23. “Şefaatin olduğunu söylemekte günaha teşvik vardır.” sözüne cevap
Şefaati inkâr edenlerin sözlerine cevap vermeye devam ediyoruz. Bu dersimizde şu sözlerine cevap vereceğiz:
Onlar diyorlar ki:
— Büyük günah işleyenler için şefaatin olduğunu söylemekte günahlara teşvik vardır. Bu ise caiz değildir.
Onlara cevabımız şudur: Hayır, hiç de öyle değil! Çünkü biz şefaatin vacip olduğunu söylemiyoruz ki kul azaptan emin olsun, şefaate güvenip dayansın ve günahları işlemeye cesaret etsin. Biz, “Şefaat caizdir ve büyük günah işleyenler için -Allah’ın izniyle- mümkündür.” diyoruz. Vacip olması farklıdır, mümkün olması farklıdır.
Şefaati inkâr edenlere şunu da sormak istiyoruz:
— Siz şefaatin hak olduğunu beyan eden hangi eserde, “Şefaate güvenin, her türlü günahı işleyin, zaten şefaatle kurtulacaksınız.” gibi ifadeler gördünüz?
Hangi âlim böyle sözler etmiş, bize gösterin de bilelim.
Gösteremezsiniz! Bilakis bütün âlimler şöyle demiştir: Şefaat ancak Allah’ın izniyledir. Allah razı olmadan kimse kimseye şefaat edemez. Şefaate güvenmeyin. Şefaat bir güven makamı değil, ümit ve reca makamıdır.
— Âlimler bundan başka bir şey demiş mi?
Onlar dememişken; bırakın demeyi, şefaate güvenmemeyi nasihat etmişken, sizler nasıl olur da “Şefaat inancında günahlara teşvik vardır.” dersiniz. Allah’tan korkun!
Şimdi, şefaate inanmakla inanmamak arasındaki farkı tahlil edelim. Bakalım hangisi Kur’anîymiş?
– Şefaat inancı, Allah’ın af ve mağfiretinden ümidimizi kesmememizi sağlar.
– Şefaatin olmadığına ve büyük günah işleyenlerin ebedî cehennemde kalacaklarına inanmak ise kişinin ümidini yok eder ve Allah’ın rahmetinden ümit kesmesine sebep olur. Allah’ın rahmetinden ümit kesmek de küfürdür.
Nitekim Yusuf suresi 87. ayette şöyle buyrulur:
وَلاَ تَيْأَسُوا مِنْ رَوْحِ اللَّهِ إِنَّهُ لاَ يَيْأَسُ مِنْ رَوْحِ اللَّهِ إِلاَّ الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ
Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Zira Allah’ın rahmetinden kâfirler kavminden başkası ümit kesmez. (Yusuf 87)
Ayetin ifade ettiği gibi, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek kâfirlerin işidir. Mümin rahmet-i İlahiyeden ümit kesmez.
Kur’an, “Allah’tan ümit kesmeyin.” diyor. Mutezile ise “Şefaat, Allah’ın rahmetine karşı ümitlendiriyor; bu da günaha teşviktir.” diyor. Bu sebeple de şefaati inkâr ediyor.
— Mutezile’nin Kur’an’dan ne kadar uzak olduğunu anladınız mı?
Şimdi Mutezile’ye diyoruz ki:
Ey Mutezile mensupları! Sizler, “Şefaat inancı Allah’ın rahmetine karşı ümitlendiriyor. Bu da günaha cesaret veriyor. Bu yüzden şefaat olmamalı.” diyorsunuz. O hâlde göstereceğimiz şu ayetler de size göre yanlış olmalı…
Zümer suresi 53. ayette şöyle buyrulmuş:
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
De ki: Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. (Zümer 53)
Ey Mutezile mensupları! Bu ayet size göre yanlış değil mi? Çünkü bu ayette, “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” buyrulmuş. Bir de Allah’ın bütün günahları bağışlayacağı bildirilmiş. Size göre, bu beyan günaha cesaret veriyor, hemen Kur’an’dan çıkartılmalı!
Peki, Furkan suresi 70. ayete ne diyeceksiniz? Orada da şöyle buyrulmuş:
إِلاَّ مَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحًا فَأُولَئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا
Ancak tövbe edip iman eden ve salih bir amelle amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır ve çok merhamet edicidir. (Furkan 70)
Ey Mutezile! Siz bu ayete de kızarsınız. Bakın, bu ayette sadece aftan da bahsedilmiyor; bir de günahların sevaba çevrileceğinden bahsediliyor. Siz şimdi dersiniz ki:
— Olur mu ya! Adam bir ömür boyu günah işlesin, sonra tövbe edip salih amel işlesin ve onun bütün günahları sevaba çevrilsin. Bunda günaha teşvik vardır. Kişi, nasıl olsa Allah günahlarımı sevaba çevirecek diye günahta cesaret bulur.
Böyle mi diyorsunuz? Eee, Şefaate, “Allah’ın rahmetini umdurup günaha teşvik eder; bu sebeple olmamalı.” diyen bir zihniyet, Allah’ın günahları sevaba çevirdiğini beyan eden bu ayete karşı ne demez ki?
Biz de size diyoruz ki:
— Sizler Allah’ın rahmetine sınır mı koyuyorsunuz?
— Allah’ın rahmetinin taksimat memuru musunuz?
— Allah’a iş mi öğretiyorsunuz?
Allah dilerse bütün günahları affeder. Dilerse hepsini sevaba çevirir. Dilerse bir köpeğe su veren günahkârı cennetine koyar.
— Siz kim oluyorsunuz da Allah’a, “Bunları affedemezsin, günahlarını sevaba çeviremezsin; bak, kulların günahta cesaret bulur.” diyorsunuz. Haddinizi bilin haddinizi!
Size burada, Allah’ın bütün günahları affedebileceğiyle ilgili onlarca ayet gösterebiliriz. Yine Allah’a karşı ümit beslememiz gerektiğini beyan eden onlarca ayet yazabiliriz. Hâl böyle iken, sizler nasıl oluyor da şefaati inkâr edebilmek için, “Şefaat inancı Allah’ın affına karşı umutlarımızı artırır; bunda da günahlara teşvik vardır.” diyorsunuz?
Allah size akıl ve insaf versin!
Kardeşlerim, Mutezile’nin sözünün Kur’an’dan ve akıldan ne kadar uzak olduğunu gördünüz. Ama maalesef hâlâ birileri bu millete Mutezile’nin batıl fikirlerini satmaya çalışıyor. Allahu Teâlâ bu Mutezile kalıntılarının şerrinden ümmet-i Muhammed’i muhafaza eylesin. Âmin.
Yazar: Sinan Yılmaz