28. “Şefaat istemek cehenneme girmeyi istemektir.” sözüne cevap
Şefaati inkâr edenlerin sözlerine cevap vermeye devam ediyoruz. Onlardan bazıları diyor ki:
— Büyük günah işlemeyenin şefaate ihtiyacı mı olur? O zaman “Şefaat ya Resulallah!” diyenler, “Biz cehenneme girelim de sen bizi kurtar.” demek istiyorlar.
Bu sözün sahiplerine göre, şefaat istemek cehenneme girmeyi istemekmiş. Şefaat isteyenler de “Biz cehenneme girelim, sen bizi kurtar.” demek istiyorlarmış.
Böyle diyenlere soruyoruz:
— Eğer şefaat istemek cehenneme girmeyi istemekse, “Ey Rabbimiz, bizi affet!” diyerek af istemek de günah işlemeyi istemektir. Çünkü af günahtan sonradır. Sizin mantığınıza göre, günah işlemeyenin af dilemeye ihtiyacı olmaz. Birisi af diliyorsa, aslında günah işlemeyi diliyordur.
Hatta size göre, Allah’ın Kur’an’da af dilememizi emretmesi de yanlış olmalıdır. Zira affı günah işleyen diler.
Öyle ya, şefaat istemek -şefaat cehennem ehline olacağı için- cehenneme girmeyi istemekse; af dilemek de -af günah sahiplerine olacağı için- günah işlemeyi dilemektir. Hatta Allah’ın “Af dileyin.” emri de -affı büyük günah sahipleri dileyeceği için- büyük günah işleyin manasındadır.
— “Şefaat istemek cehenneme girmeyi istemektir.” sözünüzdeki mantıksızlığı gördünüz mü?
— Ve bu mantıkla yola çıktığınızda neleri kabul etmek zorunda kaldığınızı anladınız mı?
Şimdi olaya başka bir cihetten bakalım:
Peygamberler ve bazı özel kullar hariç kimse günahtan masum olmamıştır. Günah işlemeyen kim vardır ki af ve şefaat dilemeye muhtaç olmasın? Hatta insanın muhtaç olmadığını zannetmesi bile başlı başına bir kusurdur. Çünkü bunda kişinin kendi ameline güvenmesi vardır. Amele güvenmek ucubtur ve ucub manevi bir hastalıktır. Bu sırdandır ki Allahu Teâlâ Necm suresi 32. ayette şöyle buyurur:
فَلاَ تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمْ “Nefislerinizi tezkiye etmeyin.” Yani temize çıkarmayın, “Ben günahsızım, masumum, hiç günah işlemedim; hatam, kusurum yok.” demeyin. هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَى Çünkü Allah takva sahibini en iyi bilendir.
— Kur’an böyle derken, biz nasıl olur da kendimizi tezkiye eder ve kendimizi günahsız biliriz?
— Kur’an onlarca ayetiyle bizi af dilemeye, tövbe etmeye davet ederken; biz nasıl olur da kendimizi masum bilir ve af dilemekten yüzümüzü çeviririz?
— Nasıl olur da şefaate nail olma arzusunu cehenneme girmeyi istemek kabul ederiz?
Ey bu sözün sahipleri! Sizlerin hiç mi insafı yok? Siz nasıl olur da bir Müslüman’ın gönlündeki, Peygamberin şefaatine nail olma arzusunu cehenneme gitmeyi istemekle izah edersiniz? O zaman size soruyoruz:
İmam Tirmizî’nin, İbni Mâce’nin, Ahmed İbni Hanbel’in naklettiği hadis-i şerifte Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
شَفَاعَتِى لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِى Benim şefaatim ümmetimden büyük günah sahipleri içindir. (Tirmizî, Kıyâme, 11; İbni Mâce, Zühd, 26; Ahmed İbni Hanbel, 3/113)
— Şimdi, Peygamberimiz (a.s.m.) size göre, büyük günah işlememizi ve cehenneme girmemizi mi nasihat ediyor?
Yine Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
شَفَاعَتِى يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَقٌّ “Kıyamet günündeki şefaatim haktır.” (El-Mutteki, Kenzül Umman, 14/399)
— Peygamberimiz (a.s.m.) bu sözüyle, “Büyük günah işleyin ve cehenneme girin” mi demek istiyor?
Yine İmam Tirmizî Hazretlerinin Sünen’inde naklettiği ve hasen kabul ettiği hadis-i şerifte Enes b. Malik Hazretleri şöyle der:
— Ey Allah’ın Resulü! Bana kıyamet gününde şefaat eder misin?
Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle cevap verir:
— Allah izin verirse ederim.
Size göre, Hazreti Enes cehenneme girmeyi mi istedi? Peygamberimiz de ona, “Çalışır, cehenneme girebilirsen sana şefaat ederim” mi demek istedi?
Ne kadar saçmaladığınızın farkına vardınız mı? Biraz aklınız ve insafınız varsa bu sözünüzden döner ve Allah’tan af dilersiniz!
Allahu Teâlâ size hidayet etsin ve şerrinizden ümmet-i Muhammed’i muhafaza eylesin. Âmin.
Yazar: Sinan Yılmaz