1. Bu Lem’aya bir derece his ve zevk karışmış
Rabbimizin ihsanı ve inayetiyle Üçüncü Lem’a’nın mütalaasına başlıyoruz. Bu Üçüncü Lem’a öyle kıymetli bir eserdir ki paha biçilemez. İnanın, eğer ehline arz edilse, ehli ona sahip olabilmek için bir hazine verir de verdiğine acımaz; kendini bu ticaretten dolayı bahtiyar bilir.
Kim ki bu lem’ayı kendini muhatap ittihaz ederek okursa -izn-i İlahî ile- dünya aşkından kurtulur ve dünyaya muhabbetin ne kadar manasız olduğunu anlar.
Bu lem’anın mütalaasında şöyle bir yol takip edeceğim: Mütalaayı sadece kendi nefsim için yapacak, nefsimle konuşacak ve hakikati ona kabul ettirmeye çalışacağım. Bununla da manevi hastalıklarıma bir merhem sürüp dünya aşkından kurtulmaya niyet edeceğim.
Yani muhatap nefsimdir. Sanki Üstad Hazretlerinin kapısını çalmışım, ona hâlimi arz etmişim; “Üstadım, ne yaptımsa ben bu dünya sevgisinden kurtulamıyorum.” demişim de Üstad Hazretleri de bana bu eseri yazmış ve “Bu lem’ayı teenni ile mütalaa eyle; şifan bundadır.” demiş. Ben de almışım ve bana özel yazılan bu eseri mütalaaya başlamışım.
İşte bu mütalaadaki hâlet-i ruhiyem budur. Kendimi muhatap almışım, kendim için okumuşum, yaralarıma merhem sürmeye çalışmışım; yazdıklarımı okuyanları da kendime ders arkadaşı kabul etmişim.
Zaten Risale-i Nurlar her daim bu usulle okunmalı. Kişi kendini muhatap almalı ve o risale sanki ona özel yazılmış gibi teenni ile mütalaa etmeli. İnşallah bu lem’anın mütalaası bu usulle okumaya güzel bir numune olur.
Mütalaaya şu dua ile başlıyorum: Ya Rabbi! Bu eseri manevi hastalıklarımıza şifa eyle. Bahusus dünya sevgisinden kurtulmamıza vesile eyle. Bu eserle kalplerimizi kesretten vahdete çevir; kalplerimizdeki dünya aşkını sana olan aşk ile tebdil eyle. Bizi de Molla Camiler, Yunuslar, Mevlanalar gibi âşık eyle. Hiç değilse aşkın kokusunu uzaktan da olsa koklat ve aşkın bir lem’asını kalbimize ilka eyle. Âmin.
ÜÇÜNCÜ LEM’A
Bu lem’aya bir derece his ve zevk karışmış. His ve zevkin coşkunlukları ise aklın düsturlarını, fikrin mizanlarını çok dinlemediklerinden ve müraat etmediklerinden bu Üçüncü Lem’a mantık mizanları ile tartılmamalı. (3. Lem’a)
(Müraat: Riayet etme)
Duydun ey nefsim! Bu lem’ayı mantık mizanlarıyla tartmamalısın. Çünkü bu lem’aya aşk ve zevk karışmış. Aşk ve zevk aklın düsturlarını ve fikrin mizanlarını dinlemez.
Madem bu lem’ada takip edilen usul budur, o hâlde her cümleye itiraz parmağını uzatıp, meseleyi akla ve mantığa götürme! Kalbini, hissini ve zevkini muhatap eyle. Bırak akıl ve fikir biraz dinlensin; kalp ve zevk coştukça coşsun… Her coşmada da kalbine aşkın lem’aları düşsün, muhabbetullahın boyasıyla boyansın!
Metne devam edelim:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
ayetinin mealini ifade eden يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي ، يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي iki cümlesi mühim iki hakikati ifade ediyorlar. (3. Lem’a)
Ey dünyaperest nefsim! Bak, ayet-i kerime ne diyor? Diyor ki: “Her şey helak olacak; Allah’ın zatı müstesna! Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.”
İşte bu ayetin beyanıyla anla ki: Her neyi sevdiysen helak olacak; gönlünü her neye bağladıysan zevale düşüp kaybolacak. Allah müstesna…
O hâlde ey nefsim! Sana düşen, gönlünü fâni mahbublardan çevirip Allah’a yönelmektir. Fâniyi terk edip Bâki’ye dönmektir. Bâki’nin aşkıyla kendinden geçip fânileri unutmaktır…
Hem ayet diyor ki: Hüküm Allah’ındır ve Allah’a döndürüleceksiniz!
Ey nefsim! Allah’a döndürüldüğünde hâlin nice olacak? Sana verilen muhabbet duygusunu ne kadar boş şeylerde kullandın. Hâlbuki bu duygu sana Allah’ı sevmen için verilmişti. Sen ise israf ettin; elmas kıymetindeki bu duygu ile cam şişeleri satın aldın.
Ey nefsim! Fırsat kaçmış değildir. Bu lem’aya iyi kulak ver ve iyi dinle ki fâniye olan aşktan kurtulasın ve yüzünü Bâki-i Zülcelal’e dönesin.
Şimdi, ayet der ki:
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
“Her şey helak olacak; Allah’ın zatı müstesna! Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas 88)
يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي ، يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي iki cümlesi de hem bu ayetin mealini hem de mühim iki hakikati beyan ediyormuş. (Hakikatlerin beyanı sonraki derslerde karşımıza çıkacak.)
Üstadımız bu iki cümlenin kıymetini şöyle ifade ediyor:
Ondandır ki Nakşîlerin rüesasından bir kısım, bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-i mahsus yapıp muhtasar bir hatme-i Nakşiye hükmünde tutuyorlar. (3. Lem’a)
(Rüesa: Reisler / Hatme-i mahsus: Hususi hatme / Muhtasar: Kısa / Hatme-i Nakşiye: Nakşî tarikatına mahsus hatme)
Ey nefsim! Bu iki cümlenin kıymetini anladın mı? Kıymetini iyi anla… Çünkü bu zikirleri terkinin sebebi kıymetini anlamadığındandır.
Bak, bu zikirler o kadar kıymettarmış ki Nakşîlerin rüesasından bir kısım, bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-i mahsus yapmışlar. Ve bu zikirleri muhtasar bir hatme-i Nakşiye hükmünde tutuyorlar.
Eee, altının kıymetini kuyumcu anlarmış. Bir pırlanta çocuğun eline düşse ne ola ki… Bir hırsız bir balonla onu kandırır ve elindeki pırlantayı balonla değiştirir.
Sen de böyle olmuşsun ey nefsim… Şeytan pırlanta hükmündeki bu zikirleri elinden almış, balon hükmündeki fâni lezzetlerle seni kandırmış. İnşallah bu eser uyanmana vesile olur da balonu patlatır ve pırlantaya on elinle yapışırsın.
Üstadımız şöyle diyor:
Madem o azîm ayetin mealini bu iki cümle ifade ediyor. Biz bu iki cümlenin ifade ettiği iki hakikat-i mühimmenin birkaç nüktesini beyan edeceğiz. (3. Lem’a)
Nüktelerin mütalaasını sonraki derslere bırakıp bu dersimizi burada noktalayalım. Bu derste şu bölümü mütalaa ettik:
ÜÇÜNCÜ LEM’A
Bu Lem’aya bir derece his ve zevk karışmış. His ve zevkin coşkunlukları ise aklın düsturlarını, fikrin mizanlarını çok dinlemediklerinden ve müraat etmediklerinden bu Üçüncü Lem’a mantık mizanları ile tartılmamalı.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
ayetinin mealini ifade eden يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي، يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي iki cümlesi mühim iki hakikati ifade ediyorlar. Ondandır ki Nakşîlerin rüesasından bir kısım, bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-i mahsus yapıp muhtasar bir hatme-i Nakşiye hükmünde tutuyorlar.
Madem o azîm ayetin mealini bu iki cümle ifade ediyor. Biz bu iki cümlenin ifade ettiği iki hakikat-i mühimmenin birkaç nüktesini beyan edeceğiz. (3. Lem’a)
Yazar: Sinan Yılmaz