a
Ana SayfaŞefaat30. “Allah mı güçlü yoksa Peygamber mi güçlü?” diyenlere cevap

30. “Allah mı güçlü yoksa Peygamber mi güçlü?” diyenlere cevap

Şefaati inkâr edenlerin sözlerine cevap vermeye devam ediyoruz. Onlardan bazıları şöyle diyor:

— Cehenneme atan Allahu Teâlâ. Şimdi bir yargıç düşünün, zanlıyı hapse mahkûm etti. Sonra biri geldi dedi ki: “Ben açarım hapishanenin kapısını, bunu buradan çıkartırım.” Kim güçlü? O yargıç mı güçlü yoksa onu çıkaran mı? Çıkaran güçlü değil mi? Çünkü onun dediği oluyor. Allah cehenneme atıyor, Peygamber çıkarıyor. Kim güçlü? Peygamber daha güçlü…

Onlar bu sözleriyle yine hadlerini aşıyorlar! Şöyle ki:

Şefaati inkâr ettirmek için önce bir soru soruyorlar:

— Allah mı güçlü yoksa Peygamber mi güçlü?

Siz, “Allah güçlü.” dediğinizde, “O hâlde Allah’ın cehenneme attığını Peygamber nasıl çıkaracak? Eğer şefaati kabul edersen Peygamberi daha güçlü kabul etmiş olursun.” diyorlar.

Bizim zavallı Müslüman da “Doğru ya! Peygamber Allah’tan daha mı güçlü ki Allah’ın cehenneme attığını çıkarabilsin.” diyor.

Bunlara şunu sormak istiyoruz:

— Siz hangi Ehl-i sünnet âlimin kitabında şefaat için, “Şefaat Allah’ın cehenneme attığını Peygamberin cehenneme gidip kurtarmasıdır.” diye bir tanım okudunuz?

— Hangi âlim, “Peygamber cehenneme gider ve Allah’ın izni ve rızası hatta haberi olmadan müminleri kurtarır.” demiş?

Sizin yaptığınız izah bu mantık üzerine kurulmuş. Sanki biz şefaati Allah’ın cehenneme attığı kulu, Allah’ın izni ve rızası olmadan Peygamberimiz (a.s.m.)’ın kurtarması olarak algılıyoruz; siz de bizi irşad ediyor ve diyorsunuz ki: Allah mı güçlü yoksa Peygamber mi güçlü?

Bu nasıl bir iftira! Hiçbir âlimin söylemediği hatta vicdanların dahi kabul edemeyeceği bir şefaat tanımı yapıp, sonra bu tanımı bize yamayıp, sonra da işi “Allah mı güçlü Peygamber mi güçlü?” noktasına getirmek nasıl bir bakış açısıdır ve nasıl bir cerbezedir!

Biz eserin başından beri şefaati tarif ediyoruz! Sizin anlamakta zorlandığınız tanımı bir daha yapalım:

Şefaat: Bir kimsenin suçunu affettirmek ve kendisinden cezayı kaldırmak için, o kişi hakkında Allah’a yapılan bir duadır ve niyazdır. Bu tarif Ehl-i sünnet âlimlerinin yaptığı tariftir.

Peygamberler dâhil hiç kimse Allah’ın izni olmadan cehenneme gidip, Allah’ın rızası olmadan bir kimseyi kurtaramaz. Peygamberler ve salih kullar sadece bir kimsenin affı için Allah’a dua eder ve niyazda bulunurlar. Eğer Allah o duayı kabul ederse, “Falan kul, falan kula şefaat etti.”denilir. Bunun manası, o kulun duası hürmetine Allah falan kimseyi affetti, demektir. Eğer duası kabul edilmezse, “Falan kula şefaat etmek istedi ancak şefaati kabul edilmedi.” denilir.

— Şefaatin manası bu iken, siz nasıl oluyor da meseleyi “Allah mı güçlü Peygamber mi güçlü?” noktasına getiriyor ve şefaati kabul edenleri Peygamberi daha güçlü kabul etmekle itham ediyorsunuz?

— Peygamberin duasından ibaret olan şefaati niçin yanlış anlatıyorsunuz?

— Niçin şefaati Allah’ın cehenneme attığı kulu Peygamberin izinsiz olarak çıkarması olarak tarif ediyorsunuz?

— Bu tarifi hangi vicdan kabul eder?

— Siz hiç ahiret gününden korkmuyor musunuz?

Kendilerine attığınız bu iftiralar karşısında âlimler karşınıza dikilip, “Bize niye iftira attınız, söylemediğimiz sözleri niçin bize yamadınız, niçin hakkımızda suizanna sebep oldunuz?” dediklerinde ne cevap vereceksiniz? Allah’tan hiç mi korkmuyorsunuz? Bilin ki iftira büyük bir günahtır!

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin