da var olduğu bilgisinden mahrumdurlar.

Kur’an’da neshin olduğu Bakara suresi 106. ayette şöyle beyan buyrulur:

مَا نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا

Biz neshettiğimiz veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ondan daha hayırlısını veya benzerini getiririz. (Bakara 106)

Yine Nahl suresi 101. ayette şöyle buyrulur:

وَإِذَا بَدَّلْنَا آيَةً مَكَانَ آيَةٍ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ مُفْتَرٍ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ

Biz bir ayeti diğer bir ayetin yerine getirdiğimiz vakit -ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilendir- onlar dediler ki: “Sen ancak bir iftiracısın.” Hayır! Onların pek çoğu bilmezler. (Nahl 101)

Bu ayet-i kerimeler Kur’an’da neshin varlığını ispat etmektedir. Bu makamda şöyle bir soru sorulabilir:

— Niçin Kur’an’da nesh var? Neshin hikmeti nedir?

Neshin birçok hikmeti vardır. Bu hikmetleri öğrendiğimizde, Kur’an’da nesh olmasının değil, belki olmamasının bir kusur olduğunu anlayacağız.

Şimdi, maddeler hâlinde neshin hikmetlerini inceleyelim:

1. İslami hükümler insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak içindir. İhtiyaçlar ise zamanın ve mekânın değişmesiyle değişebilir. Bir hükme ihtiyaç olduğu zaman Allahu Teâlâ ihtiyacın halli için bir hükmü emreder. Daha sonra bu ihtiyacın ortadan kalkmasıyla o hükmü ortadan kaldırıp, onun yerine kulları için daha menfaatli ve hayırlı bir hükmü gönderir. Sonradan gönderilen hüküm kullar için daha kolay ve daha menfaatlidir.

Bu, mütehassıs bir doktorun, tedavisinde hastalığın seyrine göre ilaçları değiştirmesine benzer. Bütün peygamberler kalplerin doktoru ve insanların mürebbisi olarak gönderilmişlerdir. Her peygamberin şeriatı, içinde yaşadığı insanların ihtiyaçlarına uygun bir tarzda, tedricî olarak Allah tarafından gönderilmiştir. Bir zaman hastanın tedavisi için verilen ilacın aynı hastayı bir müddet sonra hasta yapması gibi, bir zaman insanların menfaatine olan bir hükmün bir zaman sonra onların zararına olması mümkündür. Böyle bir hükmü Allah’ın kaldırması hikmetinin ve merhametinin iktizasıdır.

2. Allahu Teâlâ Arap kavmini 23 sene gibi kısa bir zamanda, yavaş yavaş terbiye etmiştir. Bu terbiye, Kur’an’ı rehber edinmeyen başka kavimler için birkaç asırda bile mümkün olmazdı. Bu terbiyedeki başarının bir sırrı şudur ki:

Allahu Teâlâ onlara kabiliyet ve güçleri nispetinde hükümler yüklemiştir. Kabiliyet ve güçleri geliştikçe önceki hüküm kaldırılmış ve başka bir hüküm gönderilmiştir.

Eğer Allahu Teâlâ en başta, daha imanları kemal bulmadan onlara zor emirlerde bulunsaydı, onların buna güçleri yetmeyecek ve belki de iman nimetinden mahrum kalacaklardı.

Şimdi şunu bir düşünün:

— İçkinin sular gibi aktığı bir kavimde içki bir anda yasaklansaydı, bu yasağa kaç kişi itaat edebilirdi?

— Ve itaat edemeyenler, itaatsizliklerinin mahcubiyetiyle İslam’ı terk etmezler miydi?

İşte bu sebepten ötürü içki dört mertebede haram kılınmıştır. Yani ne zaman insanlar içkinin haram olduğu hükmüne boğun eğecek bir kemale ulaştılar, işte o zaman içki yasak edildi.

Bu, Allahu Teâlâ’nın kavimler ve fertlerin terbiyesi için seçtiği yoldur.

— Hâl böyle iken, değişen ve kemale ulaşan insan için, Allah tarafından gönderilen bir hükmün diğer bir hükümle değiştirilmesi nasıl anlaşılmaz?

Nesh, Kur’an’ı gönderen Allah’ın -haşa- en son hükmün daha mükemmel olduğunu önceden bilmediğinden değildir. Allahu Teâlâ Müslümanları basamak basamak kemale ulaştırmıştır. Eğer sondaki ağır emirler başta gelseydi sahabeler altından kalkamazlardı. Namazın hicretten bir buçuk sene önce emredilmesi buna delildir.

Şimdi denilebilir mi ki:

— Allah namazı niçin hemen emretmedi de bu kadar bekledi?

Elbette denilemez. Zira Allahu Teâlâ’nın namazı sonra emretmesi hikmetinin gereğidir.

3. Şimdi bir sigara tiryakisini misal olarak ele alalım… Âdeta nikotin deposu olmuş adama diyorsunuz ki:

— Vücuduna zararlı olan bu sigarayı terk et, çünkü senin sigara içmen yavaş yavaş bir intihardır. Sanki elindeki hançeri birden bire değil de yavaş yavaş sinene saplıyorsun…

Hatta bunu ona bir doktor söylese yine de sigarayı bırakmak için bir hayli tereddüt edecektir.

Bırakın onu, bildiği hâlde doktorun kendisi bile küçücük bir alışkanlık olan sigaradan vazgeçemiyor.

Birde alkolik bir kimseyi düşünün…. Bu kimseye birden “İçkiyi bırak.” demek, ona “Fıtratını değiştir.” demek gibi olacaktır.

İnsanların kan ve damarlarına böylesine işlemiş âdetleri ve kötü ahlakı birden kaldırmak mümkün değildir. Bunun için basamak basamak bir terbiye lazımdır ki Kur’an neshleriyle bunu yapmıştır. Bunun aksi, bir insanın birden yirmi bin fitlik bir yüksekliğe çıkması gibi bir şey olurdu ki insan orada hemen ölüverirdi.

Bu makamda şöyle bir soru sorulabilir:

— Neshedilen hükümlerin Kur’an’da kalmasının ve hâlâ ayet olarak okunmasının hikmeti nedir?

Bu soruya iki cihetten cevap verebiliriz:

1. Kur’an-ı Kerim, ihtiva ettiği hükümlerin bilinip tatbik edilmesi için okunduğu gibi, yalnız ibadet ve sevap kazanmak niyetiyle de okunabilir. Bu cihetle Kur’an bir kitab-ı zikirdir. Mensuh ayetlerin kaldırılmaması, okuyanların sevap kazanması ve Kur’an’ın bir kitab-ı zikir olması sebebiyledir.

2. Nesh ayetleri bazen bir önceki ayette bulunan ağır bir hükmü hafifletmek için gönderilmiştir. Kocası ölen kadının 1 sene iddet beklemesinin, 4 ay 10 güne düşürülmesi buna misaldir. İşte ayetin kendisinin kaldırılmaması, önceki hükmün ağırlığını ve Allah’ın hafifletme nimetini hatırlatmak içindir.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin